Sağlıklı Yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sağlıklı Yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Şubat 2011 Pazar

Yaşa Göre Diyet Listesi


Herkesin yaşına özel diyet listesi olduğunu biliyor musunuz. Diyet listesinde yaş önemli bir faktördür. Gençlik yıllarında kilo alıp vermek çok kolaydır. Hareket fazladır ve vücut daha çok kalori yakabilir.


Ancak kilo vermeye yönelik uygulanan rejimler son derece sakıncalıdır. Kişiler kendi bünyelerine uygun diyetler seçmelidir. Yorucu diyetlerle vücudun dengesi bozulabilir.


20 ‘li yaşa göre diyet listesi: Gençlerde ergenlikten kalma 1,2 kilo fazlalık görülebilir. Rejime başlamadan önce beden kitle endeksinizi hesaplatarak kilo vermeye ihtiyacınız olup olmadığını tesbit edin. Bu yaşlarda kilo vermek çok kolaydır metabolizma çok hızlı çalışmakta daha çok enerji harcamaktadır.


Bu yaşlarda yapılan diyetle beslenme alışkanlıklarınızı düzene sokabilir gelecekte daha ince ve sağlıklı olabilirsiniz. Çok çabuk ve sıkı rejim yaparsanız verdiğiniz kiloları tekrar almanız mümkündür. Sağlıklı ve düzenli beslenerek verdiğiniz kilolar yaşam boyu sizi rahatsız etmeyecektir.


Eğer abur cubur alışkanlıklarınız varsa cips, cola, çikolata gibi şeyler yerine kuru meyveler, çiğ sebze salataları, meyveli yoğurt, domates, salatalık gibi yiyecekler atıştırabilirsiniz.


30‘lu yaşa göre diyet listesi; Bu yaşlardaki insanlar kilo verme adına birçok bilgi birikimine sahiptir. İdeal kilolarını bilirler ve bu kilolarını korumayı başarırlar. Beslenme alışkanlıkları düzenlidir. Yine’de fazla kilolarınız varsa ve günlük hayatınızda diyet uygulayamıyorsanız en azından kahvaltıya mutlaka zaman ayırın. www.kadinca.net


Öğle ve akşam yemeklerinizi hazırlarken önceden planlayın sağlıklı olmasına dikkat edin. Fazla yağların özellikle tereyağının ileriki yaşlarda kalp, damar hastalıklarına yol açtığını biliyoruz ancak yağı tamamen hayatımızdan çıkarmakta yanlıştır. Hiç yağ tüketmemek sinir hücrelerine zarar verir ve cildiniz ihtiyaç duyduğu yağ asitlerinden mahrum kalır.


40‘lı yaşa göre diyet listesi; Doğumlar fazla kiloların en büyük sebebidir. Bu yaşlarda yavaşlayan metabolizmadan dolayı vücut yağ yakmamaya başlar. İştahınızı kontrol etmeniz gerekmektedir. Osteoporoz, kemik erimesiden korunmak için süt, yoğurt tüketimine ağırlık verilmelidir. Spor yapamıyorsanız bile mutlaka yürüyüş yapın.


Menapoz; Bu dönemde hormonal dengesizlikler yüzünden daha fazla kilo alınır. Yapılacak olan sağlıklı beslenmeye dikkat etmek ve hareketi arttırmaktır. Yapılan egzersizler çok yorucu değil ama düzenli bir şekilde olmalıdır.

Soğan suyu ile zayıflama


Günümüzde kilo vermek, zayıflamak için bir çok alternatif çözümler var. Bunlardan biri ise soğan suyu… Peki soğan suyu kürü nasıl yapılmalı ve nasıl uygulanmalıdır?


Soğan suyu ile zayıflama diyeti: Soğan Suyu Kürü Nasıl Yapılır? Soğan suyu ile zayıflamak: Soğan Suyu İle Zayıflama Diyeti Nasıl Yapılır? Soğan suyu çorbası neye yarar? Soğan çorbası gerçekten zayıflatıyor mu? Soğan suyunun zayıflamaya etkisi nedir? Soğan suyu ile zayıflamak, soğan suyu kürü ile zayıflanır mı?…Soğan SUYU KÜRÜ : Soğan, çok besleyicidir , doğal bir antibiyotiktir. Ayrıca, soğan suyu iyi bir idrar söktürücüdür… Soğan suyunun zayıflamaya yardımcı olduğu ise pek bilinen bir şey değil. Zayıflamayı sağlayan, soğanın idrar söktürücü olması. Zayıflamak isteyenler için soğan suyu daha doğrusu soğan çorbası ile zayıflama tarifi ise şöyle:
Soğan Suyu Kürü İçin GEREKLİ MALZEMELER :


* 6 adet soğan,


* yarımşar kilodan iki çeşit sebze
* yağsız et suyu
* Limon, baharat
Soğan Suyu Çorbasının HAZIRLANIŞI nasıldır?


Bütün malzemeleri çorba şeklinde pişirin. Soğan çorbası yapılırken kesinlikle YAĞ kullanmayın.
SOĞAN ÇORBASI DİYETİNİN UYGULAMA ŞEKLİ nasıldır? Soğan suyu diyeti nasıl uygulanır?


Sabah: 50 gr. beyaz peynir, çay (şekersiz)
1. gün öğle-akşam: Sınırsız meyve + soğan çorbası çorbası
2. gün öğle-akşam: Sınırsız et + soğan suyu çorbası
3. gün öğle-akşam: Pirinç lapası, meyve (muz, üzüm hariç) +soğan suyu çorbası

7 Şubat 2011 Pazartesi

Zayıflama Psikolojisi Nedir


Zayıflamayı başarabilmek için psikolojik durumunuzun etkisi oldukça fazladır. Hemen her konuda olduğu gibi motivasyon oldukça önemli kişi kendini zayıflamaya motive etmediği veya bunu başaramadığı zamanlar, kilo verme proğramlarının başarı şansı oldukça azalacaktır. Gün içerisinde kilo verme için yaptığınz diyet proğramını bırakmak düşüncesi içinizden nekadar geçiyor. Bir çok diyet denemenize rağmen hala diyet denemeleri yapıyorsunuz ancak yarım bıraktığınz için bir türlü başladığınız proğramı bitiremiyorsanız.Bununla ilgili çevrenizdeki insanların durumu tavrı motivasyonunuz açısındanda önemlidir. Diyet yaparak zayıflayan arkadaşlarınız, aile efradınızın sizleri destekleyici türdeki davranışları bu dönemlerde oldukça önemlidir. Kendinizi yemeğe verdiğniz anları düşünmek önemli canınız sıkıldığındamı, sevindiğinizdemi daha çok yemek yemeyi düşünüyorsunuz, bunun tespiti kendinizi kontrol etme açısından ihmal edilmeden tedbir almalısınız.


Gün içerisinde yaptığınız diyet ile ilgili olarak kendinizi uygun zamanlarda heşaba çekin ancak arada yaptığınız kaçamakları telafi edebilmek için diyet ve beslenme uzmanları kontrolünde uyguladığınız zayıflama diyetlerinde bu tur aksaklıkların üstesinden daha kolay gelebilirsiniz.

Kilo Vermek Sandığınız Kadar Zor Değilse


Kilo vermek her zaman kolay olmuyor. Kilo vermek için farklı değişiklikle formda vücuda bir adım daha yaklaşabilir, sağlıklı ve zayıf olmanın tadına varabilirsiniz. İşte uygulaması kolay ipuçları için tıklayın.


Sık yediğiniz, yağ oranı yüksek bir yiyeceği seçin ve onu 40 gün için tamamen unutun. Bu süre sonunda o yiyeceğin tadı ağzınızdan silinecektir.Örnek: Portakal suyu (l fincan 110 kalori) yerine domates suyu (l fincan 45 kalori) için. Yarım bardak vişne suyunu yarım bardak soda ile karıştırdığınızda kalorisi yüzde 50 düşer.Daha fazla su içmeye başlamalısınız. Günde en az 8 bardak su içerek işe başlayabilirsiniz. Eğer böyle bir alışkanlığınız yoksa yanınızdan küçük bir su şişesini ayırmayın, bu şişeyi her gördüğünüzde içmek aklınıza gelecektir.


Salatanıza bir miktar lezzet katmak için döktüğünüz soslar kilo almanıza neden olur. Bu nedenle salata sosu yerine biraz baharat ve bir tatlı kaşığı zeytinyağını salatanıza ekleyebilirsiniz.


Kilo almamak için özellikle akşam yemeğinden hemen sonra yatma alışkanlığından kurtulun, mümkünse akşam altıdan sonra meyve dışında bir şey yemeyin. Gece atıştırmalarından da kurtulun.


Kilo vermek isteyenlerin düştüğü yanılgılardan biri de çok sık yemek yemenin kilo verdirmeyeceği inancıdır fakat bu yanlıştır. Çünkü beş altı saatte bir mideyi boş bırakmamak metabolizmanızın hızlı çalışmasına neden olur. Bu nedenle az az ve sık sık yemelisiniz.


Günde üç ya da dört defa süt ve yoğurt ya da peynir gibi süt ürünlerini tüketen kadınlar, tüketmeyenlere oranla yüzde 70 daha fazla yağ yakarlar. Çünkü kalsiyum metabolizmayı hızlandırırken vücuda daha fazla yağ yakması için komut vermiş olur. Bu ürünlerin light olanları ile zayıflama hızınızı arttırabilirsiniz.


Yapılan araştırmalara göre geceleri dört saatten az uyuyan kişiler daha çok uyuyanlara oranla kilo alırlar. Çünkü yorgun bir vücut, normal günde yakılan enerjiyi yakamaz ve metabolizması yavaşlar. Bunun için her gün uykunuzu düzenli almaya dikkat etmelisiniz.


Stresli bir yaşam kilo almanın nedenlerindendir çünkü stresli olduğunuz dönemlerde vücudunuz stres hormonları salgılar ve bu hormanlar karın bölgesindeki yağ depolanmasını sağlayan hücrelerin büyümesine neden olur. Stresi yenmek için sosyal aktivitelerde bulunmalı, kendinizi rahatlatmalısınız.


Hızlı ve çabuk yemek yapmak için aldığınız dondurulmuş gıdalar ya da hazır yemekler içerdikleri katkı maddeleri nedeniyle kilo aldırır. Bu nedenle taze sebzeleri pişirmeyi tercih etmelisiniz.


Çok lifli besinler doyduğunuz hissini verir ve çabuk acıkmanıza engel olur. Beyaz ekmek yerine kepeklisini, beyaz pirinç yerine esmerini tüketin. Lif oranı yüksek mercimek, kuru fasulye, nohut gibi gıdalara öncelik verin. Elbette sebzeleri unutmayın.


Arabanın içinde atıştırıyor musunuz? Telefonla konuşurken bir şeyler yiyor musunuz? Vazgeçin.


Buzdolabının kıyısında kösesinde kalmış bol kalorili yiyecekleri atın. Mutfak dolabınızdaki yağlı cipsleri, mısır gevreklerini ve kuru yemişleri atın. Mutfağınızda sizin için kötü olan bütün yiyecekleri, önümüzdeki 30 gün için, belki de ebediyen yasaklayın.


Alkolün yerine su ve soda içmeye özen gösterin. Vücudunuzdaki yağ parçacıklarının kaybolduğunu göreceksiniz.


Eğer adet öncesi dönemdeyseniz, çikolata yeme isteğinizi kesinlikle engelleyemiyorsanız, küçük mini barlardan alın veya şekersiz, sıcak kakao, yağsız puding kullanın.


Gelecek ay şirketin yemekhanesine girmeme kararı alın. Kahve ve çay içmek için ya da kendi getirdiğiniz sandviçi yemenin dışında. Şirketteki doğumgünü ve partilerde şerefe kaldırdığınız kadehin içinde soda olsun.


Bir sinema yıldızı, içinde krema kelimesi olan hiçbir şeyi yemediğini söylüyor. Kremalı pasta, kremalı çorba gibi. Çünkü o, krema demenin yağ demek olduğunu biliyor. Bunun tek istisnası, yağsız krem peynir demektir.


Kalorileri azaltmayı bir oyun haline getirin. Bugün yediklerinizin kalori miktarını hesaplayın, yarın bundan 50 kalori düşün. Öbür gün bir 50 kalori daha düşün. Günde 1200 kalorinin altına düşmemeye dikkat edin.


Şekerli besinler kan sekerinin kısa sürede artmasına ya da düşmesine neden olur. Bu nedenle tatlı yedikten sonra tekrar tatlı yeme ihtiyacı duyarız. Şekerin fazlası vücutta yağ olarak depolandığı için mümkün olduğunca az tüketilmelidir.

Yemekten Hemen Sonra Çay İçmeyin


Türkiye’nin hangi şehrine giderseniz gidin, hangi restoran veya lokantaya girerseniz girin yemekten sonra garson size çay ikram etmek isteyecektir. Ya da; garsonun ikram etmesine zaman bırakmadan siz çayınızı zaten isteyeceksinizdir.


Misafirliklerde de aynı şey geçerlidir, evlerimizde de. Öğle yemeği veya akşam yemeği fark etmez, yemekten kalkar kalkmaz çaylar demlenmeye başlanır.


Türkiye’de bu beslenme davranışı pek çok kişide alışkanlık haline gelmiştir. Kimi yorgunluğunu atmak için; kimi içini ısıtmak için; kimi de yemekten sonra içeceği sigarasının tadını daha çok çıkartmak için yemekten sonra çayını yudumlamak ister.



Bu alışkanlığımız, sağlıklı beslenme açısından bakıldığında çok da doğru bir davranış değildir. Çünkü yemekten hemen sonra içilen çay, demir içeren besin tüketildiyse, yemekle birlikte alınan Demir (Fe) mineralinin vücut tarafından kullanımını sınırlar.


‘Bu ne demektir?’ Örneğin; yemekte kırmızı et yemiş olun (Kırmızı ette yüksek oranda Demir bulunmaktadır). Yemeğin hemen ardından çay içtiğinizde vücudunuz, köfteden gelen Demir’den tam olarak faydalanamayacaktır; çünkü çayda bulunan ‘tanen’, demir’le bağlanarak demir emilimini azaltıcı etki gösterir. Kahve için de aynı şey geçerlidir.


Çayı Yemekten En Az 1 Saat Sonra İçin


Yemekten en az 1 saat sonra tüketilen çay ve kahvenin demir emilimini etkilemediği bilinmektedir. Peki demir yeteri kadar alınamaz veya vücut tarafından kullanılamazsa ne olur? Demir eksikliğinde anemi dediğimiz kansızlık oluşabilmektedir. Anemi, ülkemizde çok sık görülen bir sağlık sorunudur. Ekonomik durum, beslenme alışkanlıkları ve daha pek çok etken kansızlığın meydana gelmesinde rol almaktadır.


Tabi bu etkenlerden biri de çaya olan düşkünlüğümüz diye düşünüyorum.


Demir eksikliğine dayalı kansızlıkta, renk solukluğu, halsizlik, yürüyüş ve hareketlerde isteksizlik, efora tahammülsüzlük görülmektedir.


Bunlara Dikkat Edin


Eğer aneminiz varsa; siz herkesten daha çok dikkat etmelisiniz. Çay tüketiminizi yemekten 1-2 saat sonraya kaydırmaya çalışın. Çayınızı mümkün olduğunca açık için, hatta limon ekleyin. Böylece bir miktar C vitamini de almış olacaksınız.

Bu diyet göbeğinizi eritecek


Eğer belirli bir bölgenizden (basen, göbek…) zayıflamak istiyor fakat bunu başaramıyorsanız umutsuzluğa düşmeyin. Böyle bir isteği ancak özel diyetlerle gerçekleştirebilirsiniz.


Sizlere 3 haftada, özellikle göbek-bel bölgesinden incelmeyi de sağlayacak özel bir program vereceğiz. Ancak öncelikle şu noktayı vurgulayayım: Sadece diyetle bölgesel zayıflama tam olmaz. Beraberinde özel egzersiz ve bazı özel bitkisel mönüler gerekir. Bu programı 3 hafta uygulayın, 21′inci günün sonunda müthiş incelmeyi hayretle göreceksiniz.Mekik Hareketi:Dizlerimiz bitişik ve ayaklarımız birbirine paralel şekilde tabanları yeri gösterirken iki elimizi enseye koyup hızlı hızlı, sık sık ve kesik kesik hareketlerle karnımız acıyana kadar sabah ve akşam ellişer kez bu hareketi yapıyoruz. Bu hareket özellikle karın bölgesindeki kasları kuvvetlendirir, yağ dokusunu harekete geçirir ve yağların yanmasına yardımcı olur.


Sopalı Hareket


Bu harekette de bir sopayı ense kökümüze alıp iki elimizi geçiriyoruz. Ayaklarımızı yere sağlam basıp süratli bir şekilde sağa ve sola doğru daha çok kalçadan yukarısını hızlı bir şekilde döndürerek birkaç dakikada bu hareketleri yapıyoruz. Bu haraket karnın yan tarafındaki kasların şekillenmesi ve göbeğin erimesini sağlar.


Bel Kasları İçin Mekik


Bir taraftaki kolumuzu, bükülmüş olan diğer taraftaki dizimize doğru hafifçe, sık sık ve seri hareketlerle yakınlaştırmaya çalışıyoruz. Bu hareketi de birkaç dakika dayanabildiğimiz kadar yapmaya gayret ediyoruz. Daha sonra diğer taraftaki ayağımızı ve kolumuzu değiştiriyoruz. Bu hareket karnın yan tarafına doğru olan kasları çalıştırmak için yararlıdır.


Haftanın Tek Günleri Bunları Yiyin


Kalkar kalkmaz: 1 bardak ılık ballı limonlu su (içine yarım tatlı kaşığı bal, 10 damla limon konacak).


Sabah sporu: 35 – 40 dakika tempolu yürüyüş yapın. Bol ter atmaya gayret edin. Ardından fotoğraftaki gibi 15-20 dakika spor.


Duş: Ham ipek kese veya kabak lifi ile 5 dakika fırçalar gibi göbek, basen, popo, bel sertçe fırçalanacak. 5 dakika kadar susam yağı, kekik yağı, biberiye yağı, melisa yağı ile aynı bölgeye masaj yapılacak.


Kahvaltı: 1 adet kabuklu yeşil elma, 1 adet sert şeftali


Ara : 2 parmak taze dil peyniri yiyebilirsiniz.


Öğle: 1 porsiyon ızgara tavuk (derisiz), bol rokalı yeşil salata (taze soğanlı).


Ara(saat 15.00): 3-4 yulaflı bisküvi.


Ara(saat 17.30): 1 adet yeşil elma.


Akşam : 4-5 kaşık zeytinyağlı fasulye (az yağlı), 1 dilim tam ekmek, mevsim salatası.


Gece : 1 bardak şekersiz tarçınlı ılık light süt. 3-4 fincan rezene çayı, yeşil çay, mısır püskülü, kiraz, avakado yaprağı karışım çayı içilecek.


Yasaklar


* Kolalı, şekerli içecekler
* Kızartma
* Hayvansal katı yağlar (tereyağı, kaymak, yağlı şarküteriler, yumurtanın sarısı, yağlı süt ürünleri, yağlı etler, tavuk – balık derisi, tam yağlı süt)
* Alkol (özellikle bira)
* Beyaz un
* Beyaz şeker
* Doğum kontrol hapları
* Aşırı gündüz uykusu
* Çikolata
* Yağlı çerezler
* Cips


Zayıflatıcı Çayı Elinizden Düşürmeyin


Bir su bardağı için 1-2 adet avakado yaprağı, 1 çay kaşığı yeşil çay, küçük bir tutam kiraz sapı ve mısır püskülü, 1 çay kaşığı rezene tohumu sadece 1-2 dakika kaynatılacak ve hafifçe fokurdadıktan sonra 3-4 dakika demlenmeye bırakılacak. Sonrasında şeker veya tatlandırıcı eklenmeyecek sadece çok ince bir dilim limonla içilecek.


Yemeklerden biraz sonra da içebilirsiniz. Akşam mümkün olduğunca erken yenilecek. Sabah ise erken kalkmak önemli çünkü erken kalktığınızda metabolizma hızlanır, sabah sporu ise vücudu canlandırır, harekete geçirir.

Kiloları kasa çevirmek


Kiloları sebebiyle yaşam kalitesi oldukça düşen ve hareketlerindeki kısıtlamalardan dolayı hayatı çekilmez hale gelen insanların ilk aklına gelen. kiloları kasa çevirmek oluyor kaslar yağa çevrilirmi: Vücutta bulunan yağ tabakaları düzenli bir beslenme proğramı ile birlikte uygulanan egzersizlerle yağların yakılarak yerlerini kasların alması sağlanabilir. Ancak kas yapmak öyle sanıldığı kadar bir kaç egzersiz proğramını üç beş gün uygulayarak yapılacak iş olmadığını herkes bilmelidir. Kaslardan bahsedildiğinde özelleklikle vücut geliştirme sprou ile uğraşanlar akla geliyor.Definasyon yapanlar uzun zamanlar düzenli ve ağır egzersizlerle birlikte beslenme proğramları uygulayarak bu hale gelebiliyorlar. Yağ tabakası azalmaya başladıkça kilo kaybı oluşur kimi insanlar kilolu oldukları halde vücutlarındaki yağ tabakası diğerlerine göre daha azdır. Kaslı insanlar boy ve kilo oranları ile kilolu insanlara benzeyebilir ancak onların kiloları yağlardan değil kaslardan oluştuğundan sağlık açısından sorun oluşmayacaktır.


Kiloları kasa çevirmek adına bilinçsizce diyet proğramları uygulanmamalı uzmanlar eşliğinde belirli egzersiz ve beslenme proğramı uygulayarak bu işe başlanmalıdır.

Dukan Diyeti


Dukan diyeti, hayatımıza “Fransız kadınlarının zayıf kalmalarını sağlayan diyet” olarak girdi. Çünkü aklımızda hep şu soru vardı: Kruvasan, peynir ve şarap memleketi Fransa’da nasıl oluyor da bütün kadınlar düzgün bir fiziğe sahip olarak kalabiliyorlar? Son zamanlarda kitabıyla ortalığı kasıp kavuran Beslenme Uzmanı Pierre Dukan’ın kendi adıyla lanse edilen Dukan diyeti ne müteşekkir olduklarını biliyoruz artık Fransız kadınların. Dukan diyeti bundan tam 10 yıl önce Fransız damak tadıyla tanıştırıldı. Ve 1,5 milyon Fransız kadın bu şekil diyete bağlı kaldı. Son zamanlarda ilgi gören dukan diyet listesi halini alıyor.


Peki nedir bu Dukan diyeti?
Karbonhidrat sevenler, üzgünüz ama bu bir protein diyeti! Yağsız proteinleri, süt ürünlerini, balık ve kümes hayvan etini içeriyor.
Diyetin ilk aşaması
Diyetin ilk aşaması oldukça keskin. Sadece et, balık, yumurta ve yağsız süt ürünlerini tüketiyorsunuz. Bu aşama, ilk 10 günü içeriyor. İlk beş gün içinde 3 kilo vermeniz bekleniyor.


Bu saf protein aşamasında ağız kuruluğu ve ağız kokusu sorunu yaşayabilirsiniz. Ancak her iki durum da kilo veriyor olduğunuzun işareti. Bu durumun üstesinden gelmek için daha çok su içmenizi öneriyor Dukan. İlk dört günden sonra kabızlık sorunuyla karşılaşabilirsiniz. Bu sorunun üstesinden gelmek için de yulaf kepeğinize bir çorba kaşığı buğday eklemeniz gerekiyor.


Bu aşamada listedeki her şeyden özgürce yeme hakkınız var. Diyetin sloganı: “İstediğin kadar ve istediğin zaman ye!” Kulağa hoş geliyor, değil mi?


Dukan diyetinin aşamaları
1. aşama: İlk 10 gün sadece protein yiyorsunuz. (Et, balık ve yağsız süt ürünleri)


2. aşama: Sırasıyla “sebze ve protein günleri” ve sadece “protein günleri”. Sebzeli günlerde sınırsız sebze yiyebiliyorsunuz.


3. aşama: Her gün protein ve sebze günü. Fakat bir miktar meyve, iki dilim ekmek ve peynir yiyebiliyorsunuz her gün. Ayrıca haftanın 1-2 günü karbonhidratlı yiyecek tüketebiliyorsunuz (makarna ve pilav). Haftada iki kez ‘kutlama öğünü’ kapsamında istediğiniz her şeyi yiyebiliyorsunuz.


4. aşama: Bu aşamada ne seviyorsanız herhangi bir sınırlama olmadan ve kendinizi suçlu hissetmeden yiyebiliyorsunuz. Ancak kural şu: Her perşembe sadece protein günü. Daima!


Protein aşamasının kurallar listesi
1. Sığır ve dana eti, hatta tavşan eti yiyebilirsiniz ama kuz eti yasak. Tabii etin yağlı kısımlarını yememeye özen göstermelisiniz. Eti ızgarada, fırında pişirilmiş ya da haşlanmış olarak yiyebilirsiniz. Tabii sıvı yağ, tereyağı ve herhangi bir krema ya da sos eklemeden. Yağsız kızartma yolunu da seçebilirsiniz. Bunun için tavanın yüzeyini çok az sıvı yağ ile ovalayın ve eti kızartın. Kıymayı yumurta, gebre otu ve baharatlar ile karıştırıp köfte halinde de tüketebilirsiniz.


2. Tavuk ve hindi eti yiyebilirsiniz. Tabii yemeden önce derisini soymak şartıyla. Ve kanatları dışında kalan kısımlarını tüketmelisiniz.


3. Az yağlı ya da yağsız jambon tüketebilirsiniz. Şarküteri ürünleri, pişmiş ya da tütsülenmiş jambon yemeyin, çünkü bu şekilde çok yağlıdırlar.


4. Sığır eti, dana eti ve tavuk ciğeri yiyebilirsiniz.


5. Bütün balıkları; taze, dondurulmuş, tütsülenmiş, konserve, kurutulmuş halde yiyebilirsiniz. Ancak yağda ya da herhangi bir yağlı krema ile pişirilmemiş olarak.


6. Tüm kabuklu deniz hayvanlarını tüketebilirsiniz.


7. Günde iki yumurtadan daha fazlasını yiyebilirsiniz. Eğer yüksek kolesterol sorununuz varsa, hafta üç ya da dört yumurta sarısını tüketebilirsiniz. Yumurtanın beyazı yasak!


8. Yağsız süt ürünleri; yoğurt, süzme peynir, yağsız süt tüketebilisiniz. Sade yoğurt ya da hindistan cevizi, vanilya, limon ile tatlandırılmış yoğurt sınırsız! Fakat yağsız yoğurt ya da meyveli yoğurdu günde iki kere ile sınırlandırmalısınız.


9. Tatlandırıcılar, sirke, baharatlar, şifalı otlar, sarımsak, soğan, salatalık, limon suyu (sadece yiyeceklerin üzerinde, içecek olarak değil), hardal, tuz (ölçülü miktarda), ölçülü miktarda şekersiz doğal ketçap, şekersiz sakız yasak değil.


Ek kurallar
- Günde 1,5 litre su içmelisiniz. Bu, midenizde doluluk hissetmenize yardımcı olur. Çay, kahve ve diyet içecekleri de tüketebilirsiniz.


- Günde 1,5 çorba kaşığı yulaf kepeği (örneğin, yoğurdun üstünde ya da pankekin içinde) tüketmelisiniz.


- Her gün 20 dakika hızlı bir şekilde yürümelisiniz.


- Tüm sıvı yağlardan ve tereyağından sakınmanız gerekiyor.
Sebze diyeti
Haftanın iki günü (pazartesi ve perşembeleri)salt protein günleri, diğer günleri de sebze ile kombinlenmiş protein günleri olarak belirleyebilirsiniz!


Et ya da balıkla birlikte yiyebileceğiniz; çiğ, buharda pişmiş, haşlanmış ya da folyo ile fırında pişirilmiş sebzeler şunlar: enginar, kuşkonmaz, patlıcan, brokoli, lahana, kereviz, kabak, radika, rezene, salatalık, mantar, balkabağı, marul, turp, kuzukulağı, soya fasulyesi, ıspanak, domates.


Tüm bu sebzeleri istediğiniz kadar ve istediğiniz zaman yiyebilirsiniz. Ancak eğer hızla kilo vermek istiyorsanız bu yiyecekleri tamamen boş mideye değil, acıkmanıza az bir zaman kala tüketin ki daha az yeme ihtiyacı duyun.


Dikkat!
Havuç ve pancar da bu listeye dahil. Ancak bunlar karbonhidrat içerdiklerinden, her öğün tüketmekten kaçının. Diyetinizde patates, pirinç, mısır, fasulye ve mercimek gibi diğer karbonhidrat içeren gıdalardan da uzak durun.
Tipik sebze ve protein günü diyeti:
Kahvaltı: Kahve (yağsız süt ve tatlandırıcı ile) ya da çay (tatlandırıcı ile),225 gram kadar yağsız peynir ya da yoğurt, bir dilim hindi eti, tavuk ya da jambon, bir adet haşlanmış yumurta.


Ara öğün: Bir küçük yoğurt ya da 115 gram kadar yağsız peynir.


Öğle: Mantar, ton balığı, kremalı kahve.
Ara öğün: Bir dilim jambon ya da somon balığı, yulaf kepeği ile yapılmış pankek (2 çorba kaşığı yulaf kepeği eklemek yeterli).
Akşam: Kabak çorbası, sığır eti kebabı, süt ve yumurtadan yapılmış muhallebi gibi bir tatlı.

Fazla kilonuzun gizli bir nedeni olabilir


Verdiğiniz kiloları fazlası ile geri alıyorsanız, kendinizi sürekli aç hissediyorsanız, her şeyden vazgeçerim ama tatlıdan asla diyorsanız, ailenizde şeker hastalığı varsa fazla kilonuzun sebebi “şeker düşüklüğü” olabilir…


Obezite ve metabolizma hastalıkları uzmanı Dr. Ayça Kaya, fazla kilonun nedeninin şeker düşüklüğü olabileceğini bildirdi.


“Şeker düşüklüğü olan kişilerde tatlılara, çikolatalara aşırı bir eğilim, açlığa dayanamama, sürekli aç hissetme, geceleri uykudan uyanıp yeme eğilimi görülebilir” diyen Kaya, bunun da ilerleyen dönemlerde hem kiloya hem de şeker hastalığına yol açtığına dikkat çekti.


“ŞİŞMANIM DEYİP DİYETİSYENE GİTMEK DAHA BÜYÜK HATA”
Toplumdaki en büyük şişmanlık nedenlerinden birinin “şeker düşüklüğü” olduğunu belirten Kaya, şunların altını çizdi:
“Şeker düşüklüğü tanısı konulmadan, kişi diyet uzmanına başvurup düşük kalorili bir diyetle zayıflamaya başlarsa çok büyük bir hata yapar. Çünkü temel sorun olan açlık, açlıkla tedavi olmaz. Yani zayıflamaya karar vermeden önce muhakkak şişmanlığın nedeni ortaya çıkarılmalıdır. Şeker metabolizması bozuk, tiroid bezi az çalışıyor veya genetik bozukluk var olabilir.”


Kaya, günümüzde doktorların en fazla uğraştığı hastalıkların (diyabet, tansiyon yükseklikleri, kan yağı yükseklikleri, eklem problemleri, adet düzensizlikleri…) temel nedeninin de şişmanlık olduğunu vurguladı. “Şişmanlığın temel nedeni ise alınan ve tüketilen enerji dengesizliği ile birlikte çeşitli metabolik rahatsızlıklardır” diyen Kaya, şöyle devam etti:


“DOĞRU TEDAVİYLE AÇ KALMADAN FAZLA KİLOLAR YOK OLABİLİR”
“Dünyadaki ortalama 220 milyon Tip 2 Şeker hastasının %80′i şişmandır. Şeker hastalığını şeker metabolizması bozukluklarında son nokta olarak düşünürsek, bir önceki basamak gizli şeker hastalığı dönemi, ondan önceki dönem de şeker düşüklüğü yani reaktif hipoglisemi dönemidir. Yani kan şekerinin yükselmesi ile karakterize olan şeker hastalığının ilk basamaklarında kan şekeri düşüklüğü görülür. İnsülin hormon salgısında anormallik olduğu için normalde kan şekerini 70-110 mg/dl arasında tutan vücut bu ayarlamayı yapamaz ve özellikle şeker yükü yüksek yiyecekler yendikten bir müddet sonra kan şekeri 70′lerin altına iner. Kişi bunu aşırı acıkma olarak algılayıp tekrar yeme ihtiyacı duyar.


Bu gibi durumlarda erken tanı konulup tedaviye başlandığında hiç acı çekmeden, aç kalmadan kendiliğinden fazla kiloların yok olduğu ve ileride şeker hastalığının gelişmediği görülür.”


ŞEKER DÜŞÜKLÜĞÜ OLANLARA ALTIN ÖĞÜTLER
Dr. Ayça Kaya, şeker düşüklüğü olanlara da şu öğütlerde bulundu:
* Kan şekeri yemekten 3 saat sonra düşmeye başlar, o nedenle 3-4 satten fazla aç kalmayın.


* Zayıflamaya karar verdiğinizde bunun bir metabolik rahatsızlıktan kaynaklanabileceğini düşünerek mutlaka doktorunuza danışın.


* Kan şekerini hızla yükseltip arkasından ani düşmesine neden olan basit şekerlerden (sofra şekeri, bal, pekmez, çukulata, şerbetli hamurlu tatlılar gibi) kaçının.


* Şeker yükü fazla olan muz, incir, üzüm, patates, havuç gibi meyve ve sebzeleri süt veya yoğurtla birlikte tüketin.


* Kan şekerim düştü elim ayağım titredi dediğiniz anda asla tatlı yemeyin, peynir ekmek daha iyi bir seçimdir. Kan şekeri düşüklüğünde sadece tatlı yiyebilecekler insülin kullanan şeker hastalarıdır.


* Kan şekerinin hızlı yükselmesini önlemek için kepekli ekmek, bulgur, kepekli pirinç ve kepekli makarna iyi seçimlerdir. Beyaz undan yapılmış besinlerin tercih etmeyin. (poğaça, börek, pasta gibi)


* En iyi insülin dengeleyicisi egzersizdir, ancak egzersize asla aç başlamayın.Yemekten 1,5-2 saat sonra egzersiz yapmak iyidir. Veya egzersizden hemen önce 1 bardak az yağlı sütle 1 adet meyve yiyi.


* Hazır meyve sularından, şeker içeren limonatalardan ve aşırı çay ve kahveden kaçınmak gerekir. Canınız şeker istediğinde taze meyvelerden tüketin…

Dukan Diyetiyle 4 aşamada zayıflamak mümkün


Dr. Pierre Dukan, düşük kalorili beslenmeye alternatif olan Dukan Diyeti’nin yaratıcısı. İlk ünlü müşterilerinden biri Prens William’ın nişanlısı Kate Middleton’un annesi olunca ünlüler Dr. Dukan’ın mucizevi zayıflama formülüne akın etti.


Son 10 yılda sadece Fransa’da 5 milyon kadını zayıflatan Dr. Dukan’ın yarattığı sistemin hikâyesi 35 yıl öncesine dayanıyor. O tarihlerde Dr. Dukan bilimsel bir yayında, düşük kalorili beslenmenin tehlikeleri üzerine “Düşük kalorili beslenmeyle belki kısa süre için kilo veriyoruz ama sonra hem fiziksel sağlığımız tehlikeye giriyor hem de duygusal hayatımız altüst oluyor” diye yazıp ortalığı birbirine katmıştı. Dukan Diyeti’nin merkezinde, protein açısından zengin 72 maddelik bir yiyecek listesi var. Buna ek olarak düşük karbonhidratlı 28 sebze de yer alıyor listede. Diyet sırasında 5 günde 3 kiloya kadar zayıflamak mümkün. 4 aşamalı diyette, perşembe hariç diğer günlerde ne isterseniz onu yiyorsunuz.


4 AŞAMADA ZAYIFLATIYOR
Mucizevi Dukan Diyeti 4 aşamadan oluşuyor: Saldırı, kilo verme, korumaya hazırlık ve sürdürme. Sistem sıkı ama ilk 2 aşamayı tamamladıktan sonra bir daha kilo almıyorsunuz. Hem de hayatınız boyunca istediğiniz her şeyi, istediğiniz kadar yiyerek…


1- SALDIRI
En zor kısım bu. 10 gün sürüyor. Dr. Dukan size 72 proteinli besinden oluşan bir liste veriyor. Yağsız proteinler, süt ürünleri, yumurta, balık ve kümes hayvanları içeren listeden seçtiklerinizi istediğiniz öğünde istediğiniz miktarda tüketebiliyorsunuz. Ama sadece haşlama, ızgara veya fırında pişirilmiş olarak… Sıvı ya da katı yağ yasak. Lezzet için her türlü baharatı kullanabilirsiniz. İlk 5 günde 3 kilo veriliyor. Kabızlığa karşı her gün yoğurt veya süte karıştırıp 1.5 çorba kaşığı kepekli yulaf yiyor, en az 1.5 litre su içiyorsunuz. Şarküteri ürünleri ve kuzu etine izin yok.


2- KİLO VERME
İlk listeye 28 sebze ekleniyor: Enginar, patlıcan, brokoli, lahana, kereviz, kabak, mantar, marul, turp, ıspanak, domates… Haftanın 2 günü ilk aşamada olduğu gibi sadece protein tüketiyor, diğer günler ise sebzeleri de ekliyorsunuz. Karbonhidrat zengini patates, pirinç, mısır, fasulye, mercimek yasak. Havuca ise haftada 2 gün izin var. Yiyecekleri yağsız pişiriyorsunuz.


3- KORUMAYA HAZIRLIK
Her gün hem et hem sebze yiyorsunuz. Günde bir porsiyon meyve ve 40 gram peynire izin var. Haftada 2 öğün kepekli ekmek ya da makarna da yiyebiliyorsunuz. Ayrıca “kutlama” öğünleri de başlıyor. Yani haftada 2 öğün her şey serbest! Tatlı ve alkol dahil. Bu aşamayı, verdiğiniz her kilo için 1.5 hafta sürdürüyorsu


4- SÜRDÜRME
Hayat boyu sürdürebileceğiniz bu aşamada her şey serbest. Hem de her gün, her öğün. Sadece perşembe günlerini “saldırı” aşamasıyla geçiriyorsunuz.


PERŞEMBE MÖNÜSÜ
Kahvaltı: Ilık su, yağsız beyaz peynir, yağsız omlet
Öğle: Köriyle tatlandırılmış tavuk ızgara
Ara öğün: Yulaflı ekmek veya krep
Akşam: Izgara somon (Şekersiz çay, kahve serbest. Miktar belirtilmemişse yiyeceklerden dilediğiniz kadar yiyebilirsiniz)


ÜNLÜLER DUKAN’LA KİLO VERDİ
Dr. Dukan’ın en ünlü müşterisi Jennifer Lopez. 40 yaşındaki J-Lo, ikizleri Emme ile Max’ı dünyaya getirdikten sonra bu diyetle kilo verip eski formuna kavuştu. Dukan Diyeti’yle kilo veren model Nikki Phillips “Normalde diyetten hiç hoşlanmam. Ama Gisele Bundchen, Dr. Dukan’ın tavsiyelerine uygun bir şekilde beslendiğini açıklayınca, bu kez deneyebileceğimi hissettim. Kusursuz vücuduyla Giselle hepimiz için bir simge” diyor. Gossip Girl dizisinin yıldızı Jessica Szohr da bu diyeti uygulayanlardan.

Hastalıklardan koruyan diyet

Kış hastalıklarından korunmanın en etkili yolu bağışıklık sisteminizi güçlendirmekten geçiyor. 


Hem güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmak hem de forma girmek istiyorsanız Diyetisyen Esra Aran’ın reçetesini uygulayabilirsiniz. 


1 haftalık bağışıklık sistemini güçlendiren diyet:Her sabah uyanınca 1 bardak sıcak su içerisine 1-2 parça taze zencefil ekleyip, demlenmeye bırakın. Dört dakika sonra zencefilli ılık suyu için. İsterseniz zencefil parçacıklarını da tüketebilirsiniz.Vücudunuz için gerekli besin öğelerini belirlemek ve d

oğru besinlerle bağışıklık sisteminizi güçlendirmek için doğanın şifalı otlarından ve renkli yiyeceklerden faydalanabilirsiniz. Alman Hastanesi’nden Diyetisyen Esra Aran, “Mevsimsel değişikliklerle birlikte vücudunuzun hastalıklara yakalanma riski de artıyor. Güçlü bir bağışıklık sistemi için, 7′den 70′e herkesin kullanabileceği çaylar ise bu riski azaltıyor” dedi. İşte o reçete… 

Şifalı bitki çayları 

Kış aylarında içinizi ısıtan sıcak içecekler gibisi var mı? Fakat bu içecekleri seçerken, bağışıklık sisteminizi düşünmeli ve birinci tercihinizi bitki çaylarından yana kullanmalısınız. Ama unutmayın, bitki çayı içmenin de bir sınırı var. Gün içerisinde 2 fincandan fazla bitki çayı içmemelisiniz. Ayrıca, bitki çayını tercih ederken, şeker veya tatlandırıcılardan uzak durmalısınız. 

Yeşil çay: Özünde en güçlü antioksidanlardan polifenolleri içeren yeşil çay, kalp hastalıkları ve kanser ile yaşlanmaya eşlik eden birçok hastalığı önlemeye yardımcı oluyor. 

Ekinezya çayı :Ekinezyanın köklerinde bulunan çok sayıda bileşen, vücudun bağışıklık sisteminin kuvvetlenmesinde etkili bir rol oynuyor. Hücreleri virüslerin saldırılarına karşı koruyan bakterilere ve mantarlara karşı etkili bileşenler, akyuvarların miktarını artırıp bağışıklık sisteminin güçlenmesini destekliyor. Hafif ve orta şiddetteki soğuk algınlıklarında destekleyici çay olarak içebilirsiniz. 

Kuşburnu çayı: İçerisinde B1, B2, K, P vitaminleri, protein, mineral, potasyum, sodyum, kalsiyum, magnezyum, fosfor ve meyve asitleri bulunuyor. Çok yoğun vitamin zenginliği nedeniyle gözlerin dostu olan kuşburnu çayı, vücuda dirilik sağlıyor. Mide kramplarına ve sindirim sistemi zorluklarına karşı faydalı oluyor. Enfeksiyonlara ve bulaşıcı hastalıklara karşı vücut direncini artırıyor. Nezle ve gribe karşı koruyucu. 

Probiyotik yoğurt: Bağışıklık sisteminin güçlenmesine destek oluyor. Özellikle bağırsaklarda bazı yararlı mikroorganizmaların çoğalmasına ve aktivitesini uyarmaya yardımcı olarak sağlığı olumlu yönde etkiliyor. 

Kuru kayısı: A vitamini ve potasyum içeren kuru kayısı, lifli bir meyve. Sindirime yardımcı oluyor ve bağışıklık sisteminde destekleyici rol oynuyor. 

Somon balığı: Yüksek oranda omega-3 yağı içeren somon balığı düzenli tüketildiğinde bağışıklık sisteminin kuvvetlenmesine yardımcı oluyor. Haftada 1-2 kez tüketilmesi gerekiyor. Özellikle çocukların beyinsel ve zihinsel gelişiminde önemli rol oynuyor.

Kuru, siyah, çekirdekli üzüm: Kan yapıcı özelliği bulunuyor. Protein ve karbonhidrat kaynağı ve A, B1, B2, B6, C vitaminleri ile fosfat, kalsiyum, demir, fosforik asit, organik asit ve formik asit minerallerini içeriyor. Üzümün içerisindeki demir, kalsiyum ve potasyum minerallerinin, kemik gelişimi yanında kansızlığı, halsizliğe, zayıflığa da iyi geliyor.

BESLENMENİZİ RENKLENDİRİN 

■ Kış aylarında bağışıklık sisteminizi güçlendirmek için antioksidan olarak görev yapan A, C, E vitaminlerini ve beta karoteni günlük beslenmeniz içerisinde bol miktarda tüketmeniz gerekiyor.
■ Limon, portakal, greyfurt, dolmalık biber, enginar, brokoli, maydanoz içerisinde bol miktarda C vitamini bulunuyor.
■ Zeytinyağı, ceviz, ayçiçekyağı, badem, fındık içerisinde bol miktarda E vitamini bulunuyor.
■ C ve E vitamini bağışıklık sisteminin kuvvetlenmesine yardımcı olduğu kadar vücudu birçok kanser türüne karşı da koruyor.
■ Turuncu, yeşil ve kırmızı sebze ve meyvelerde bol miktarda beta karoten bulunuyor. Bu besinler de bağışıklık sistemi hücrelerinin artmasına yardımcı oluyor.
■ Gün içerisinde demir ve çinko yönünden zengin besinleri tüketerek vücudunuzun bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olabilirsiniz. Demir yönünden zengin besinler; özellikle kırmızı et, kuru kayısı, koyu yeşil yapraklı sebzeler. Çinko yönünden zengin besinler; tam tahıllar, ekmek, et, balık, ceviz gibi yiyecekler.
■ Kış aylarında haftada en az iki defa balık tüketmelisiniz. Balık, omega 3 ve omega 6 yönünden zengin. Balığı ızgara, buğulama veya fırında pişirerek yemeyi tercih edebilirsiniz.
■ Gün içerisinde su tüketiminizi artırmalısınız.

 



Altın günlerinde diyet bozmak kilo aldırıyor


Özel Anıt Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Büşra Dülgerler, ev hanımlarının altın günlerinde yapılan kek, börek ve poğaçalardan diyetlerine uymayan ölçüde yiyerek kilo aldıklarını belirtti.Altın günlerinde, bu tür hamur işi ve yağlı besinlerden tüketenlerin akşam yemeğini hafif şeylerle geçirmelerini öneren Dülgerler, pazartesi başlayan diyeti salı bırakmanın daha çok kilo alınmasına neden olacağını söyledi.Diyet ve Beslenme Uzmanı Büşra Dülgerler, düzensiz ve yanlış beslenmenin birçok hastalığa yol açtığını ifade etti. Düzenli beslenmenin hastalıklardan korunma açısından çok önemli olduğunu vurgulayan Dülgerler, “Özellikle Anadolu’da ev hanımları düzenli beslenmenin önemini yeni yeni kavramaya başladı.” dedi.


Öğünlerin atlanmamasını ve ara öğünlerin hafif besinlerle yapılmasını öneren Dülgerler, “Günde 3 ana öğün, 3 ara öğün yapılabilir. 5 porsiyon sebze ve meyve tüketilmelidir. Bunların yanında su içmek de yağların yakımı için vazgeçilmezdir. Bunun için günde ez 2 litre su tüketilmelidir.” diye konuştu.


Diyet yapanların sabırlı olması gerektiğini ifade eden Dülgerler, diyete pazartesi günü başlayanların salı günü sıkılıp diyeti bırakmamaları gerektiğini vurguladı. Dülgerler, şunları kaydetti: “Özellikle ev hanımlarını altın günlerinde yapılan yemekler konusunda uyarmak istiyorum. Buralarda yapılan kekleri, börekleri, poğaçaları yerken çok dikkat etmeliler. Ne kadar yediklerine özen göstermeliler. Eğer yemek zorunda kalıyorlarsa, akşam yemeğini hafif şeylerle geçirmelerini öneriyorum.”


Diyet yapanların ilaç kullanımının. sadece doktor kontrolünde olması gerektiğini ifade eden Dülgerler, “Diyet kesinlikle doktor kontrolünde yapılmalıdır. Bunun yanında, sağlıklı beslenmek için de evde yapılan yemekleri tüketmek çok önemlidir. Eğer dışarıda yemek zorundaysanız, yemek yediğiniz yerlerin mutfaklarını mutlaka kontrol edin. Çiğ meyve ve sebze yemekten kaçının. Eğer yemek zorundaysanız mutlaka temizliğine özen gösterin.” uyarısında bulundu.


Egzersiz yapmanın da sağlık açısından vazgeçilmez olduğunu dile getiren Dülgerler, bir kişinin günde en az 10 bin adım atması gerektiğini söyledi.

6 Şubat 2011 Pazar

Çocuklar Kanser Yiyor

Avrupa’da yaşayan 10 yaşındaki bir çocuk, yiyecekler yoluyla her gün ortalama 128 kimyasal kalıntıya maruz kalıyor. Bunların bir kısmı ise kansorejen… 


Avrupa’da yaşayan 10 yaşındaki bir çocuk, yiyecekler yoluyla her gün ortalama 128 kimyasal kalıntıya maruz kalıyor. Bu 128 kimyasal kalıntı 81 değişik ürün aracılığıyla çocuklarla tanışıyor.


Bu ürünlerden bir kısmı “kansorejen” olarak nitelendiriliyor.


Bu bilgilerin sahibi ise Fransa ve Belçika’daki araştırmalar.


Generations Futures, Health and Environment Alliance, Reseau Evvironnement Sante ve WWF Farance bu araştırmanın sahibi…


Araştırmacılar, Fransa’nın çeşitli bölgelerinden, 10 yaşındaki bir çocuğun bir gün boyunca  yediği yiyeceklerden satın aldılar. Yiyecekler organik değildi ancak, dengeli beslenen bir çocuğun yediklerini içeriyordu.


Araştırmacılar bu yiyecekleri bağımsız laboratuarlara yolladılar. Yiyeceklerde tarım ilacı kalıntısı, dioksin, ağır metaller olup olmadığını incelemelerini istediler.


Sonuçlar şaşırtıcıydı. Örneğin somon balığında bulanan 34 kimyasal maddenin bir kısmı kansorejendi…. Aynı şekilde peynirde de altı kansorejen maddeye rastlandı. Sabah kahvaltısında çocuklara yedirilen tuzsuz tereyağında ise 15 tarım ilacı kalıntısına bulundu. Tüm bunları bir çocuk gün içinde yiyordu. Tabi ki tüm bu kimyasal kalıntılar yasal sınırlar içindeydi. Dr. Laurent Chevallier, tüm bu kimyasalların biraraya geldiğinde yaratacağı etkiden endişeli… François Veillerette de araştırmacılardan biri… “Sonuçlar beklediğimizden de kötü” diyor ve ekliyor “Tüm bu kimyasallar kalıntılar tek başlarına belki sorun yaratmıyor. Ama tüm bunlar biraraya geldiğinde bir kimyasal kokteyl yaratıyorlar. Bunun da uzun dönemde bizlerin üzerinde yaratacağı etki gözardı ediliyor. Burada zararlı olan kimyasal kalıntıların miktarı değil. Bu küçük küçük dozlar, uzun süreli alındığında yaratacağı etki…”


Kaynak

2 Şubat 2011 Çarşamba

Eklem Ağrılarına Ne İyi Gelir

 


Geçen aylarda sol el bileğimde bir acı hissettim ve ne olduğunu anlayamadım. Beni o kadar rahatsız etti ki ağırlık çalışırken bileğimi sargı bezi ile sabitlemek zorunda kaldım. Sanırım senelerce aikido yapmanın, özellikle ısınmadan kote gaeshi hareketi denemenin bir bedeli bu olsa gerek…


 


Bu hafta sizlerle bu konuyu paylaşmak istedim çünkü her ne kadar “belli etmemeye çalışmak” ilk tepkimiz olsa da, yaptığım araştırmalara göre Ülkemizde yaklaşık 5 milyon kişi eklem yıpranmasına bağlı ağrılardan muzdarip olduğunu anladım.


 


Özellikle yaşı geçkin kişilerde sıklıkla görülen, eklem ağrıları yaşam sevincini yok edebilir, spor yapmayı ızdırap haline getirebilir ve bazen her adımı sıkıntılı yapar. Ancak eklem ağrılarına teslim olan bir kişi ağrılardan dolayı hareketlerini kısıtlamaya başlarsa kendisine en büyük kötülüğü yapmış olur. Eklem ağrılarının ve rahatsızlıklarının nedenleri çeşitli olabilir…


·         Aşırı kilolu olmak


·         Çok az hareket etmek


·         Uzun zaman ağırlığın tek bir tarafa yüklenmesi


·         Doğuştan ya da sonradan olan eklem kusurları en önemli nedenlerdir.


 


ZAMAN GEÇTİKÇE


Eklem ağrıları, genel anlamda, eklemlerdeki kemik uçlarını koruyan kıkırdağın aşınmasıyla başlar. Normalde bu kemik uçlarında yumuşak, elastik bir kıkırdak kılıfı vardır. Sürekli yük, kıkırdakları pürüzlendirir, elastikiyetini azaltır ve kıkırdaklar giderek incelir, kırılgan olurlar. Kıkırdak tamamen aşınıp, kemikler birbirine sürtünmeye başlarsa artroz ağırlaşır. Ağrılar başlar ve eklem hareketlerinde azalma olur. İş bununla da kalmaz. Kıkırdakların yıkımı ile iltihap uyarıcı maddeler eklem sıvısına karışarak, eklem kapsülünde şişme ve ağrılı iltihaba yol açabilir.


 


 


GLUKOZAMİN ve KONDROİTİN


Özellikle spora hayatını adamış profesyoneller, kas, kemik ve eklemlerini normal bir kişiden çok daha fazla kullandıkları için sık sık eklem ağrılarına maruz kalırlar. Bu gibi durumlarda elit sporcuların baş vurduğu kuvvetli bir besin takviyesinden bahsetmek istiyorum sizlere… Profesyonel sporcular, eklemin hasar gördüğü durumlarda, eklem hasarının ilerlemesini yavaşlatmak, kıkırdağın rejenerasyonunu sağlamak, eklemlerin fonksiyonlarını iyileştirmek, eklemleri koruyup güçlendirmek ve kronik ağrıyı azaltmaya yardımcı olmak amacı ile glukozamin ve kondroitin isimli gıda takviyesi kullanırlar. Glukozamin ve kondroitin kıkırdak dokunun yenilenmesinde etkili olan önemli bileşikler olup metabolizma tarafından doğal olarak üretilirler. Ağız yoluyla alınan glukozamin vücutta, kollajen lifler, su ve çok az kondrosit hücreleri ile beraber kıkırdağın oluşumunu yenilemeye yardımcı olabilir. Yapılan araştırmalar, glukozamin ve kondroitin sülfatın kireçlenme semptomlarını azalttığını ortaya koymuş. Aklınızda bulunsun!


 


 


KİREÇLENMEYE BİTKİSEL ÇÖZÜM MÜ?


Zerdeçalın aktif içeriği olan kurkumin isimli bir madde, Arizona Üniversitesinde yapılan son çalışmalarda, eklem ağrılarını gidermede oldukça başarılı bulunmuş. Öyle ki başarı oranı anti-enflamatuar ilaçlarla karşılaştırıldığında daha yüksek gibi görünüyor. Özellikle glukozamin ve kondroitin gibi besin destekleriyle birlikte kullanıldığında tenisçi-golfçü dirseği semptomlarında bile çok etili olduğu, ibuprofen gibi ağrı kesicilerden daha iyi sonuç verdiği de gözlemlenmiş.


 


Balık yağının da eklemleri yağlayabileceğine dair birkaç araştırma var elimde ama daha henüz inceleme fırsatı bulamadım. Yine de balık yağının kalp damar sağlığı için de çok önemli olduğunu zaten hepimiz biliyoruz, öyle değil mi?


 


KİREÇLENMEYE NE İYİ GELİR?


Bu anlattıklarım kireçlenme konusunda da destekleyici olabilirler, denemekte fayda var diye düşünüyorum! Yalnız mutlaka aile hekiminize bir danışın, çünkü glukozamin aslında glutamin amino asidi ile glikoz bileşimi olduğundan kan şekeri düzeyini yükseltici etki yapabilir… diyabet hastalarının dikkate alması gereken bir konu!


 


Bir başka dikkat edilmesi gereken nokta ise glukozamin’in "chitin" adlı bir maddeden üretildiği için deniz ürünlerine alerjisi olanlarda etkileşim yapabileceği konusudur.


.

25 Ocak 2011 Salı

Beta Alanin Amino Asit Kullanımı

Amino asit kullanımı amino asit nedir amino asit zararları konularında bilmek istediğimiz o kadar çok şey var ki, anlatmakla bitmez. Bugün paylaşmak istediğim konu ise özel bulduğum bir amino asit olan beta alanine ve bu amino asit kullanımı… çünkü gerçekten performans sporları ile uğraşan kişilere çok faydası olabileceğini düşündüğüm bir yapı taşı, beta alanine…

BETA ALANİN

Bu kendiliğinden oluşan ve dışarıdan almak zorunda olmadığınız amino asit vücuda tavuk eti gibi yüksek proteinli besinlerden gelir. Beta alanin performans üzerindeki etkisi, kaslar arasındaki karnosin seviyelerini yükseltmesinden kaynaklanmaktadır. Ekstra beta-alanin takviyesi ile  kaslardaki karnosin seviyelerini 4 hafta gibi kısa bir sürede %60 arttırabilmek mümkündür. 

Peki karnosinin artışı neden önemlidir? Ağır antrenmanlar esnasında vücutlarımız aşırı derecede hidrojen üretir, çünkü pH değerimiz düşer ve bizler asidik (Örnek: Laktik Asit) bir hal alırız. Bu asidifikasyon (laktik asit birikmesi) yüksek derecede fatik ve kas yorgunluğuna yol açar, performansı düşürür ve merkezi sinir sisteminde nöronların yolunu tıkayarak kasın çalışmasını keser. Bir sporcu beta-alanin desteği ile karnosin seviyelerini yüksek tutarak hidrojen birikmesini geciktirebilir ve fatikleşmeyi yani kas yorulmasını erteleyebilir. Sonucunda da daha uzun süre antrenman ve performans artışı gözlemlenebilir. sporcu deiyeti beslenmesi kas yapmak için ne yemeli

Beta-alanin desteğinin bilimsel çalışmalar sonucu gözlemlenmiş faydaları:

  • Kondisyon artışı

  • Daha iyi güç çıkışı

  • Yorgunlukta azalma

  • Vücut kompozisyonunda düzelme

  • Kreatin ile sinerji

  • Sporcu performansında zamana ve efora bağlı olmadan artış


 

AMİNO ASİT KULLANIMI

Ağır idman yapan elit sporcular için antrenman öncesi 2-3 gram yeterli olabilir. Antrenman sonrası toparlanma ve recovery amaçlı 2-3 gram daha kullanılmasının kas ve doku tamirini hızlandırdığı gözlemlenmiştir. Eğer bütçeniz kısıtlı ise veya antrenman çantanızda fazla yer kaplamasını istemiyorsanız kolaylık olması açısından, EXUM MASS XXL gibi, içerisinde beta-alanin bulunan formüllü bir kompleks karbonhidrat protein ve amino asit formülü seçmeniz size zaman, efor ve para anlamında kazanç sağlayabilir. Bu yazıyı okuyacak kadar spor ile ilgiliyseniz zaten protein tozu kullanmanın önemini kavramış olduğunuzu düşünüyorum… Aklınızda bulunsun!

 amino asit zararları protein tozu

AMİNO ASİT ZARARLARI VAR MI?

Beta-alanin kullanımının test edildiği çalışmalarda kullanıcıların çoğunun beta alanin alımından 20 dakika sonrasında cilt kaşınması, gerilme, ısınma hissi, cilt altında karıncalanma hissetmiştir. Bu hisler kulaklarda, alında, baş derisinde, göğüste ve kollarda meydana gelmiş olup zamanla vücuttan çekilmişlerdir. 4 haftalık bir kullanım sonucunda vücutta hiçbir toksik etkiye rastlanmamış, kan değerleri ölçümü normal seviyelerde çıkmış.

.

Popo Eritme ve Bel Hareketi

YAPMADIĞINIZ EGZERSİZ HAREKETLERİ

BÖLÜM 5

 “Yapmadığınız Egzersiz Hareketleri” bölümüne popo kaslarımızı kaldıran, bacak arkalarını sıkılaştıran ve belimizi kuvvetlendiren çok yönlü bir hareket ile devam ediyoruz. Kalça iktirme hareketi…

 popo kaldırma popo resimleri güzel popo basen eritme hareketleri

Bu günlerde özellikle hafta sonları modası olarak bayanların güzel bir pantolon veya kalın bir çorap ile dize kadar yüksek çizmeler giydiğini görmüşsünüzdür. Çok şık! Fakat dikkat ettiniz mi bilemiyorum, genelde uzun bir kazak ile kalçalarını örtmeyi seçer bayanlar. Bunun sebebi belki de kalçalarının onlarda bir güvensizlik belirtisi olabileceğinden mi bilemiyorum. Ama inanın kalça eritme ve popo kasını sıkılaştırmak inanıldığı kadar zor bir olay değildir ve pek fazla zamanınızı da almaz…

DÜZ BACAK KUCAK HAREKETİ

popo eritme kalça eritme basen eritme bacak eritme hareketleri

Popüler olarak yapılan dizleri kırmadan kucak hareketi, yani düz bacak deadlift egzersizi, özellikle bu bahsettiğim popo, arka bacak ve bel kası aksisini güçlendirmek için profesyonel sporcuların tercih sebebidir. Ne kadar zor olsa da oldukça da etkili bir harekettir, buna söyleyecek bir şeyim yok!

Bir haltere hafif ağırlıkta diskler takıp önüne geçin ve ayaklarınızı barın altına sokup omuz genişliğinde açın. Eğilipkucak hareketi arka bacak eritme basen hareketleri barı üstten kavrayın dizleriniz düz olsun. Barı kaldırmadan önce göğsünüzü hafifçe ileriye ittirin ki beliniz düzleşsin. Sakatlanma riskini minimuma indirmek için, hareket boyunca gözleriniz karşıya baksın, asla sırtınızı kamburlaştırmayın ve barı kaval kemiklerinizden uzaklaştırmayın. Hafifçe bacaklarınız ve poponuzla öne doğru ittirerek ağırlığı kaldırın. İki saniye dik durumda popo kaslarınızı sıkarak bekledikten sonra tekrar, yavaşça ağırlığı sırtınız düz bir şekilde kaval kemikleriniz hizasında aşağıya indirin.

Kabul ediyorum ki biraz zor bir hareket... şimdi birde alternatif olarak yapabileceğiniz yardımcı bir harekete daha bakalım...

HALTERLE KALÇA İTTİRME

kalça ittirme hareketleri basen popo eritme bacak içleri



Sırtüstü yere uzanıp leğen kemiğinizin üzerine bir halter alın ve dizlerinizi bükün. Eller halterde ayak tabanları yerde sabitlensin. Derin bir nefes alın ve nefesinizi verirken topuklarınızla yeri ittirerek halteri mümkün olduğunca kaldırın. Bir saniye poponuzu sıkarak bekleyin ve tekrar kalçanızı yere yavaşça indirin.

kaslı erkek resimleri resimli hareketlerPoponuzu, arka bacağı ve bel kasını etkili bir şekilde sıkılaştıran bu hareketi 3 setten 8’er tekrar yapmaya çalışın. Eğer hardcore bir vücut geliştirmeciyseniz veya elit bir sporcuysanız göreceksiniz ki halterle kalça ittirme hareketi deadliftinizi de güçlendirebilecek yardımcı hareketlerden bir tanesidir.

.

17 Ocak 2011 Pazartesi

Kışın Cilt Bakımı


Sıcak havaların bittiği ve kış soğuğunun da kapıda olduğu bugünlerden cildinizin etkilenmemesi imkansız. Kış mevsiminin gelmesiyle birlikte cilt rahatsızlıklarının görülme sıklığı da artıyor. Soğukların cildinizi etkilediği bu dönemde cildinize tepeden tırnağa özel bir bakım yapmakta fayda var. Dermatoloji Uzmanı Dr.Memduh Altaç konu hakkında bizlere bilgi verdi.


En hassas bariyer cildimiz midir?


Evet . Dış etkenlere karşı en hassas bariyer cildimizdir.Deri insanın en büyük organıdır.Her gün milyonlarca mikropla birebir temasta olan bu organımız dıştan vücuda girebilecek mikroplara karşı bir set oluşturur.Derinin bir çizik veya berelenmesi halinde bölgesel enfeksiyonları yaşayabiliriz.Deri aşırı sıcaktan korunmak için porları açarak vücut ısısının düşmesine , aşırı soğukta da porları büzerek vücut ısısının kaybına engel olur.
Mevsim geçişleri cildimizi yıpratır mı ?


Mevsim geçişleri tabi ki cildimizi yıpratır. Aşırı sıcak, güneş, rüzgar, kar korunmasız ciltte ciddi yanıklara , lekelenmelere, derinin kırışmasına neden olur.
Kalınlaşan cilde peeling gerekli mi ?


Kalınlaşan cilde peeling tamamen kişinin isteğine bağlı olarak da yapılır. İşlemi kişinin durumuna göre yüzeysel veya derin peeling şeklinde yapılır. Yüzeysel peeling birtakım kimyasallarla yapılan peeling olup yardımcı eleman olarak granüllü sabunlar tercih edilebilir. Nasmed sabun bunlar içinde uygun olan ve içeriği itibariyle kullanılabilir. İçerdiği kükürt ve zeytinyağı sayesinde cilt hastalıklarının tedavisinde tercih edilebilir


Genç bir cilt için neler yapabiliriz?


- Güneşten korunmak,
- Aşırı soğuktan korunmak
- Sigara içmemek
- Su tüketimine özen göstermek
- Uyku düzenine özen göstermek
- Beslenmeye özen göstermek . Meyve, sebze tüketimini arttırmak.


Anne adayları ciltlerini nasıl korurlar?


Anne adaylarının iki büyük sorunundan biri chloasma dediğimiz halk arasında gebelik maskesi veya lekesi diğeri de kilo alımına karşı derinin verjetür dediğimiz yırtılmasıdır.Her ikisi içinde bir dermatoloğun önersine dikkat edilirse sorunları ortaya çıkmaz.


Boynumuz ve ellerimiz için nasıl bir bakım uygulamalıyız?


Boynunuz için belli bir yaştan sonra nemlendirici kremlerden yararlanılabilir.Bu arada güneş ve sigarayı da göz ardı etmemeliyiz.Ellerimiz için mümkünse katı sabun kullanmak deterjan, yakıcı,kurutucu maddelerden uzak durmak.Güneşe karşı gerekli tedbirleri almak.
Tırnaklarımızın kırılmasını nasıl önleriz?
Tırnakların en büyük düşmanı deterjan olup korunmakta yarar vardır.Bazı sistematik hastalığı olanlar için çinko takviyesi yararlı olur.


Kuruyan saçlar için neler yapabiliriz? Kuruyan saçlar için mümkünse  kremli şampuanlar önerilir. Yıkarken çok sıcak sudan kaçınılması önerilebilir.Saçı kuruturken fön makinesinde ve sık sık fön çekilmesinden kaçınmak uygun olur.


Saçlarımız için hangi vitaminleri almamız gerekli?


Saçlarımız için sağlıklı bir kişinin herhangi vitamin gereksinimi yoktur.Dengeli beslenen bir kişinin ilave vitamin ihtiyacı doğal gıdalardan alınmaktadır.Ancak tek taraflı beslenme alışkanlığı olanlarla vücutta yıkıma neden olan sistematik hastalığı olanlara vitamin takviyesi gerekebilir.Saç için gerek görüldüğünde Biotin takviyesi yararlı olur.

Portakalın vücuda faydaları Hangi Vitamini Sağlar

Portakalın vücuda faydaları


Portakal denince aklımıza şüphesiz kış gelir. Sabah kahvaltılarının tadı portakal suyu gelir. C vitaminin en büyüğü gelir. Kısacası kışın incisidir portakal.


Hemen hemen herkesin sevip yediği evinden eksik etmediği portakal C vitamini gereksinimini fazlası ile gideriyor. Kışın birçok hastalığa karşı cephe alıp kolay hastalanmamızı engelliyor bir deyişle. C vitamininin yanı sıra içerisinde bulunan birçok vitamine ev sahipliği ediyor.


Bol sulu lezzetli portakalı evimizden eksik etmemeli çocuklarımıza da bir şekilde yedirilmesini önermeliyiz. Portakal yenmiyorsa mutlaka suyundan içererek bu yararlı ve şifalı meyveyi çocuklarımızdan eksik etmemeliyiz. Uzmanlar portakalı suyunun yanı sıra posalı kısmı ile yenmesini daha çok tercih etmektedir. Yararının o posalı kısmında olduğu bilinir bir gerçektir. Portakalın künyesine bakacak olursak eğer; Portakal, turunçgiller familyasından bir ağaç. Boyu 2-10 metre arasında değişiyor. Yaprakları sert, dayanıklı ve düz kenarlı. Kabuklarından portakal esansı elde ediliyor. Eczacılıkta ve gıda sanayiinde kullanılıyor. Çiçeklerinden de portakal çiçeği esansı yapılıyor. Portakalın çekirdekli ve çekirdeksiz çeşitleri var. Çekirdeksiz cins olan yafa portakalı Finike, Mersin ve Hatay’da yetişiyor. Kalın kabuklu ve uzunca meyveli. Kabuklarından reçel yapılır. Dörtyol portakalı ise çekirdekli. İnce kabuklu ve sulu. Washington, çekirdeksiz, Güney Anadolu ve Doğu Karadeniz’de Rize çevresinde yetişiyor


Portakal suyunun yararları


Portakal ve greyfurt suyunun pembe renkte olanı sarısından daha yararlıdır! Kırmızısı ise en iyisidir. Greyfurt ve portakalın iç renginin koyu kırmızı olması, bol bol ”Likopen” içerdiğinin bir göstergesidir. Domateste de bol miktarda bulunan bu yararlı karotenoid, başta prostat kanseri olmak üzere pek çok kansere karşı koruyucudur. Likopen antioksidan aktivitesi de olan, cilt ve beden yaşlanmasını erteleyen son derece yararlı bir besindir. Kan basıncı yüksekliği sorununuz varsa, damar tıkanma riskiniz mevcutsa, her gün düzenli olarak düşük dozda aspirin kullanmaya daha çok özen göstermelisiniz. Aspirini özellikle gece yatmadan evvel içmeyi tercih edin. Yeni çalışmalar böyle bir alışkanlığın hem daha iyi uyumanıza hem de daha güvenli bir kan basıncı kontrolüne destek sağlayacağını göstermektedir.


Portakalın faydaları


Kar, kış, soğuk ve kışın hastalıklarının başında gelen grip, soğuk algınlığı..Genellikle portakalı grip tedavisinde kullanılırız. C vitamini deposu olduğunu bildiğimiz için her grip ve soğuk algınlığında ilk yenilecekler arasında yerini hazırlarız. Ama hem C vitaminin yararları, hem de portakalın yararları bildiklerimizle sınırlı değil. Portakal C vitamininin yanı sıra B vitamini, potasyum, kalsiyum, magnezyum da içeriyor. Lifler, organik asitler ve şeker açısından da zengin. Ve tüm bu içerdiklerinin vücudumuza çeşitli yararları var. Portakal, kanseri önlemeden, kanı temizlenmesinden karaciğeri çalıştırmaya, cildi güzelleştirmekten anormal doğumları önlemeye kadar pek çok şeye yarıyor. C vitamini bakımından zengin olan portakalın bir tanesi ile günlük folik asit gereksiniminin yüzde 10′u karşılanabiliyor. Portakal, bünyesinde lif ve potasyum da barındırıyor. C vitamini cilde esneklik veren kolajenin yapısına katılıyor ve de demir emilimine yardımcı oluyor. Portakal suyu, kabukları soyulmuş portakala göre daha az lif içerir.


C vitamini


C ve B vitamini açısından zengin olan portakal, insana dinamizm veriyor. Portakal içindeki C vitamini ince ve kalın damarların yumuşak kalmasını sağlıyor. Damar tıkanıklığını önlüyor. Vücuttaki direnci arttırıyor. Kanın durulmasına ve temizlenmesine yardımcı oluyor. Hazmı kolaylaştırıyor. Enerji veriyor. Portakal reçeli ise karaciğeri çalıştırıyor. Yapılan araştırmalar, bacaklarda meydana gelen periferik damar hastalığının (Peripheral artery disease-PAD), damarlarda meydana gelen yağ birikmesinden kaynaklandığı ve kalp ile felç riskini de körüklediğini ortaya çıkardı. Araştırmalarda PAD hastalarında, PAD hastalığı olmayan insanlara göre iki kat daha fazla C vitamini eksikliği görüldü.


Bir dizi başka araştırmada da, C, E vitaminleri ve beta-kerotenin,damar tıkanmalarını önleyici etkisi saptandı.


Folik asit


Portakalda, B vitamini çeşidi olan folak ve folik asit de bulunuyor. Folik asit, hamilelik boyunca ve özellikle ilk üç ay çok gerekli. Bebekte Spina Bifida gibi anormalliklerin oluşmasını engelliyor. Alyuvarların oluşmasına yardımcı oluyor, aynı zamanda yemeklerdeki besleyici maddelerin vücut tarafından emilmesini sağlıyor. Folik asit, portakal suyunun yanı sıra yeşil yapraklı sebzeler, ciğer, yumurta, tahıllar, portakal suyu, maya ve bira mayasında da bulunuyor. Günlük doz kadınlar ve erkekler için 200 mikro gram olarak saptanmış. Regl döneminde kadınların günlük dozlarını 400 mikro gram kadar yükseltmeleri gerekiyor. Lifler ise, sindirim sistemini düzenliyor, bazı kanser türlerine ve kalp hastalıklarına yakalanma riskini azaltıyor.


Vücudumuz için çok önemli


* Vücudumuz C vitamini üretmiyor, bu nedenle dışarıdan almamız gerekiyor. Günlük C vitamini ihtiyacımız 50-70 miligram. Bir portakalda 90 miligram C vitamini bulunuyor. Sigara içenlerde ve enfeksiyonlar sırasında C vitamini ihtiyacı yaklaşık 2 katına çıkıyor.Sabah kahvaltısında içilen bir bardak portakal suyu, güne dinamik başlamak ve pek çok hastalıktan korumak için idealdir.


* Soğuk algınlığı, grip, kas incinmesi, kalp hastalıkları ve felçten korur,


* Portakal suyundaki bir antioksidan olan bioflavin damarları ve kılcal damarları güçlendirerek


* kalbin zarar görmesini engeller, ezik ve çürüklerin daha çabuk iyileşmesini sağlar,


* İçerdiği C vitamini ve folik asit sayesinde öksürüğü azaltır,


* Kanın pıhtılaşmasını, mide ve pankreas kanserini önleyici etkisi vardır,


* İçerdiği yüksek potasyum tansiyonun dengelenmesine yardımcı olur.Aynı zamanda,içerdiği potasyum, cildin kuruyup kırışıklıkların oluşmasını da önler,


* Çocukların hastalıklardan korunması ve fiziksel gelişiminin tam sağlanması için gerekli olan cevherler dolu bir meyvedir.


* Kabuklarında bulunan uçucu maddenin bazı kanser türlerinin tedavilerinde çok önemli iyileştirici bir madde olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır.


* Yapısında karoten bulunduğu ve kanı temizlediği için portakal aynı zamanda cildi güzelleştirir ve ona tatlı bir pembelik kazandırır. Güney Fransa’da ve İtalya’daki köylü kızları, ciltlerinin parlaklığı ve pembeliğini portakala borçlu olduklarını söylerler. Kabuklarındaki esans sivilcelere sürüldüğünde biraz yanma yapar ama 2 ayda ortadan kaldırır.


* Yapısında C, B bir, B iki ve PP gibi çok sayıda vitamin, başta kalsiyum ve potasyum olmak üzere çeşitli madensel tuzlar ve oligo-elementler, meyve şekerleri ve karoten bulunan portakalın pek çok yararlan var.


* Kanı zehirlerden temizler.


* Sanlığa ve karaciğer hastalıklarına karşı etkili bir doğal ilaçtır.


* Bağırsakları yumuşak tutar.


* Bedene güç ve enerji verir. Organizmanın vitamin ve madensel tuz gereksinimini karşılar.


Özellikle gelişme dönemlerinde çocuklara bol bol portakal yedirmekte yarar vardır.


* Portakal ağacı çiçeklerinin kaynatılmasıyla elde edilen su spazmı giderir, damar sertliğini ve felci önler.


* Portakal kabuk esansında da aynı olumlu etkiler mevcuttur.


Milligazete

Metabolizmayı Hızlandırmanın Yolları


Hareketsiz yaşam, stres, tirod bezlerini düzensiz çalışması gibi bazı faktörler; kilo vermede etkisi büyük olan metabolizma hızını yavaşlatıyor.  Metabolizma hızı yavaş  insanlar günlük hayatlarında çok hareket etmiyor ve yanlış besleniyorlarsa daha fazla kilo sorunu yaşıyorlar. Metabolizma ve İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayça Kaya, metabolizma hızını artıracak öneriler veriyor.


Metabolizma hızı kişiden kişiye fark gösterir. Metabolizma hızını belirleyen en önemli etmen vücut kas dokusudur. Kas kitlesi arttıkça metabolizma hızı artar. O nedenle sporcuların, kas kitlesi kadınlara göre daha fazla olan erkeklerin metabolizma hızı daha fazladır. Aynı zamanda vücut yüzeyi ile de metabolizma doğru orantılıdır. Yani vücut büyüdükçe o vücudu çalıştırmak için gerekli olan enerji artar aslında. O nedenle fazla kilolu bir insanın normal kilodaki bir insana göre metabolizması daha hızlıdır. Özellikle zayıflama tedavisinde kişinin yemek durumu metabolizma hızına göre belirlenir. Eğer bir kişiye zayıflasın diye metabolizma hızının çok altında bir beslenme programı yapılırsa, vücut yağ dokusu yerine kas dokusunu kaybeder bu da metabolizma hızını yavaşlatır ve bu kişilerin tekrar daha fazla kilo alması gibi bir sorun ortaya çıkar.


Metabolizmayı hızlandıran on bilimsel öneri:


KOLA YERİNE AYRAN İÇİN, İYİ UYUYUN…
Düzenli uyuyun. Gece en geç 24.00’de uyuyun, sabah en geç 07.00’de uyanın. Çünkü vücut kendini uykuda onarır.


Düzenli olarak aerobik egzersiz yapmayı alışkanlık haline getirin. Haftada en az 3 gün 45 dakikalık bir tempolu yürüyüş yapın.
Ağırlık çalışmayı ihmal etmeyin. Metabolizma hızının en belirleyici faktörü kas dokusu olduğu için kaslarınızı da düzenli çalıştırın.


Kola, gazoz gibi asitli ürünler yerine su için.  Su insan vücudunun en önemli bileşenidir. İyi bir metabolizma, iyi bir dolaşımdan bu da iyi bir boşaltımdan geçer. O nedenle günde 2-2,5 litre su içmeye özen gösterin.


Acıktığınızda mutlaka vücudunuza cevap verin. Açlığı ertelemek metabolizma hızını yavaşlatır. Küçük bir meyve bile yeseniz yeterli olur.


Metabolizmayı en çok çalıştıran yiyecekler proteinlerdir. Beslenmenizde dengeli bir şekilde protein tüketin. Ancak hiç karbonhidrat almadan sırf protein yenilerek yapılan diyetler son derece yanlış. Bu tür diyetlerle hızlı kilo verilse bile, damar hastalığına yakalanma riskini artırdığı biliniyor.
Az az sık sık yemek metabolizmayı canlı tutuyor.


Yemeklerinizin yanına eklediğiniz iki-üç kaşık yoğurt yüksek kalsiyum içeriği nedeni ile metabolizma üzerine olumlu etkileri var.


Lif oranı yüksek olan yiyecekler, özellikle taze sebze ve meyveler, kurubaklagiller ve tam tahıllı ürünleri de düzenli tüketmek şart.


Yeşil çay için. Kahve ve çay içerdiği kafein içeriği nedeni ile metabolizmayı çalıştırır. Ancak çok fazla tüketilirse çarpıntı ve uykusuzluğa neden olabilir. Yeşil çayın antioksidan kapasitesi çay ve kahveye göre daha fazladır. Günde 1-2 fincan yeşil çay tüketmek hem metabolizmayı hızlandırır hem de yaşlanmaya gidiş sürecini yavaşlatır

Cinsel Performansı Artıran Besinler


Mutlu bir cinsel hayata kavuşmanıza yardımcı olacak, afrodizyak etkili besinlerin hangileri olduğunu biliyor musunuz?
İşte Diyetisyen Müge Arslan’dan sağlıklı bir cinsel hayata sahip olmanız için beslenme önerileri ve cinsel performansı artırıcı besinler:


Kayısı: A vitamini ve potasyum bakımından çok zengindir. Fazla tüketildiğinde sindirim sisteminizin hızla çalışmasına yardımcı olur. Kasların ve beyin daha düzenli çalışmasını ve daha az yorulmasını sağlar ve cinsel gücü arttırır.
Fındık, fıstık, ceviz ve badem: Lif, protein ve vitamin bakımından zengindirler. Özellikle enerji verirler ve cinsel gücü arttırırlar. Bol protein ve B vitamini ihtiva eden bu yemişler bedensel ve zihinsel yorgunluğa iyi gelir.


İncir: Şeker oranı yüksek olmasına rağmen kan şekerini hızla yükselten şekerden olmadığı için tüketilmesinde bir sakınca yoktur. Cinsel gücü arttırır.


Muz: Mineral, Magnezyum, demir, lif ve C vitamini bakımından zengindir. Bağışıklık sistemini güçlendirir, sperm üretimini arttırır.


Greyfurt: Karaciğeri çalıştıran, iştah açan ve cinsel gücü artıran bir meyvedir. Greyfurt suyu sabahları aç karnına içilmelidir.


Sarımsak: A1, B1, C kükürtlü yağı içersinde bol miktarda akil sülfür bulunur. Sarımsağın en önemli özelliği insana canlılık vermesi hem kadın hem de erkeklerde cinsel gücü arttırmasıdır.


Havuç: Yoğun A vitamini içerir. Kuvvetlendirir, güçlendirir ve cinsel gücü arttırır.


Mercimek ve kuru baklagiller: Protein, yağ, karbonhidrat ve liften B1 vitamini, sodyum, kalsiyum, demir, mineraller içerir. Zekâyı geliştirir ve zekânın cinsellik üzerindeki etkisi tartışılmaz.


Pekmez: Pekmezde bulunan minerallerin en önemlileri demir, kalsiyum ve potasyumdur. Tahinle alınması etkisini arttırır. Demir vücutta başta kırmızı kan hücrelerini bileşiminde yer alarak oksijen taşıma fonksiyonu görür. Kişinin enerjisinin ve cinsel gücünün artmasını sağlar.


İstiridye: İtalyan ve Amerikalı bilim adamlarının yaptığı çeşitli araştırmalarda içerdiği bazı aminoasitlerin cinselliği sağlayan hormonları tetiklediği görülmüştür. Ancak bu etkinin oluşması için gerekli miktar ve zaman göz önünde bulundurulursa kısa süreli kullanımda afrodizyak etkisinin görülmeyeceği belirtilmiştir.


Havyar: Uzun yıllardır afrodizyak olarak kullanılmaktadır. İçerdiği çinko miktarı nedeniyle erkeklik hormonlarının yapımını artırır. Çinkonun aynı zamanda sperm kalitesini de artırdığı belirlenmiştir.


Çikolata: İçerdiği seratonin ve daha da önemlisi fenetilamin maddeleri nedeniyle hafif cinsel istek arttırıcı etkiye sahiptir. Afrodizyak özelliklerinin açıklanabilir bilimsel yönleri olsa da yenilirken yaşanan haz, etkinin daha fazla olmasını sağlar.


Ginseng: Geleneksel Çin ve Güney Amerika tıbbında cinsel gücü artırmak üzere kullanılan bir köktür. Bir araştırma ginsengin cinsel isteği ve birleşme kapasitesini artırdığını ortaya koymuştur. Bu etkilerini sinir sistemi ve yumurtalıklar üzerinden gösterirken penis bölgesine gelen kan damarlarını da etkileyerek erkeklerdeki ereksiyon kalitesini de artırabilmektedir.


Ayrıca maydanoz, nane, tarçın, kekik, vanilya, sivri biber, hardal, kereviz, ayçiçeği, enginar, bezelye, yumurta, hindi (Çinko ihtiva ediyor, üstelik ucuz ve protein açısından da zengin.), roka (Bolca demir ve C vitamini içeriyor.), şalgam, antep fıstığı, susam, badem, ceviz ve fındık (İçerdikleri doymamış yağ asitleri ve E vitamini nedeni ile afrodizyak olarak kullanılırlar.), salatalık, kuşkonmaz, soğan, domates, fesleğen, hindistancevizi, bal, pekmez, kivi, greyfurt, karpuz, mango, ahududu, yoğurt, kırmızıbiber, köri ve diğer baharatlar da afrodizyak etki gösteren besinler içerisinde


E vitamininin antioksidan özelliği, penis içerisindeki dokuların özelliklerini ve damar sistemini koruduğu için faydalı olabiliyor. Aynı zamanda erkeğin testis fonksiyonlarında da iyileşmelere yol açabiliyor.


B vitamini, özellikle diyabetik olan bireylerde diyabetik şikâyetler ortaya çıkmadan önce kullanılması gereken bir vitamin. Sinirlerin şeker hastalığından en az zarar görmesini ve kendini yenileme kapasitelerini iyileştiriyor. Selenyum da sperm hareketlerini ve kalitesini artırmak için öneriliyor. Çinko da hem ereksiyon hem de sperm üretimindeki basamaklarda görev alan bir mineral özelliği taşımaktadır.


Ayrıca yapılan çalışmalar cinsel ilişki sırasında yapılan aktivitelerle harcanan enerjilerin kilo verme üzerine de etkisinin olduğunu göstermektedir.


Alkol cinselliği olumlu etkilemiyor!


Ayrıca genel olarak algılanan düşüncelerden biri de kişiler alkol aldıklarında rahatladıklarını, cinselliğe daha iyi yaklaştıklarını düşünürler. Bu doğrudur, ancak alkolün enerjisi çok yüksektir. Vücutta gereğinden fazla enerji olduğu zaman bu yağa çevrilir. Dolayısıyla fazla alkol alındığında yağlanma ve damar tıkanıklığı hızlanır. Alkol, içeriği nedeniyle damarlarda genişleme yapar. Vücuttaki uç damarlar (eller, ayaklar ve yüzdekiler) genişlediği için ereksiyon sırasında penise giden kan miktarında azalma olur. Fazla yağ damarları tıkadığı için sorun olurken az yağ ise hormon dengesinin bozulmasına neden oluyor.  Kansızlık özellikle kadınlarda hormonal dengeyi bozuyor ve cinsel uyarılma için gerekli olan genital bölgeye kan gidişini azaltıyor.