3 Şubat 2011 Perşembe

Ben, Madde ve Sonsuzluk

Bildiğimiz ve gördüğümüz herşeyin göründüğünden çok daha derin anlamlarının olduğu bir hayat, bir dünya ve evrende yaşamaktayız. Yüzeysel bakış açılarının son bulduğu yer olan metafizik dünyadan bahsediyorum. Tüm varlıklığımızla ilgili merakla aradığımız soruların cevabının gizlendiği alandan bahsediyorum. İlk bakışla edindiğimiz fikirlerden ve görünen evrenin ötesindeki derin evrenden bahsediyorum.


Tüm bildiğimiz değerlerin, kural ve kuramların geçersiz olduğu ve evrenimizin üzerinde kendini var ettiği metafizik evrenden bahsediyorum. Yanlız bu anlattığım, bilinmeyen metafizik evrenle ilgili bilgiler, real olmayan ama gerçek dışıda olmayan fikirlerin kabul ettiği ve anlattığı sonsuz dünya, biz o dünyanın içindeyiz ama bir türlü bağlantı kuramıyoruz değil mi? Acaba neden bağlantı kuramıyoruz ? Bağlantı yolları çok mu gizli? Yada çok basit biz mi göremiyoruz? Algılar ve düşünce sistemimiz bunları algılayacak yeteneklerden yoksun olabilir mi? Nedir bu içinden çıkamadığımız durum, herşeyin bittiği yerde başlayan metafizik dünyanın kapıları nerde acaba? Madde üzerinden yürütülen çalışmalar bu kapıyı aralayabilecek mi? Yada metafizik evrenin yani mananın işlendiği tasavvufa gerekenden fazla ilgi gösteremiyoruz mu? Daha derin bakış açıları acaba bize bu dünyayı yüzeysel anlatıyor olabilir mi? Evrendeki düzen veya bazıları için kaos, mutlak bir bilinç ve irade sonucu ise anlaşılmazlık bizim dar açıdan baktığımız anlamına geliyor olabilir mi? Yada sonsuzluk çukurundaki evrenimiz, bu çukurdaki tek gerçek olmayan olgu olabilir mi? Her şey atomdan ibaretse, atomda boşluktan meydana geliyorsa o zaman ne gerçek? Yada sonsuzluğun vücut bulma çabalarının bir parçası olabilirmiyiz? Hangi açıdan bakarsak bakalım biz, dünya ve evren yüzeysel değiliz çok deriniz hata bizim algılarımızın idrak edemeyeceği kadar.


Madde sinerjilerinin sonucu olan canlılar, içinde yaşadığımız dünya, dünyanın içinde bulunduğu evren ve bunları kontrol altında tutan bilinç, tüm bildiklerimiz bunlar bizi kontrol altında tutan güç, var oluşumuz gereği bizi bu algılardan yoksun bırakmış olabilir mi? Yada varlığımızla ilgili küçük veya tek bir sır hepimizin sonu olabilir mi? Eğer sonsuzlukta boşluklardan, içi boş olan atomlardan meydana gelmişsek demek ki bizi ayakta tutan bilinçtir ya da tüm evren bu gerçeklere rağmen yinede vardır. Evreni ve herşeyi yöneten bu muazzam bilinç neden kendi sırlarını ele versin ki yada bu eser, sahibi dışında deşifre edilemez ve içeriği öğrenilemez kurallarıyla donatılmış olabilir. Sonsuzluk çukurunda maddenin hiçlik içinde var olmasıyla biz kendi kural, ölçülerimizle ve rakamlar yardımıyla kendimize bir ömür biçtik buna da zaman dedik, zamanda yolculuk bile hayallerimizi süsledi yanlız gerçek olan sade akıllla düşündüğümüzde bile zamanın sadece madde olduğu gerçeği ortaya çıkmakta, madde olmadan önce olmayan zaman maddenin varlığıyla konumlandırıldı. Zamana sadece 3 boyutun varlığı veya sonsuzluktaki enerji alış-verişi ya da maddenin sonsuzluktaki direnişi veya maddenin devinimi de diyebiliriz. Eğer madde içi boş olan atomlardan meydana geldiyse yaşadıklarımız bir hayal mi? Biz mi gerçeğiz? Madde mi? Yoksa metafizik dediğimiz sonsuzluk mu? Madde boşluktan oluştuysa bu yaptığımız eylem ve fiillerimiz ne manaya geliyor? Yada hiç bir şey gerçek değil sadece sonsuzlukta bilinç alanları ile örülü bir düzenin içinde yaşadığımızı zan ediyor olabilir miyiz?


Düşüncelerimizin durduğu anlam ve manaların yetersiz kaldığı bir duvar beliriyor nasıl bir duvar mı ? Düşüncelerimizi odaklayamadığımız, son aşamalara geldiğimizi zan ettiğimiz anda tüm düşüncelerimizi savuran anlam kargaşaları yaşatan ama bir türlü tarif edemediğimiz bir duvar, buna yetilerimizin algı sınırıda diyebiliriz, tüm düşünce denemelerimizin son bulduğu yer, sonsuzluk ve metafizik sınırlarının bizdeki limitide olabilir bu duvar diye düşünüyorum.


Kaynak: zaman,sonsuzluk, 3 boyut için genel kültür ansiklopedi
Turan Zengin

2 Şubat 2011 Çarşamba

Eklem Ağrılarına Ne İyi Gelir

 


Geçen aylarda sol el bileğimde bir acı hissettim ve ne olduğunu anlayamadım. Beni o kadar rahatsız etti ki ağırlık çalışırken bileğimi sargı bezi ile sabitlemek zorunda kaldım. Sanırım senelerce aikido yapmanın, özellikle ısınmadan kote gaeshi hareketi denemenin bir bedeli bu olsa gerek…


 


Bu hafta sizlerle bu konuyu paylaşmak istedim çünkü her ne kadar “belli etmemeye çalışmak” ilk tepkimiz olsa da, yaptığım araştırmalara göre Ülkemizde yaklaşık 5 milyon kişi eklem yıpranmasına bağlı ağrılardan muzdarip olduğunu anladım.


 


Özellikle yaşı geçkin kişilerde sıklıkla görülen, eklem ağrıları yaşam sevincini yok edebilir, spor yapmayı ızdırap haline getirebilir ve bazen her adımı sıkıntılı yapar. Ancak eklem ağrılarına teslim olan bir kişi ağrılardan dolayı hareketlerini kısıtlamaya başlarsa kendisine en büyük kötülüğü yapmış olur. Eklem ağrılarının ve rahatsızlıklarının nedenleri çeşitli olabilir…


·         Aşırı kilolu olmak


·         Çok az hareket etmek


·         Uzun zaman ağırlığın tek bir tarafa yüklenmesi


·         Doğuştan ya da sonradan olan eklem kusurları en önemli nedenlerdir.


 


ZAMAN GEÇTİKÇE


Eklem ağrıları, genel anlamda, eklemlerdeki kemik uçlarını koruyan kıkırdağın aşınmasıyla başlar. Normalde bu kemik uçlarında yumuşak, elastik bir kıkırdak kılıfı vardır. Sürekli yük, kıkırdakları pürüzlendirir, elastikiyetini azaltır ve kıkırdaklar giderek incelir, kırılgan olurlar. Kıkırdak tamamen aşınıp, kemikler birbirine sürtünmeye başlarsa artroz ağırlaşır. Ağrılar başlar ve eklem hareketlerinde azalma olur. İş bununla da kalmaz. Kıkırdakların yıkımı ile iltihap uyarıcı maddeler eklem sıvısına karışarak, eklem kapsülünde şişme ve ağrılı iltihaba yol açabilir.


 


 


GLUKOZAMİN ve KONDROİTİN


Özellikle spora hayatını adamış profesyoneller, kas, kemik ve eklemlerini normal bir kişiden çok daha fazla kullandıkları için sık sık eklem ağrılarına maruz kalırlar. Bu gibi durumlarda elit sporcuların baş vurduğu kuvvetli bir besin takviyesinden bahsetmek istiyorum sizlere… Profesyonel sporcular, eklemin hasar gördüğü durumlarda, eklem hasarının ilerlemesini yavaşlatmak, kıkırdağın rejenerasyonunu sağlamak, eklemlerin fonksiyonlarını iyileştirmek, eklemleri koruyup güçlendirmek ve kronik ağrıyı azaltmaya yardımcı olmak amacı ile glukozamin ve kondroitin isimli gıda takviyesi kullanırlar. Glukozamin ve kondroitin kıkırdak dokunun yenilenmesinde etkili olan önemli bileşikler olup metabolizma tarafından doğal olarak üretilirler. Ağız yoluyla alınan glukozamin vücutta, kollajen lifler, su ve çok az kondrosit hücreleri ile beraber kıkırdağın oluşumunu yenilemeye yardımcı olabilir. Yapılan araştırmalar, glukozamin ve kondroitin sülfatın kireçlenme semptomlarını azalttığını ortaya koymuş. Aklınızda bulunsun!


 


 


KİREÇLENMEYE BİTKİSEL ÇÖZÜM MÜ?


Zerdeçalın aktif içeriği olan kurkumin isimli bir madde, Arizona Üniversitesinde yapılan son çalışmalarda, eklem ağrılarını gidermede oldukça başarılı bulunmuş. Öyle ki başarı oranı anti-enflamatuar ilaçlarla karşılaştırıldığında daha yüksek gibi görünüyor. Özellikle glukozamin ve kondroitin gibi besin destekleriyle birlikte kullanıldığında tenisçi-golfçü dirseği semptomlarında bile çok etili olduğu, ibuprofen gibi ağrı kesicilerden daha iyi sonuç verdiği de gözlemlenmiş.


 


Balık yağının da eklemleri yağlayabileceğine dair birkaç araştırma var elimde ama daha henüz inceleme fırsatı bulamadım. Yine de balık yağının kalp damar sağlığı için de çok önemli olduğunu zaten hepimiz biliyoruz, öyle değil mi?


 


KİREÇLENMEYE NE İYİ GELİR?


Bu anlattıklarım kireçlenme konusunda da destekleyici olabilirler, denemekte fayda var diye düşünüyorum! Yalnız mutlaka aile hekiminize bir danışın, çünkü glukozamin aslında glutamin amino asidi ile glikoz bileşimi olduğundan kan şekeri düzeyini yükseltici etki yapabilir… diyabet hastalarının dikkate alması gereken bir konu!


 


Bir başka dikkat edilmesi gereken nokta ise glukozamin’in "chitin" adlı bir maddeden üretildiği için deniz ürünlerine alerjisi olanlarda etkileşim yapabileceği konusudur.


.

1 Şubat 2011 Salı

İhracatta Zorunlu Standart Ve Kalite Kontrollerinin Risk Esaslı Yapılması Amacıyla Firmaların Sınıflandırılmasına Dair Dış Ticarette Standardizasyon Tebliği

Dış Ticaret Müsteşarlığınca 29.01.2011 tarih ve 27830 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2011/18 sayılı  “İhracatta Zorunlu Standart Ve Kalite Kontrollerinin Risk Esaslı Yapılması Amacıyla Firmaların Sınıflandırılmasına Dair Dış Ticarette Standardizasyon Tebliği”  yayım tarihinden 10 (on) gün sonra yürürlüğe girmek üzere yayımlanmıştır.


          Söz konusu tebliğ ile 31/12/2003 tarihli ve 25333 sayılı (3. Mükerrer) Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Dış Ticarette Teknik Düzenlemeler ve Standardizasyon Yönetmeliği ekinde yer alan ürünlerin, pamuk hariç olmak üzere, ihracatta risk esaslı yapılacak zorunlu standart ve kalite kontrollerinde, gerektiğinde veri olarak kullanılmak üzere, ihracatçı firmaların sınıflandırılmasına ilişkin usul ve esasları düzenlenmiştir.


          Tebliğ, zorunlu standart ve kalite kontrollerine konu olan ürünlerin hangi sıklıkta ve ne şekilde denetime tabi tutulacağının belirlenmesi amacıyla, bu ürünleri ihraç eden firmaların sınıflarına göre taşıması gereken asgari özellikleri, sınıfı belirlenen firmaların hak ve yükümlülükleri ile takip şartlarına ilişkin düzenlemeleri kapsamaktadır.  


          Söz konusu tebliğde geçen tanımlar ve ihracatçı firma sınıflandırmasına ilişkin başvuru sürecine ilişkin usul ve esaslar aşağıdaki şekilde belirlenmiştir.


          1-Tanımlar


a) Bölge Müdürlüğü: Müsteşarlığın Bölge Müdürlüklerini,


b) DTVS: Dış Ticarette Teknik Düzenlemeler ve Standardizasyon mevzuatı uyarınca gerçekleştirilen izin ve uygunluk işlemlerinin elektronik ortamda ve risk esaslı olarak yerine getirilmesi amacıyla kurulan web tabanlı Dış Ticaret Veri Sistemi’ni,


c) Döner Sermaye İşletmesi: Müsteşarlık Döner Sermaye İşletmesini


ç) Firma: Standardı ihracatta zorunlu uygulamada bulunan ürünlerin üretimini ve/veya işlenmesini ve ihracatını yapan firmaları,


d) Komisyon: Firmaların sınıflandırma başvurularını değerlendirmek üzere Bölge Müdürlüğü tarafından en az iki kişiden oluşturulan ekibi,


e) Kalite Sistem Belgesi: Bir ürün veya hizmetin sağlanmasına yönelik olarak kalite konusunda istenen gereklerin yerine getirildiğini gösteren ISO, HACCP, GAP, TKDYB vb. belgelerden biri veya bir kaçını,


f) Müsteşarlık: Dış Ticaret Müsteşarlığını,  


g) Teknik personel: 06/06/2009 tarihli ve 27250 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Ticari Kalite Denetim Yeterlik Belgesi Verilmesinde Uygulanacak Esaslara İlişkin Tebliğ”de tanımlanan Sorumlu Denetçiler dahil, ürünün standardına uygun olarak hazırlanmasını sağlayacak en az ön lisans seviyesinde eğitime sahip firma sahibi veya çalışanını,


ğ) Tesis: 31/12/2003 tarihli ve 25333 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Dış Ticarette Teknik Düzenlemeler ve Standardizasyon Yönetmeliği kapsamı ürünlerin ilgili standarda uygun olarak hazırlanmasına elverişli, teknik personel istihdam edilen, ürünün işlenmesinde gerekli teknik donanıma sahip depo, makine, üretim bandı vb. yapı ve teçhizatları,


ifade etmektedir.  


2-Sınıflandırma


İhracatta zorunlu standart ve kalite kontrollerine konu ürünlerin hangi sıklıkla ve ne şekilde fiili denetime tabi tutulacağının belirlenmesi amacıyla ihracatçı firmalar aşağıdaki şekilde sınıflandırılacaktır. Koşulları “A” veya “B” sınıflarından birine uymakla birlikte henüz bu Tebliğ kapsamında başvuru yapmamış ya da başvuru yapmakla birlikte sınıflandırılmamış firmalar “C” sınıfı olarak kabul edilecektir. Bu şekilde yapılacak sınıflandırma, yalnızca Dış Ticarette Teknik Düzenlemeler ve Standardizasyon Yönetmeliği kapsamında gerçekleştirilen ihracatta zorunlu standart denetimlerinin risk esaslı gerçekleştirilmesinde veri amaçlı kullanılacaktır.






















SINIFAÇIKLAMA
AEn az bir Kalite Sistem Belgesine sahip ve tesis sahibi olan firmalar
BYalnızca tesis sahibi olan firmalar
CA veya B sınıflarına girmeyen firmalar

 


3-Sınıflandırma Başvurular


Sınıflandırma başvurusunun tebliğ ekinde yer alan Ek–1 formu ile üretim tesisinin bulunduğu ilin bağlı olduğu Bölge Müdürlüğüne yapılması gerekmektedir.  Sınıflandırmaya yönelik başvurularda;


a) Mevcut ise Kalite Sistem Belgesinin onaylı örneği,


b) İhraç edilen ürünlerin üretimiyle ilgili Kapasite Raporu (Ticaret ve/veya Sanayi Odalarınca tasdikli) veya Kapasite Raporu düzenlenmeyen üretim faaliyetleri için ilgili kurumdan alınan belge (aslı veya ilgili kurumca tasdikli örneği),


c) Teknik ve laboratuar personelinin istihdam edildiğini gösteren başvuru tarihi itibarı ile son 3 aylık Sosyal Güvenlik Kurumu Bildirgesi,


ç) İhracatçı Birliğine üye olduğuna dair belge,


gerekmektedir.


Başvuruda vergi numarası esas alınacağından her vergi numarası için ancak bir sınıflandırma yapılabilecektir. Bu itibarla, bir firmanın vergi numarası bünyesinde faaliyet gösteren birden çok tesisinin aynı başvuru kapsamında birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Firma bünyesinde birden fazla tesis ve işletmenin farklı illerde faaliyet göstermesi durumunda, firma kendisi için uygun olan Bölge Müdürlüğüne başvurabilecektir.


4-Başvuruların Değerlendirilmesi


Bölge Müdürlüğünce yapılan ön incelemenin olumlu olması halinde, sınıflandırma başvurusu değerlendirilmek üzere en kısa süre içinde Komisyon’a havale edilerek firmanın sınıfının tespiti için Komisyon tarafından firmanın sunduğu belge ve bilgiler ile yerinde yapılan inceleme sonucunda firmanın;


a) Bu Tebliğ’de tanımlanan tesise sahip olduğunun ve yeterli teknik personel istihdam ettiğinin,


b) Ürünlere dair ilgili standardın gerektirdiği kimyasal ve fiziksel analizleri gerçekleştirebilecek laboratuar ve teçhizatı bulundurduğunun,


c)   Kimyasal ve fiziksel analizleri yapabilecek, çalıştıkları alanlarla ilgili olarak dört yıllık yükseköğretim lisans programını tamamlamış laboratuar elemanı istihdam ettiğinin,


belirlenmesi yapılacaktır. Firmanın “A” veya “B” sınıfında değerlendirilebilmesi için firma bünyesinde farklı yerlerde faaliyet gösteren tesislerin tamamı ilgili sınıfa dair şartları sağlamak zorundadır.


5-Firmanın sınıflandırılması, Sınıflandırmanın süresi ve değişiklik başvurusu


Başvuru değerlendirmesinin sonucunda komisyonun olumlu görüşüne ve firmanın ilgili sınıfa dair taşıdığı şartlara göre firma sınıflandırılması yapılacaktır. Firmanın sınıfı gerekli şartları sağladığı sürece geçerli olacaktır.


Diğer yandan, firmanın bulunduğu sınıfın değişmesine neden olacak değişikliklerin (firmanın bir veya birden fazla tesise ait Kalite Sistem Belgesinin yenilenmemesi ve/veya iptali, teknik personel istihdam etmemesi v.b.) derhal ilgili Bölge Müdürlüğüne bildirilmesi gerekmektedir.Bu kapsamda firmanın sınıfının bu Tebliğ hükümlerince yeniden belirlenmesi gerekmektedir. 


Öte yandan firma, sınıflandırmanın iptali ve/veya değişikliği için başvuruda bulunabilir.  Sınıf değişikliği başvurusunda daha önce sunulan ve geçerliliği devam eden belgeler tekrar aranmayacaktır. Firmanın sınıfına ilişkin her türlü değişiklik ve bildirim işlemleri, sınıflandırma için ilk başvuru yapılan Bölge Müdürlüğü nezdinde takip edilerek sonuçlandırılacağından bu kapsam yapılacak her türlü başvurunun ilk başvurunun yapıldığı Bölge Müdürlüğüne yapılması gerekmektedir.


6-Sınıflandırmanın izlenmesi


Firmaların sınıfları itibariyle taşıması gereken koşulların sürekliliğini temini amacıyla, firmanın tesisi ve laboratuarı ile teknik personeli ilgili Bölge Müdürlüğünce yılda en az bir kez olağan denetime tabi tutulacak olup olağan denetimler dışında, ihracat denetimlerindeki performansa bağlı olarak ve diğer bilgiler çerçevesinde gerektiğinde firmalar ayrıca denetlenebilecektir. Denetimlerde bu Tebliğ’de belirtilen koşulların yerine getirilmediği ya da devam etmediğinin anlaşılması halinde, firmanın sınıfı ilgili Bölge Müdürlüğünce uygun şekilde değiştirilebilecektir. Firmaların denetlenmesi neticesinde hazırlanan raporlar, altı ayda bir Müsteşarlığa (Dış Ticarette Standardizasyon Genel Müdürlüğü) iletilecektir.


7-Sorumluluk


Tebliğ kapsamında sınıflandırılan ihracatçı firmalardan “A” ve “B” sınıflarına sahip firmaların aşağıdaki sorumlulukları yerine getirmesi gerekmektedir.


a) Ürünlerini ilgili mevzuata uygun olarak hazırlamak,


b) İhracatta zorunlu standart ve kalite kontrollerinin risk esaslı olarak yapılacak olması nedeniyle, ihraç edilen ürünlere dair ilgili mevzuatın öngördüğü analiz sonuçlarını 5 yıl süreyle saklamak,


c) Sınıfının değişmesine esas teşkil eden koşullardaki değişikliği ilgili Bölge Müdürlüğüne derhal bildirmek,


ç)    Müsteşarlıkça istenebilecek her türlü bilgi ve belgeyi temin etmek,


d) Denetimle görevlendirilen personele tesis ve laboratuarda yapacakları incelemelerde her türlü yardım ve kolaylığı sağlamak,


e) Müsteşarlığın düzenleyeceği eğitim programlarına ilgili firma personelinin katılımını sağlamak.


Söz konusu tebliğ kapsamında firma sınıflandırılması başvuru formu ekte yer almaktadır.


Ek–1


Başvuru Formu


…../…../ 20...


T.C.


BAŞBAKANLIK


DIŞ TİCARET MÜSTEŞARLIĞI


……………………. BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ



DTS Denetmenleri .....................................Grup Başkanlığı’na


…………..


 


8/10/2010 tarihli ve 27733 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2010/41 sayılı Dış Ticaret Veri Sistemine İlişkin Dış Ticarette Standardizasyon Tebliği çerçevesinde, Dış Ticarette Teknik Düzenlemeler ve Standardizasyon Yönetmeliği ekinde yer alan ürünlerin, ihracatta risk esaslı yapılacak zorunlu standart ve kalite kontrollerinde, gerektiğinde veri olarak kullanılmak üzere firmamızın tabi olacağı sınıfın belirlenmesi hususunda bilgileri ve gereğini arz ederiz.


Firma Yetkilisi


Adı Soyadı


İmza


Firma Kaşesi


 


 

20 Seri Numaralı ÖTV Genel Tebliği İle ÖTV Beyannameleri ve Bildirimlerinde Yapılan Değişiklikler

Maliye Bakanlığınca 29.01.2011 tarih ve 27830 seri numaralı Resmi Gazetede yayımlanan 20 seri numaralı ÖTV Genel Tebliği ile Özel tüketim vergisi (ÖTV) beyannameleri ve bildirimlerine ilişkin olarak aşağıdaki düzenlemeler yapılmıştır.


          1. ÖTV BEYANNAMELERİNDE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER


          4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu ekindeki (III) sayılı listede yer alan mallardan alkollü içkiler ve tütün mamullerinin tesliminden doğan ÖTV’nin beyanında düzenlenen (3A) ve (3B) numaralı ÖTV beyannamelerinin içeriği, Ocak 2011 dönemine ilişkin verilecek beyannamelerden geçerli olmak üzere değiştirilmiştir. Buna göre Ocak 2011 dönemine ait olup, 1/2/2011 ila 15/2/2011 tarihleri arasında (3A) ve (3B) numaralı ÖTV beyannamelerini verecek olan mükelleflerin, yenilenmiş beyanname programlarını bilgisayarlarına indirmek suretiyle bu beyannameleri düzenlemeleri gerekmektedir.


          2. ÖTV BİLDİRİMLERİNDE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER


          a) 1 Seri No.lu Özel Tüketim Vergisi Genel Tebliğinin “Bildirimler” başlıklı (12.3.) bölümü aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.


          “12.3. Bildirimler


          ÖTV Kanununa ekli (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tabi olmayanlar ile (III) ve (IV) sayılı listedeki malların ithalini yapanlardan KDV mükellefi olanlar, bir ay içinde ithal ettikleri ÖTV’ye tabi mallarla ilgili (EK: 6, EK: 7, EK: 8, EK: 9 ve EK: 10) bildirim formlarını, takip eden ayın 20 nci günü akşamına kadar Gelir İdaresi Başkanlığının “www.gib.gov.tr” adresinde hizmet veren İnternet Vergi Dairesi/Kurumlar-Gelir Vergi Dairesine göndereceklerdir.


          Bu amaçla söz konusu malları ithal eden mükellefler, vergi dairelerinden kullanıcı kodu ve kişisel şifre alacaklardır. Şifre alınabilmesi için Tebliğ ekindeki (EK: 15 ve EK: 16) İnternet Hizmetleri Kullanım Başvuru Formunun, otomasyonlu vergi dairelerinden temin edilerek veya Gelir İdaresi Başkanlığının “www.gib.gov.tr” adresindeki İnternet Vergi Dairesi/Kurumlar-Gelir Vergi Dairesinden döküm alınarak düzenlenmesi ve KDV yönünden bağlı olunan vergi dairesine verilmesi gerekmektedir. Bu başvuru üzerine mükelleflere kişisel şifre ve kullanıcı kodu verilecektir.


          İnternet ortamında düzenlenen bildirimler onaylanmak ve vergi dairelerinden temin edilen kişisel şifre ve kullanıcı kodu kullanılmak suretiyle Gelir İdaresi Başkanlığının internet vergi dairesine gönderilecektir. Gönderilen bildirimlerin içeriğinde mükelleflerce değişiklik yapılmak istenmesi halinde, yeniden düzenlenen bildirimler onaylanarak gönderilebilecektir.


          ÖTV Kanununa ekli (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tabi olmayanlar ile (III) ve (IV) sayılı listedeki malların ithalini yapanların aynı zamanda söz konusu malların imalatçısı olarak ÖTV mükellefiyeti bulunması ve bu mükellefiyet kapsamında ÖTV beyannamesi vermesi, ithal ettiği mallar itibariyle ilgili ÖTV bildirimlerini vermesine engel teşkil etmemektedir.


          Kanununa ekli (III) sayılı listedeki alkollü içkiler ve tütün mamulleri ithalatı yapanların, herhangi bir vergilendirme döneminde ithalatları olmasa dahi bildirim vermeleri zorunludur. Ancak (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tabi olmayanlar ile (III) sayılı listedeki kolalı gazoz ve (IV) sayılı listedeki malların ithalatçılarının, ithalatları bulunmadığı aylar için bildirim vermeleri gerekmemektedir.


          Yukarıda belirtilen bildirim formlarını süresinde göndermeyen mükellefler hakkında Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca özel usulsüzlük cezası uygulanır.”


          b) 1 Seri No.lu ÖTV Genel Tebliği ekinde yer alan (EK: 6, EK: 7, EK: 8, EK: 9 ve EK: 10) numaralı kağıt ortamındaki bildirim formu örnekleri yürürlükten kaldırılmıştır.


          c) 1 Seri No.lu ÖTV Genel Tebliği ekinde yer alan (EK: 4 ve EK: 5) numaralı bildirim formları yürürlükten kaldırılmıştır.


          3. ÖTV BEYANNAMESİ EKLERİNE VE BİLDİRİM FORMLARINA BANDROL VE BANDROLLÜ ÜRÜN BİLGİ GİRİŞLERİ İÇİN EKLENEN YENİ BÖLÜMLER


          a) (3A) ve (3B) numaralı ÖTV beyannamelerinin “Ekler” kısmına, tütün mamulleriyle alkollü içki üreticilerinin (bira dahil), ilgili beyan dönemine ilişkin bandrol ve bandrollü/kodlu ürün bilgilerini girmeleri için yeni bölümler eklenmiştir. Mükelleflerin, Ocak/2011 döneminden başlamak üzere, bandrol ve bandrollü ürün stoklarının takibi için oluşturulan bu bölümleri de doldurmaları gerekmektedir.


          Alkollü içki üreticileri, ilgili döneme ait bandrol bilgilerini (3A) numaralı ÖTV beyannamesinin “Ekler” bölümünde bulunan “Bandrol Bilgileri” başlıklı Tablo-1’e; aynı beyan dönemine ait bandrollü/kodlu alkollü içki ürünlerine (bira dahil) ilişkin stok bilgilerini ise bu bölümdeki “Bandrollü/Kodlu Ürün Bilgileri” başlıklı Tablo-2’ye gireceklerdir.


          Tütün mamulü üreticileri ise, ilgili beyan dönemine ait bandrol bilgilerini (3B) numaralı ÖTV beyannamesinin “Ekler” bölümünde bulunan “Bandrol Bilgileri” başlıklı Tablo-3’e; aynı beyan dönemine ait bandrollü tütün mamullerine ilişkin stok bilgilerini de bu bölümdeki “Bandrollü Ürün Bilgileri” başlıklı Tablo-4’e gireceklerdir.


          Herhangi bir beyan döneminde, vergiye tabi işlemin bulunmaması nedeniyle matraha ve hesaplanan vergiye ilişkin bilginin olmaması halinde bile mükelleflerin, beyanname verirken yukarıda belirtilen Tablo-1, Tablo-2, Tablo-3 ve Tablo-4’ün kendilerini ilgilendiren kısımlarını doldurmaları gerekmektedir.


          Bira üreticileri (3A) numaralı ÖTV beyannamesindeki “Bandrol Bilgileri” başlıklı Tablo-1’e sadece fıçı ambalajlı bira ürünlerine ilişkin bandrol bilgilerini girerken; bandrollenmiş fıçı ambalajlı biralarla şişe, kutu, pet şişe vb. ambalajlı diğer kodlu bira ürünlerine ilişkin stok bilgilerini ise aynı beyannamede yer alan “Bandrollü/Kodlu Ürün Bilgileri” başlıklı Tablo-2’ye gireceklerdir. 


          b) Tütün mamulleri ile alkollü içki ürünlerini ithal eden mükelleflerin verecekleri (Ek-8) ve (Ek-9) bildirim formlarına, ithal ettikleri ürünlere ilişkin bandrol bilgilerini ve bandrollü/kodlanmış etiketli ithal ürünlere ilişkin stok bilgilerini girmeleri için yeni bölümler eklenmiştir.


          Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumundan tütün mamulü ve alkollü içki ithalatçısı olarak belge alan mükelleflerin Ocak/2011 döneminden başlanmak üzere aylık dönemler halinde, söz konusu dönemde ithalat yapmış olup olmadıklarına bakılmaksızın, takip eden ayın 20 nci günü akşamına kadar (Ek-8) ve (Ek-9) bildirim formlarında bandrol ve bandrollü/kodlanmış etiketli ürünlere ilişkin bilgiler için oluşturulan bölümleri doldurup internet vergi dairesinden göndermeleri gerekmektedir.


          Buna göre mükellefler, bira dışındaki ithal alkollü içki ürünlerine ilişkin bandrol bilgileri ile ithal bira ürünlerine ilişkin kodlanmış etiket bilgilerini (Ek-8) bildirimindeki “Bandrol Bilgileri” bölümüne; bandrollü/kodlanmış etiketli (bira dahil) ithal alkollü içki ürünlerine ilişkin bilgileri ise “Bandrollü Ürün Bilgileri” bölümüne gireceklerdir.


          İthal tütün mamullerine ilişkin bandrol bilgilerini (Ek-9) bildirimindeki “Bandrol Bilgileri” bölümüne; ithal tütün mamullerine ilişkin stok bilgilerini ise bu bildirim formundaki “Bandrollü Ürün Bilgileri” bölümüne gireceklerdir.


          c) Aynı mükellefin üretim ve ithalatı birlikte yapması durumunda; alkollü içki üretimine ilişkin bandrol ve bandrollü ürün bilgilerini (3A) beyannamesi ekinde, tütün mamulü üretimine ilişkin bandrol ve bandrollü ürün bilgilerini ise (3B) beyannamesi ekinde vermesi gerekirken; alkollü içki ithalatına ilişkin bandrol ve bandrollü ürün bilgilerini (Ek-8) bildirim formuyla, tütün mamulü ithalatına ilişkin bandrol ve bandrollü ürün bilgilerini ise (Ek-9) bildirim formuyla bildirmesi gerekmektedir.

31 Ocak 2011 Pazartesi

Ziya Paşa

Şair-yazar


1825 yılında İstanbul'da doğdu. Asıl adı Abdülhamid Ziyaeddin'dir. Beyazıt Rüştiyesı'ni bitirdi. Özel öğretmenlerden Arapça ve Farsça öğrendi. Sadaret Mektubî Kalemi'ne devam etti. Mustafa Reşid Paşa'nın yardımıyla 1855'te Saray Mabeyn Kâtipliği'ne girdi. Âli Paşa'nın sadrazam olmasıyla saraydan uzaklaştırıldı. Zaptiye Nezareti müsteşarlığı, 1861'de Kıbrıs, 1863'te Amasya mutasarrıflığı görevlerinde bulundu. Bosna bölgesi müfettişliği Meclis-i Vâlâ azalığı yaptı.


O Bir Jön Türk


1865'te Meşrutiyet yanlısı Yeni Osmanlılar Jön Türk Cemiyetine girdi. İkinci kez Kıbrıs mutasarrıflığına atanınca, Mustafa Fâzıl Paşa'nın çağrısı üzerine, Namık Kemal'le birlikte 1867'de Paris'e kaçtı. Daha sonra Londra'ya geçti. M. Fâzıl Paşa'nın sağladığı imkanlarla, Namık Kemal'le birlikte 1868'te Hürriyet gazetesini çıkardı. M. Fazıl Paşa merkezi yönetimle anlaşıp, yardımlarını kesince, 1870'te Cenevre'ye geçti. Namık Kemal, Agâh Efendi, Ali Suavi ve öbür arkadaşlarıyla Yeni Osmanlılar Cemiyeti'nin yönetiminde görev aldı. Âli Paşa'nın ölümü üzerine 1871'de İstanbul'a döndü. 1876'da Maarif Nezareti müsteşarlığına atanmasına kadar birçok görevde bulundu. Namık Kemal'le birlikte Kanun-i Esasî Encümeni'nde çalıştı. 1877'de Suriye valiliğine gönderildi. Daha sonra Adana valiliğine atandı. Burada görevdeyken 17 Mayıs 1880'de öldü.


Ziya Paşa, Namık Kemal ve Şinasi'yle birlikte, Tanzimat'la başlayan Batılılaşma hareketinin etkisinde gelişen Batılılaşma Dönemi Türk edebiyatının ilk aşamasını oluşturan üç yazardan biridir. Padişaha ve Reşid Paşa'ya kasideler yazmıştır. 1859'da yazdığı "Tercî-i Bend" şiiriyle tanınmıştır. Hece ile yazılmış birkaç şarkısı dışında, Divan şiiri geleneğine bağlı kalmıştır.Paris'te bulunduğu yıllarda çeviriler de yapmıştır.


Kendisiyle Çelişme


1868 'de Hürriyet'te yayımladığı ünlü "Şiir ve İnşa" makalesinde, Türk edebiyatının çağdaş bir düzeye erişmesini, gerçek Türk edebiyatı olan halk edebiyatının bu yenileşmede temel alınması gerektiğini savunmuştur. 1874'te çıkardığı Harâbat adlı antolojisinin önsözünde ise halk edebiyatını küçümseyerek Divan edebiyatını övdüğü görülür. Bu görüş, diğer pek çok görüşü gibi, tarihi birikimi inkar eden batıcı aydınların düştüğü sıradan çelişkilerden biridir.Türkiye sonraki dönemlerde yerli kaynaklara dayalı değişerek devam etmek fikrine ulaşmıştır.


ESERLERİ Zafernâme; Harâbat, 3 cilt, Tercî-i Bend ve Terkib-i Bend, Eş'âr-ı Ziya, Külliyat-ı Ziya Paşa, Rüya, Veraset Mektupları.