İş Hukuku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İş Hukuku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Şubat 2011 Çarşamba

2011/Ocak Döneminden İtibaren Sigortalı Meslek Kodlarının Giriş Ve Güncelleme İşlemlerinin E Bildirge Sistemi Üzerinden Yapılması Zorunluluğu

SGK tarafından işverenlere yönelik olarak 29/11/2010 tarihinde e-Bildirge sistemi üzerinden yapılan duyuruda;


“İşverenlere yönelik olarak Kurumumuzca 29/11/2010 tarihinde e-Bildirge sistemi üzerinden yapılan duyuruda;


- Sigortalılara ilişkin meslek kodlarını, e-Bildirge ana menüde mevcut "İş-Kur Meslek Kod Giriş/Güncelleme" ekranları vasıtasıyla her bir sigortalı için bir kereye mahsus olmak üzere sisteme kaydetmeleri gerektiği,


- Söz konusu işlemlerin yapılmasının, 2010/Kasım ve Aralık aylarına ilişkin aylık prim ve hizmet belgeleri yönünden serbest alan olarak düzenlendiği,


- Serbest alan olarak yapılan düzenlemeden gerekli verimin elde edilememesi halinde, uygulamanın zorunlu alan haline getirilmesine yönelik çalışmaların yapılacağı,”


açıklanmış olup sgk.gov.tr web sitesinde yapılan yeni duyuru ile konuya ilişkin yapılan incelemelerde, sigortalılara ilişkin olarak gereksinim duyulan İş-Kur Meslek Kod bilgilerinin, işverenlerin büyük çoğunluğu tarafından 29/11/2010 tarihinde başlatılan uygulama ile girilmemiş olduğu anlaşıldığından, 2011/Ocak ayına ait aylık prim ve hizmet belgesinden başlamak üzere söz konusu alan zorunlu alan haline getirilecek olup, işverenlerin, sigortalı bazında meslek kodlarına ilişkin giriş ve güncelleme işlemlerini yapmaları gerekmektedir.


            Buna göre; 2011/Ocak dönemine ait aylık prim ve hizmet belgesinden başlamak üzere iş-kur meslek kod bilgilerinin işverenlerce “SGK-E-BİLDİRGE” girişinden “iş-kur meslek kod giriş/güncelleme” kısmından çalışanların meslek kodlarını güncellemeleri gerekmektedir.

28 Ocak 2011 Cuma

Sigortalıların Emeklilik Yaşları

Halihazırda, 5510 sayılı SGK'nun 4. maddesi (a) fıkrası kapsamında çalışan sigortalıların emeklilik yaşlarını belirleyen üç tarih sözkonusudur.
Bu tarihlerden birincisi; (yaş sınırı olmadan kadınların 20,erkeklerin 25 yılda emekli olabildiği) eski sistemi değiştiren kanunun çıkış tarihi olan 08.09.1999’dur.

İkinci olarak; yaş şartlarının yumuşatıldığı yasal düzenlemenin yapıldığı 23.05.2002.

Üçüncü olarak ; yürürlükteki 5510 sayılı Sosyal Güvenlik yasasında emekliliği 65 yaşa çıkartan düzenlemenin yapıldığı   01.05.2008 tarihi.

İlk kez 08.09.1999 tarihinden önce sigortalı olanlar kademeli bir geçiş sistemine tabi tutulmuştur.Sözkonusu kademeli geçiş sistemi sigortalıların 23.05.2002 tarihi itibarıyla mevcut sigortalılık süresine göre düzenlenmiştir.23.05.2002 Tarihi itibarıyla sigortalılık süresi 18 yıl ve daha fazla olan kadınlar ile sigortalılık süresi 23 yıl ve daha fazla olan erkekler hakkında, bu tarihten önce uygulanan hükümlere göre işlem yapılmaktadır.

  08.09.1999 tarihinden önce sigortalı olmuş erkeklerin emeklilik şartları aşağıdaki çizelgede gösterilmiştir:























































































































ERKEKLERİN

1.ŞART

2.ŞART

3.ŞART

İlk sigortalılık tarihi

GeçmesiGereken Sigortalılık süresi

Tamamlanması Gereken Yaş

Tamamlanması Gereken Prim günü

08.09.1976  ve daha öncesi

25

Yok

5000

09.09.1976-23.05.1979 arasında

25

44

5000

24.05.1979-23.11.1980 arasında

25

45

5000

24.11.1980-23.05.1982 arasında

25

46

5075

24.05.1982-23.11.1983 arasında

25

47

5150

24.11.1983-23.05.1985 arasında

25

48

5225

24.05.1985-23.11.1986 arasında

25

49

5300

24.11.1986-23.05.1988 arasında

25

50

5375

24.05.1988-23.11.1989 arasında

25

51

5450

24.11.1989-23.05.1991 arasında

25

52

5525

24.05.1991-23.11.1992 arasında

25

53

5600

24.11.1992-23.05.1994 arasında

25

54

5675

24.05.1994-23.11.1995 arasında

25

55

5750

24.11.1995-23.05.1997 arasında

25

56

5825

24.05.1997-23.11.1998 arasında

25

57

5900

24.11.1998-08.09.1999 arasında

25

58

5975

09.09.1999-30.04.2008 arasında

-

60

7000


 
Tabloya göre,mesela; 10.02.1989 tarihinde ilk kez sigorta primi yatan erkek sigortalı  25 yıl sigortalılık süresini tamamladığı 10.02.2014 tarihi itibarıyla 5450 gün primi tamamladığı ve yaşı 51'i doldurduğu taktirde emekli olabilir.Şayet diğer iki koşulu yerine getirmesine rağmen yaşı 51 olmamışsa,yaşı 51 olana dek beklemek durumundadır.Ancak,emekli maaşını haketmemiş olmasına karşın,25 yıl sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamladığı için  çalıştığı işyerinden kıdem tazminatını talep edip ayrılabilir. 

09.09.1999 Tarihinden sonra (01.05.2008 tarihine kadar) ilk kez sigortalı olanlar 60 yaş ve 7000 prim gününü tamamlamaları halinde emekli olabilecektir.

-08.09.1999-  30.04.2008 Tarihleri arasında sigortalı işe başlayan erkekler:
 
İlk kez 08.09.1999 ve sonrasında sigortalı olan  erkeklerin emekli olabilmeleri için 60 yaşını tamamlamış ve en az 7000 gün prim ödemiş olmaları gerekir. 25 Yıllık  sigortalılık süresi koşulu kaldırılmıştır.

-01.05.2008 Tarihinden sonra sigortalı işe başlayan erkekler:


7200 Prim gününü 31.12.2035 tarihine kadar tamamlayan erkek sigortalılar 60 yaşında emekli olabilecektir.Bu tarihe kadar  prim ve yaş şartını tamamlayamayanlar aşağıdaki tabloya göre kademeli geçişe tabi tutulmuştur.


































































































































KADINLARIN

1.ŞART

2.ŞART

3.ŞART

İlk sigortalılık tarihi

Geçmesi gereken sigortalılık süresi

Tamamlanması Gereken Yaş

Tamamlanması Gereken Prim günü

01.04.1981 öncesi ise

20

Yok

5000

01.04.1981-08.09.1981 arasında

20

38

5000

09.09.1981-23.05.1984 arasında

20

40

5000

24.05.1984-23.05.1985 arasında

20

41

5000

24.05.1985-23.05.1986 arasında

20

42

5075

24.05.1986-23.05.1987 arasında

20

43

5150

24.05.1987-23.05.1988 arasında

20

44

5225

24.05.1988-23.05.1989 arasında

20

45

5300

24.05.1989-23.05.1991 arasında

20

46

5375

24.05.1990-23.05.1991 arasında

20

47

5450

24.05.1991-23.05.1992 arasında

20

48

5525

24.05.1992-23.05.1993 arasında

20

49

5600

24.05.1993-23.05.1994 arasında

20

50

5675

24.05.1994-23.05.1995 arasında

20

51

5750

24.05.1995-23.05.1996 arasında

20

52

5825

24.05.1996-23.05.1997 arasında

20

53

5900

24.05.1997-23.05.1998 arasında

20

54

5975

24.05.1998-23.05.1999 arasında

20

55

5975

24.05.1999-08.09.1999 arasında

20

56

5975


     

-08.09.1999- 30.04.2008 Tarihleri arasında sigortalı işe başlamış kadınlar: 
 
İlk kez 08.09.1999 günü ve sonrası sigortalı işe başlayan kadınların  emekli olabilmeleri için 58 yaşını tamamlamış ve en az 7000 gün prim ödemiş olmaları gerekir. 08.09.1999 Tarihinden  sonra sigortalı işe başlayan kadınlar için 20 yıllık sigortalılık süresi şartı kaldırılmıştır.
 


-01.05.2008 Tarihinden sonra sigortalı işe girmiş kadınlar:

 

7200 Prim gününü 31.12.2035 tarihine kadar tamamlayan kadınlar 58 yaşında emekli olabilecektir.Daha sonrası için yaşa göre emeklilik tarihleri ise şu şekildedir:

  01.01.2036 ila 31.12.2037 tarihleri arasında 7200 gün primi tamamlayanlar 59 yaş

  01.01.2038 ila 31.12.2039 tarihleri arasında 7200 gün primi tamamlayanlar 60 yaş

  01.01.2040 ila 31.12.2041 tarihleri arasında 7200 gün primi tamamlayanlar 61 yaş

  01.01.2042 ila 31.12.2043 tarihleri arasında 7200 gün primi tamamlayanlar 62 yaş

  01.01.2044 ila 31.12.2045 tarihleri arasında 7200 gün primi tamamlayanlar 63 yaş

  01.01.2046 ila 31.12.2047 tarihleri arasında 7200 gün primi tamamlayanlar 64 yaş

 01.01.2048 Tarihinden itibaren 7200 gün primi tamamlayanlar ise 65 yaşında emekli olabilecektir.




  01.01.2036 ila 31.12.2037 tarihleri arasında 7200 gün primi tamamlayanlar 61 yaş
  01.01.2038 ila 31.12.2039 tarihleri arasında 7200 gün primi tamamlayanlar 62 yaş
  01.01.2040 ila 31.12.2041 tarihleri arasında 7200 gün primi tamamlayanlar 63 yaş
  01.01.2042 ila 31.12.2043 tarihleri arasında 7200 gün primi tamamlayanlar 64 yaş
 01.01.2044 ila 31.12.2045 tarihleri arasında ve sonrasında 7200 gün primi tamamlayanlar 65 yaşında emekli olabilecektir.
  
    -08.09.1999 Tarihinden önce sigortalı olarak işe başlamış kadınların  emeklilik çizelgesi:

11 Ocak 2011 Salı

2011 memur maaş hesabı

2010 Yılının ikinci yarısına ait bütçe ile belirlenen  %4'lük memur zammına %0.21'lik  enflasyon farkının  ilave edilmesiyle  2011 yılı birinci yarısına ait  memur maaş verileri  kesinleşmiş oldu. Buna göre;
0,059445 olan memuriyet katsayısı   0,061954'e


0,018843 olan yan ödeme katsayısı   0,019638'e

793,10 olan taban aylığı                      826,56'ye    yükseldi.

Bu verilerle birlikte, kanun gereği en yüksek memur maaşına göre hesap edilmekte olan kıdem tazminatı tavanı da  1 Ocak-30 Haziran 2011 dönemi için  2.517,01-TL'dan %4.2 artış ile 2.623,23-TL'sına yükselmiş oldu.

2011 Maaş verileri ile örnek olarak; GİH sınıfına mensup, 4/1 dereceden aylık almakta olan,üniversite mezunu, 15  yıl kıdemli,eşi çalışmayan ve iki çocuk için çocuk yardımı almakta olan  bir memurun zamlı maaşını şu şekilde hesap edebiliriz.

İlk olarak 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun (DMK)  43 .maddesinde yer alan memur gösterge tablosunda 4/1. derece karşılığı gösterge bulunur ki bu rakam 915'tir.

Memurun asli maaşı göstergesi ile memur maaş katsayısının çarpımından oluşur.Örnekteki memurun aylık gösterge maaşı;   915*0,061954=56,69-'dur.

İkinci olarak yine 43. madde (b) fıkrası gereğince madde DMK'na ek 1 sayılı listeden   bulunur.GİH sınıfına mensup üniversite mezunu 4. derece memurların ek göstergesi 800'dür.Ek göstergenin memur maaş katsayısı ile çarpımından ek gösterge tutarı bulunur.

Ek gösterge ; 800*0,061954=49,56-

375 Sayılı KHK'ye göre memurun 25 yılı aşmamak üzere her bir kıdem yılı  20 katsayı ile çarpılır.Buna göre örnekteki memurun kıdem aylığı ; 20*15*0,061954=18,59'dır.

Yine 375 sayılı KHK'ye göre her memura aynı tutarda taban aylığı ödenir ki,sözkonusu tutar 1 Ocak-30 Haziran  2011 dönemi için  826,56-'dır.

Memurlara  halen yürürlükte olan 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu kararı gereğince sınıf,ünvan ve kadro derecelerine göre farklı tutarlarda özel hizmet tazminatı ödenir. Örnek memurun özel hizmet tazminat oranı GİH sınıfı 4. dereceden aylık alması itibarıyla %55'tir.Özel hizmet tazminatının hesabı ise; en yüksek memur göstergesi olan 1500 ile en yüksek ek göstergesi olan 8000 toplamının memur maaş katsayısı ve özel hizmet tazminat oranı ile çarpılmasından ibarettir.Yani;

Özel hizmet tazminatı ; (1500+8000)*0,061954*0,55=323,71'dir.

Memurun halihazırda aynı Bakanlar Kurulu kararında yer alan yan ödeme puanı ise  500'den ibarettir.

Sözkonusu yan ödeme puanı yan ödeme katsayısı ile çarpılır.

Memurun yan ödeme tutarı; 500*0,019638=9,82'dır.

Kurumlarınca ayrı olarak ek ödeme ve döner sermaye ödenmeyen memurlara ayrıca 375. sayılı KHK'ye dayanılarak ek ödeme yapılmaktadır.Ek ödeme oranı  sözkonusu memur için %65 olup, hesap şekli özel hizmet tazminatı ile aynıdır.

Ek ödeme ; (1500+8000)*0,061954*0,65= 382,57-

Memurlara çalışmayan eş için aylık 1823 gösterge tutarında aile yardımı ödenir.

Aile yardımının hesabı; 1823*0,061954=112,94-olur.

Çocuk yardımı ise her bir çocuk için 250 gösterge,6 yaşından küçükler için 500 göstergedir.Memurumuzun

çocuk yardımı; 2*250*0,061954=30,98-'dır.

Tüm gelirlerin toplamı memurun brüt kazancını verir.Maaşı hesaplanan memurun brüt kazancı

56,69+49,56+18,59+826,56+323,71+9,82+382,57+112,94+30,98=1811,42'dır.( Emekli keseneği devlet payının usül olarak bordro brüt toplamında gösterilmesi  maaş netinde değişiklik yapmaz.)

KESİNTİLER 

Tüm ücretlerde olduğu gibi brüt kazanç üzerinden ilk olarak binde 6,6 (% 0,66) oranında damga vergisi kesilir.Ancak memurların aile ve çocuk yardımları damga vergisinden muaftır. Bu nedenle toplam brüt kazançtan eş ve çocuk yardımları (112,94+30,98) düşüldükten sonra kalan  1667,50- üzerinde damga vergisi kesilecektir.

Bu durumda damga vergisi tutarı; 1667,50*0,0066=11,01- olur.

Memurun maaşından ikinci olarak emekli keseneği düşülür.Emekli keseneği memurun tüm maaş unsurlarından kesilmez.Emekli keseneğine esas maaş unsurları; gösterge,ek gösterge, kıdem aylığı,taban aylığı ve özel hizmet tazminatının ek göstergeye göre belirlenen  bir oranından  (Aşağıdaki tabloda görüleceği üzere  ek göstergesi olmayanların ve ek göstergesi  2200'den düşük olanların emekli keseneğine dahil edilecek tazminat oranı %40'tır.) ibarettir. Memur maaş ve özellikle emekli maaşlarına etki eden asıl faktör,aynı zamanda  tazminat oranını da belirlemesi nedeniyle ek göstergedir. 


Emekli keseneğine esas ek gösterge karşılığı  tazminat oranları
































Ek Göstergesi  8400 ve yukarısı olanlar için% 240
Ek Göstergesi 7600 dahil-8399 aralığında olanlar için% 200
Ek Göstergesi  6400 dahil-7599 aralığında olanlar için% 180
Ek Göstergesi 4800 dahil-6399 aralığında olanlar için% 150
Ek Göstergesi 3600 dahil-4799 aralığında olanlar için% 130
Ek Göstergesi 2200 dahil-3599 aralığında olanlar için% 70
Diğerlerinde% 40


Memurun %40 oranının hesabı özel hizmet tazminatı gibidir.Yani (1500+8000)*0,061954*0,40=235,43-

Bu durumda memurun emekli keseneğine esas matrah toplamı şu şekildedir: 56,69+49,56+18,59+826,56+235,43=1186,83-

Şahıs emekli keseneği ise, %16'lık oran üzerinden ;1186,83*0,16=189,89- olur.

(NOT:1.10.2008 tarihinden sonra işe başlamış memurlar için genel sağlık sigortası dahil kesinti oranı %14'tür.

Eski memurların %5'lik genel sağlık sigortası şahıs payları halihazırda devlet tarafından karşılanmaktadır)

Üçüncü olarak memurun gelir vergisi hesabı yapılır.Memurun kimi kazançları vergiden muaftır.Memurun gelir vergisine tabi kazançları gösterge,ek gösterge,kıdem aylığı ve taban aylığıdır.Örnek memurumuzun gelir vergisine esas kazançlar toplamı; 56,69+49,56+18,59+9,82+826,56=961,22-'dir.Gelir vergisi matrahı ise; sözkonusu tutardan emekli şahıs keseneği ,sendika aidatı ve ayrıca özel sağlık ve bireysel emeklilik şirketlerine yapılan aylık ödemelerin çıkartılması ile bulunur.   

Memurun gelir vergisi matrahı bu durumda; 961,22-189,89=771,33-tür.

Gelir vergisi oranı ise kümülatif vergi matrahı (ay ay üst üste ilave edilen vergi matrahı. Örnek olarak;aylık  vergi matrahı birinci ay 1000,ikinci ay 1100,üçüncü ay 1200 olan ücretlinin kümülatif vergi matrahı üçüncü ay itibarıyla  1000+1100+1200=3300 olur)  9.400- olana dek %15, 9400'ü geçip 23.000- olana dek %20, fazlasında (80.000'e kadar) %27'dir.

Memurumuz için geçerli olan vergi oranını %15 kabul ettiğimizde,

Gelir vergisi kesintisi; 771,33*0,15=115,70- olur.

Bu durumda memurun kesintiler toplamını (11,01+189,89+115,70=316,60) brüt kazançtan düştüğümüzde  net maaş ortaya çıkmış olur.

Memurumuzun net maaşı; 1811,42-316,60=1494,82-dır.

Memurun maaşına diğer ücretliler gibi asgari geçim indirimi ilave edildiğinde net ele geçen bulunmuş olur.

Asgari geçim indirimi,Ocak ayında geçerli olan brüt asgari ücret üzerinden hesaplanır.Çalışan için %50, çalışmayan eş için %10,ilk iki çocuk için %7,5'ar ve fazla her bir çocuk için %5'tir.Memurumuzun asgari geçim indirimi oranı %50+%10+%7,5+%7,5=%75'tir.Pratik hesabı   796,50*0,15*0,75=89,61- şeklindedir. Buradaki 0,15 değişmez gelir vergisi oranıdır.

Son olarak memurumuzun eline geçecek net maaşı  ;1494,82+89,61=1584,43- şeklinde belirlenmiş olur.

memur emekli maaş ve ikramiyesi nasıl hesaplanır

Memur emekli maaş ve ikramiyesi memur maaş bordrosundan çok kolay hesaplanabilir.Bu hesabı yapabilmek için bordroda "emekli aylığına esas tutar" veya "emekli aylığı" gibi adlarla yazılı rakamı bilmek yeterli.Şayet sözkonusu emekli aylık tutarı yazılı değilse,emekli keseneği şahıs kesintisinin 0,16'ya bölümünden  (veya 16'ya bölünüp 100 ile çarpımından bulunan rakam)  çıkan sonuç ta yeterli olur.
Memurun emekli aylığına esas tutarı oluşturan kalemler şunlardır:

-Gösterge

-Ek gösterge

-Kıdem aylığı

-Taban aylığı

-Ek göstergesine göre belli bir oranda özel hizmet tazminatı

Örnek olarak; 1/4. dereceden emekli olan bir GİH memurunun (memur,şef ,şube müdürü farketmez.hepsinin emekli maaş ve ikramiyesi aynıdır)  hesabını yapalım.

Memurun göstergesi 1500,ek göstergesi 2200'dür.

Her ikisi de memur maaş katsayısı ile çarpılır.

Gösterge:       1500*0,061954= 92,93-

Ek gösterge:   2200*0,061954=136,30-

Memur kıdeminin her bir yılı için,25 yılı aşmamak üzere 20 gösterge tutarında kıdme aylığı verilir. 

Kıdem aylığı :  25*20*0,061954=30,98-

Taban aylığı :826,56- (Tüm memurlarda aynıdır)

Özel hizmet tazminatı ,memurun ek göstergesi 2200-3599 aralığında olduğu için emekli aylığına esas özel hizmet tazminat oranı %70'dir.Sözkonusu oran; ek göstergesi 0-2199 aralığında olanlar için %40, 3600-4799 aralığında olanlar için %130, 4800-6399 aralığında olanlar için %150'dir.

Özel hizmet tazminatı hesabı ise; (1500+8000)*0,70*0,061954=411,99- olur.

Memurun tüm bu maaş unsurlarının toplamı emekli aylığına esas tutarı verir.

(92,93+136,30+30,98+826,56+411,99)=1498,76-

Memurlara emekli aylığına esas tutar üzerinden hizmet yıllarına göre belirli oranlarda emekli maaşı  bağlanır.Bu oran; 25 yıl çalışmış memurlar için %75 iken ,25 yıldan fazla çalışmış memurlar için %1 artar iken,eksik çalışılan her bir yıl için ise %1 azalır.

Memurumuzun 25 yıl kıdemi bulunduğuna göre emekli maaşı  emekliliğe esas aylığının %75'i  oranında olacaktır.Kıdem hesabında yıldan artan süreler de dikkate alınır.

Yani emekli maaşı; 1124,07-TL'dır.Bu rakama aylık 44,96- vergi iadesi ilave edilir.Aynı memur 30 yıl hizmetten sonra emekliye ayrılsa idi emekli maaş  bağlanma oranı %80'e,maaşı 1199,01-TL +%4 vergi iadesi, emekli ikramiyesi ise 30*1498,76=44963-TL'e yükselecekti.

Emekli memurumuza emekli ikramiyesi olarak  her bir  kıdem yılı karşılığında emekli aylığına esas tutarında (1498,76-) ödeme yapılır.Bu durumda alabileceği ikramiye tutarı (25*1498,76=37,469-TL) olur.Emekli ikramiyesi hesabında 30 yıldan fazla hizmet yılları ile yıldan artan süreler dikkate alınmaz.

Bu kez 25 yıl çalışan bir mühendisin emekli maaş ve ikramiye hesabını yaparsak;
Gösterge+ek gösterge;(1500+3600)*0,061954=315,97-
Kıdem aylığı; 20*25*0,061954=30,98-
Taban aylığı; 826,56-
Özel hizmet tazminatı; (1500+8000)*0,061954*1,3=765,13-
Emekliliğe esas aylık toplamı; 315,97+30,98+826,56+765,13=1938,64-
Bu durumda emekli maaşı; 1938,64*0,75=1453,98-TL + %4 vergi iadesi,
Emekli ikramiyesi ise; 1938,64*25=48.466-TL olur.



Devamsızlık yapan işçi tazminatsız çıkartılabilir mi?

İşçinin devamsızlık yapması durumunda iş sözleşmesinin işverence tazminatsız feshedilip feshedilemeyeceği konusunda bazen tereddütte kalındığı görülmektedir.


Haklı durumda olmalarına rağmen çoğu kez işverenler usuli eksiklikler nedeniyle gereksiz yere ihbar ve kıdem tazminatı ödemek zorunda kalmaktadırlar.


İş sözleşmesini fesheden taraf uyuşmazlık çıkması halinde haklı bir nedenin varlığını ispatlamakla yükümlüdür. Haklı sebeple feshedilecek iş sözleşmesinin belirli veya belirsiz süreli olmasının herhangi bir önemi yoktur. Fakat iş sözleşmesinin feshedilmesi için mutlaka feshin diğer tarafa bildirilmesi gerekir.


4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II-g maddesine göre;


· İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü işe gelmemesi,


· İşçinin bir ayda üç iş günü işine gelmemesi,


Durumlarında devamsızlık nedeniyle işçinin iş sözleşmesi feshedilebilecektir. Ancak, burada fesih yapmadan önce mutlaka devamsızlık tutanakları düzenlenmeli ve noterden işçinin adresine bir yazı gönderilmek suretiyle savunması talep edilmeli ve haklı bir nedeni olup olmadığı araştırılmalıdır.


İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü işe gelmemesi, işçinin bir ayda üç iş günü işine gelmemesi durumunda devamsızlık nedeniyle işçinin iş sözleşmesi feshedilebilecektir.


İşveren için tanınmış olan sözleşmeyi fesih yetkisi, iki taraftan birinin bu çeşit davranışlarda bulunduğunu diğer tarafın öğrendiği günden başlayarak altı iş günü geçtikten ve her halde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl sonra kullanılamaz.


Fesih yapmadan önce mutlaka noterden işçinin adresine bir yazı gönderilmek suretiyle savunması talep edilmeli ve haklı bir nedeni olup olmadığı araştırılmalıdır. İhtarname ile işçinin savunmasını yapabilmesi için makul bir süre (en azından 3 gün) verilmesi uygundur.


İşçinin devamsızlık yaptığı tarihten itibaren mutlaka her gün ayrı ayrı devamsızlık tutanağı düzenlenmelidir. Bilahare işçinin devamsızlık tutanakları SGK'ya verilecek eksik gün bilgi formu ekine konularak SGK'ya bildirilmelidir. Eksik gün gerekçesi olarak da "15 Devamsızlık" kodu seçilmelidir.


Aylık prim ve hizmet belgesinde, hem de işten ayrılış bildirgesinde çıkış nedeni olarak "29- İşveren tarafından işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı nedeni ile fesih" kodu seçilmelidir.


Yargıtay bir kararında (Yargıtay 9. HD. E. 1989/10495, K. 1990/1519, T.15.02.1990), haklı bir sebep olmaksızın bir ay içinde üç işgünü işe devam etmeyen işçinin iş sözleşmesinin işveren tarafından bildirimsiz ve tazminatsız olarak feshedilebileceğini belirtmiştir. Bu fıkra hükmüne istinaden iş sözleşmesinin bildirimsiz ve tazminatsız olarak feshedilebilmesi için işçinin gelmeme nedeninin işverence araştırılması ve haklı bir nedenin olmadığının anlaşılması gerekmektedir.


Yoksa salt işçinin işe gelmemiş olması nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilmiş olması halinde sonradan işçinin haklı bir nedeninin bulunduğunun anlaşılması durumunda ihbar ve kıdem tazminatı ödenme zorunluluğu doğabilecektir. Belirtilen bir aylık süre, takvim ayı olarak değil, ilk devamsızlık yapılan gün ile bir sonraki ayın aynı günü arasındaki süredir.


İş sözleşmesi bu şekilde işçinin devamsızlığının tespiti ve usulüne uygun şekilde işçinin gelmeme nedeninin işverence araştırılması ve haklı bir nedenin olmadığının anlaşılması halinde feshedilirse kıdem tazminatı veya ihbar tazminatı ödenmeyecektir.


Bu durumda işçinin kullanmadığı yıllık izinlerin ücreti ile ücret alacaklarının ise ödenmesi gerekecektir.


Resul KURT

Eş durumundan tayinde memura kötü haber

Tayin talebinde bulunan memurun eşinin de memur olma şartı aranmaya devam edecek. Danıştay 5. Dairesi, Devlet Memurları Kanunu'nun memurların eş yönünden tayin olmalarını düzenleyen maddesinin iptal istemini reddetti.


Danıştay 5. Dairesi, binlerce memuru yakından ilgilendiren bir karara imza attı. Daire, Devlet Memurları Kanunu'nun memurların eş yönünden tayin olmalarını düzenleyen maddesinin iptal istemini reddetti. Buna göre, memurların tayin istemeleri durumunda, eşinin de memur olma şartı aranmaya devam edilecek. Bir sendika, Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelik'in bir memurun atanması için eşinin de memur olma şartını düzenleyen maddesi ile Gümrük Müsteşarlığı Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin bazı maddelerinin iptali istemiyle Danıştay'da dava açmıştı.


Yönetmeliğin, eş durumu tayinini düzenleyen bölümde, "Özür grubuna dayanarak memurun yer değiştirme isteğinde bulunabilmesi için; eşinin Devlet Personel Dairesi Kurulması Hakkındaki 13/12/1960 tarih ve 160 sayılı kanuna tabi bir kurumda memur statüsünde çalıştığını, görev yeri belgesi ve nüfus kâğıdı örneği ile belgelendirmesi gerekir. Ayrıca, eşlerden birinin bağlı olduğu nüfus idaresinden alınacak evlilik durumunu kanıtlayan belgenin de eklenmesi gerekir." ifadesi yer alıyor. Davayı görüşen Danıştay 5. Dairesi'nin kararında Devlet Memurları Kanunu'nda yer alan "Kurumlarda yer değiştirme suretiyle atamalar, hizmetlerin gereklerine, Türkiye'nin ekonomik, sosyal, kültürel ve ulaşım şartları yönünden benzerlik ve yakınlık gösteren iller gruplandırılarak tespit edilen bölgeler arasında adil ve dengeli bir sistem içinde yapılır." hükmü hatırlatıldı.


Kararda devlet memurlarının ve yer değiştirme suretiyle atanmaya tabi Gümrük Müsteşarlığı personelinin atamalarında Anayasa'nın öngördüğü şekilde aile birliğinin muhafaza edilmesini sağlayacak şekilde hizmetin gereklerini esas alarak atamayı belirli kurallara bağlama, görevde verimliliği artırma ve yurdun değişik hizmet bölgelerinde görev yapmalarını sağlayarak hizmetin yaygınlaşmasını temin etme amacıyla hizmet gereklerine aykırı görülmediği ifade edildi. Daire kararında memurların eş durumundan atamalarını düzenleyen madde Anayasa'ya aykırı görülmedi ve iptal istemi oybirliğiyle reddedildi.

Hizmet dökümü için artık adres e-Devlet

1 Kasım 2010 gününden itibaren hizmet dökümlerinizi SGK web sayfası üzerinden değil, e-Devlet web sayfası üzerinden alacaksınız. Ayrıca, emeklilerin aylıklarını aldıkları banka değişikliği de artık e-Devlet web sayfası üzerinden yapılacak. Bugüne kadar www.ssk.gov.tr, www.bagkur.gov.tr ve www.emekli.gov.tr sayfalarından isteyen her vatandaş özgürce girerek kendisine ya da bir başkasına ait verileri sorgulama imkânı buluyordu.


E-DEVLET’TEN HİZMET ALMAK İSE ŞİFREYLE


e-Devlet üzerinden hizmet almak için ise önce aşağıdaki şekillerden birini seçerek şifre almanız gerekiyor:


1- e-Devlet şifresi


2- Mobil imza


3- Elektronik imza


4- TC kimlik kartı


E-DEVLET ŞİFRESİ NASIL ALINIR?


e-Devlet şifrenizi içeren zarfınızı PTT merkez Müdürlüklerinden, şahsen başvuru ile, üzerinde T.C. Kimlik numaranızın bulunduğu kimliğinizi ibraz ederek temin edebilirsiniz. Şifre ilk alındığında PTT tarafından işlem masrafı olarak 1 TL tahsil edilmektedir. Şifrenin kaybedilmesi, unutulması vb. durumlarda PTT’den alınacak her şifre için ayrıca 10 TL ücret ödenmektedir. Bu masraf dışında herhangi bir yıllık ücret ödenmesi söz konusu değildir.


MOBİL İMZA NASIL ALINIR?


Mobil elektronik imza GSM işletmecileri tarafından sunulan bir hizmettir. Aboneliği üç aşamadan oluşur. Ön başvuru, başvuru ve aktivasyon. Bu hizmeti kullanmak için GSM operatörlerinden bilgi alabilirsiniz. e-Devlet Kapısı’nda mobil imza kullanımı için e-Devlet Kapısı’nca herhangi bir ücret talep edilmezken, GSM operatörleri tarafından bir ücretlendirme mevcuttur.


ELEKTRONİK İMZA NASIL ALINIR?


Elektronik imza, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından onaylı Elektronik Sertifika Hizmet Sağlayıcılar tarafından sunulmaktadır. Bu firmaların listesi ve diğer bilgilere www.tk.gov.tr adresinden ulaşabilirsiniz.


TC KİMLİK KARTI NASIL ALINIR?


TC kimlik kartı, yakın gelecekte kanuni olarak nüfus cüzdanının yerine geçerek, vatandaşlık kartı olarak kullanılacaktır. TC kimlik kartı, yapılan pilot uygulama kapsamında, Bolu ilinde ikamet eden vatandaşlarımıza verilmektedir. TC kimlik kartı ile giriş yapabilmeniz için iki yöntem bulunmaktadır:


Standart Kart Okuyucu ile giriş: TC kimlik kartı ve PIN ile giriş yapabilirsiniz. Bilgisayarınızda standart kart okuyucunun sürücüsü ve AKİS sürücüsü kurulu olmalıdır.


Kart Erişim Cihazı ile giriş: Sahip olduğunuz bir KEC ile www.turkiye.gov.tr’nin belirleyeceği politika ile giriş yapabilirsiniz. Giriş, ilk etapta kart, PIN ve parmak izi üçlüsü kullanılarak yapılacaktır. Bu yöntem standart kart okuyucuya göre çok daha güvenli bir giriş yöntemidir. Bilgisayarınızda KEC sürücüsü ve OYA kurulu olmalıdır.


ALİ TEZEL


GAZETE HABERTURK

Ebeveyn ölünce yetim aylığı alınabilir

Malul çocuklar ana-babaları sağ ise onlar üzerinden ölünceye kadar sağlık yardımı alabilecekleri gibi ana-babaları vefat ederse yine onlar üzerinden ölünceye kadar yetim aylığı alabilirler


Malul çocukların, ana-babaları üzerinden sosyal güvenlik sisteminden gelen iki tür hakları vardır.


1- Yaşayan ana-baba üzerinden ömür boyu sağlık yardımı alma hakları.


2- Vefat etmiş ana-baba üzerinden ömür boyu yetim aylığı alma hakları. 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 3'üncü maddesi gereğince, ana-babaların, çocuklarına Genel Sağlık Sigortası (GSS) kapsamında Sosyal


Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından sağlık yardımı aldırabilmesi için şu şartların olması gerekir:


a- Kız veya erkek fark etmez genel olarak çocukların 18 yaşını tamamlamamış olmaları.


b- Ancak, çocuklar lise ve dengi öğrenim veya 5.6.1986 tarihli ve 3308 Sayılı Mesleki Eğitim Kanunu'nda belirtilen aday çıraklık ve çıraklık eğitimi ile işletmelerde mesleki eğitim görmesi halinde 20 yaşını, yükseköğrenim görmesi halinde 25 yaşını doldurmamış ve evli olmaması gerekir.


c- Kaç yaşında olursa olsun malul olduğu (yüzde 60'tan fazla rapora sahip olduğu) tespit edilen evli olmayan çocuklara ise ömürleri boyunca sağlık yardımı verilir. Görüldüğü üzere malul olmayan çocuklara en fazla okuması şartıyla 25 yaşında kadar sağlık yardımı verilirken, çocuğun yüzde 60'tan fazla oranlı sağlık kurulu raporuyla malul sayılması halinde bu süre ömür boyu devam etmekle birlikte yeni 5510 Sayılı Kanun, evlenen malul çocuklara ana-baba üzerinden sağlık yardımı verilmesi uygulamasına son vermiştir.


Eskiden 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 106'ncı maddesine göre,


"b) 18 yaşını veya ortaöğrenim yapıyorsa 20 yaşını, yükseköğrenim yapıyorsa 25 yaşını doldurmamış veya 18 yaşını doldurmuş olup da çalışamayacak durumda malul erkek çocukları ile yaşları ne olursa olsun evli bulunmayan ve sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olarak çalışmayan veya bunlardan aylık yahut gelir almayan kız çocukları"na sağlık yardımı SSK tarafından veriliyordu. Madde metninden görüleceği üzere malul erkek çocuklara evli dahi olsalar bir ömür boyunca ana-baba üzerinden SSK sağlık yardımı verilirken, yeni kanun bu uygulamaya son vermiş ve özürlülere hak kaybı yaşatmıştır.


ESKİ HAKLAR BİR SÜRE DAHA DEVAM EDECEK


Öte yandan 5510 Sayılı Kanun'un "Genel sağlık sigortası geçiş hükümleri" geçici 12'nci maddesi, eski kanunlardan gelen hakları bir süre daha devam ettirme hakkı getirmiştir. Maddeye şöyledir: "İlgili kanunlar gereği tedavi yardımları karşılanan kişiler, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte herhangi bir işleme gerek kalmaksızın, bu kanun açısından genel sağlık sigortalısı veya genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi sayılır. Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte ilgili kanunları gereği bakmakla yükümlü olunan kız çocukları bu kanun gereğince de bakmakla yükümlü olunan kişi sayılır. Ancak durumlarında değişiklik olduğunda sağlık


hizmetlerinden yararlanma koşulları bu kanun hükümlerine göre yeniden belirlenir. Bu kişilerin sigortalı ve sigortalının bakmakla yükümlü olduğu kişilere ilişkin bilgileri ilgili kurumlar tarafından bu kanunun yürürlük tarihinden itibaren en geç üç ay içinde kuruma bildirilir."


VEFAT ETMİŞ ANA-BABA ÜZERİNDEN ÖMÜR BOYU YETİM AYLIĞI ALMA HAKLARI


5510 Sayılı Kanun'un 32 ile 36'ncı maddeleri, ölüm sigortasından aylık bağlama hususlarını içermektedir. Bu maddeye göre çocukların, vefat eden ana veya babaları üzerinden yetim aylığı alabilmesinin şartları vardır. "Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmayan veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış çocuklardan;


1) 18 yaşını, lise ve dengi öğrenim görmesi halinde 20 yaşını, yükseköğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurmayanların veya,


2) Kurum Sağlık Kurulu kararı ile çalışma gücünü en az % 60 oranında yitirip malul olduğu anlaşılanların veya,


3) Yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan kızlarının, her birine % 25'i oranında yetim aylığı verilmektedir."


Görüldüğü üzere, sağlıklı erkek çocuklara en fazla 25 yaşına kadar yetim aylığı verilirken malul erkek çocuklara ömür boyunca yetim aylığı verilmektedir. Öte yandan, malul olup da ömür boyunca yetim aylığı alacak olan çocuklar evlenseler bile yetim aylığı almaya devam ederler.


HEM ANASIZ HEM DE BABASIZ KALANLARA YÜZDE 50


Yine mevzuat gereğince, çocuklardan sigortalının ölümü ile anasız ve babasız kalan veya sonradan bu duruma düşenlerle, ana ve babaları arasında evlilik bağı bulunmayan veya sigortalının ölümü tarihinde evlilik bağı bulunmakla beraber ana veya babaları sonradan evlenenler ile kendisinden başka aylık alan hak sahibi bulunmayanların her birine % 50'si oranında yetim aylığı verilmektedir.


Sigortalı tarafından evlat edinilmiş, tanınmış veya soy bağı düzeltilmiş veya babalığı hükme bağlanmış çocukları ile sigortalının ölümünden sonra doğan çocukları, bağlanacak aylıktan aynı şartlarla yararlanırlar.


SGK ARA SIRA KONTROL MUAYENESİ YAPTIRABİLİR


Kanunun 94'üncü maddesine göre; SGK, aylık veya gelir bağlanan ve çalışma gücünün en az % 60'ını yitiren malul çocukların kontrol muayenesine tabi tutulmasını talep edebilir.


Çalışma gücünün en az % 60'ını yitiren malul çocuklara bağlanmış bulunan gelir ve aylıklar, kontrol muayenesi sonunda tespit edilecek malullük durumuna göre, malul olmaktan çıkmışlarsa rapor tarihinden sonraki ödeme dönemi başından itibaren kesilir.

Ücreti ve SSK primi ödemeyen işçi, kıdem tazminatı alabiliyor

BU konu yaklaşık 10 milyon işçiyi yakından ilgilendirdiği için son derece önemli.


Ücreti ödenmeyen işçi, “Madem ücretimi ödemeyi geciktirdiniz ben de işi bırakıyorum. Hem geciken ücretimi hem de kıdem tazminatımı ödeyin” diyebiliyor.


20 GÜNÜ AŞARSA


Buradaki gecikme, bir-iki günlük ya da 5-10 günlük bir gecikme değil. En az 20 gün geçtiği halde, mücbir sebep olmadan, ücretin ödenmemesi gerekiyor.


İş Kanunu’na göre, işçi ücretinin (aksine sözleşme olmadığı takdirde), işçi bir ay çalıştıktan sonra ödenmesi gerekir (İş Kanunu Md. 32). İş Kanunu’nun 24/II-e bendinde sözü edilen ücret, geniş anlamda değerlendirildiği için ikramiye, prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, fazla mesai, hafta tatili, genel tatil gibi alacakların ödenmemesi de işçiye haklı fesih imkanı verir (Yarg. 9.HD. 16.7.2008 gün ve E.2007/22062, K.2008/16398).


Ücreti 20 gün içinde ödenmeyen işçi;


1) İş yapmaktan kaçınabilir. Bu durum yasa dışı bir grev sayılmaz.


2) İşverene durumu yani ücretinin 20 gün geçtiği halde ödenmediğini bir “ihtarname” ile bildirip, geciken ücret, fazla çalışma, bayram, hafta tatili ücretleri ile birlikte “kıdem tazminatını” talep edebilir (İş K. Md. 24/II-f).


Ancak bu gibi durumlarda “ihbar tazminatı” ödenmez.


KISMEN ÖDEME


İşverenin, ücreti kısmen ödemesi durumu değiştirmiyor. Ücretin tamamı 20 gün geçtiği halde ödenmemişse, işçinin işten ayrılmadan işverene ihtarname göndermesi durumunda, kıdem tazminatı alma hakkı doğuyor. Yargıtay’ın görüşü de bu yönde (Yarg. 9. HD, 16.7.2008 gün ve E.2007/22062, K.2008/16398).


Bu nedenle, işverenlerin kıdem tazminatı sorunu ile karşılaşmamak için, ücret ödemelerini tam olarak yapmaları gerekiyor. İşçinin ücretinin bir kısmını İş Kanunu’nun 33. maddesinde öngörülen ücret garanti fonundan alabilecek olması da işçinin fesih hakkını ortadan kaldırmaz (Yarg. 9. HD. 25.1.2010 gün ve E.2008/14913, K.2010/1276. Tam metni için Bkz. www.yaklasim.com).


PRİMİ YATIRILMAYAN


İşçinin sigorta primlerinin;


- Hiç yatırılmaması,


- Eksik yatırılması veya


- Düşük ücretten yatırılması


durumunda, işçinin haklı fesih hakkı doğar ve kıdem tazminatını alır (Yarg. 9.HD, 15 Haziran 2010 Tarih ve E.2008/31534, K.2010/18798. Tam metni için Bkz. www.yaklasim.com).


Ücretin, süresinde ödenmediği durumlarda, bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizle birlikte ödenmesi gerekir.


DÜŞÜK BORDRO


Ücret bordrosunda, işçi ücretlerinin gerçeğin altında gösterilmesi, “muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenlenmesi” anlamına geliyor.


Bunun yaptırımı ise vergi ve vergi ziyaı cezasının yanı sıra, 18 aydan 3 yıla kadar hapis cezası (VUK Md.359).


Görüldüğü gibi, ücret bordrosunun gerçek ödeme tutarına göre düzenlenmesi, işçi ücretinin zamanında ödenmesi ve 20 günden fazla geciktirilmemesi, işçinin sigorta primlerinin de yine zamanında ve ödenen ücret üzerinden tam olarak yatırılması gerekiyor.


Aksi halde bu olayın faturası, işveren açısından çok kabarık oluyor.

8 Ocak 2011 Cumartesi

İş Kanunu ve İzin

İş kanunu çalışanlara doğal yaşamın bir parçası olan ölüm, doğum, hastalık, evlilik, tatil gibi durumlarda dinlenme amacıyla izin hakkı tanımıştır. Bu izin türleri aşağıdaki gibidir.


Yıllık ücretli izin işyerinde deneme süresi dâhil en az 1 yıllık kıdeme sahipç alışanların hak ettiği izin türüdür. Bu izin hakkından vazgeçilmez.


Yıllık izin süreleri;


Bir yıldan beş yıla kadar (beş yıl dahil) olanlara on dört günden,


Beş yıldan fazla on beş yıldan az olanlara yirmi günden,


On beş yıl (dâhil) ve daha fazla olanlara yirmi altı günden,
az olmaz.


Ancak on sekiz ve daha küçük yaştaki işçilerle elli ve daha yukarı yaştaki işçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi yirmi günden az olamaz.


Yıllık izin süreleri iş sözleşmeleri ve toplu iş sözleşmeleri ile artırılabilir.


Yıllık ücretli izin bir bölümü 10 günden az olmamak şartıyla en fazla 3’e bölünerek kullanılabilinir.


Kullanılmayan yıllık izinlere ait ücretler iş akdi sona erdiğinde işçiye ödenir.


2-Yeni İş Arama İzni ( İş K. Md. 27)


Çalışanın istifası (Y.9.HD. E.9619, K.8102, T.14.11.1959)  ya da işveren tarafından iş akdine son verilmesi durumunda bildirim sürüleri içinde çalışanın hak ettiği izin türüdür.


İzin Süresi;


Bildirim süresi boyunca çalışma saatleri içinde en az günde 2 ( İki) saat.


Ancak işçi işverene haber vermek şartıyla işten ayrılma gününden önceki günlere denk getirerek bu izni toplu olarak kullanabilir.


İşveren tarafından kullandırılmayan ya da eksik kullandırılan yeni iş arama izni ücreti iş akdi sona erdiğinde işçiye ödenir.


3-Doğum İzni(  İş K. Md. 74)


Hamile işçilerin doğumdan önce 8 hafta doğumdan sonra 8 hafta şeklinde kullanabileceği izin türüdür. Çoğul gebeliklerde izi süresinin doğumdan önceki bölüme 2 hafta daha eklenir.


Doktor onayı alınırsa işçi doğumdan önceki 3 haftaya kadar çalışabilir. Bu durumda kullanmadığı süreler doğumdan sonra izin olarak kullanılır.


4- Periyodik Kontrol İzni ( İş K. Md. 74)


Hamile işçilere, hamilelik süresince periyodik kontroller için tanınmış izin türüdür.


5- Süt İzni ( İş K. Md. 74)


Kadın işçilerin bir yaşından küçük çocukları olması halinde onları emzirmeleri için hak ettikleri izin türüdür.


Bu izin günde 1,5 ( Bir Buçuk)  saattir ve sürenin hangi saatler arasında ve kaça bölerek kullanacağına işçi kendi karar verir.


6- Evlenme İzni ( İş. K. Md.46-55)


Çalışanlara evlenmeleri halinde tanınmış türdür. Süresi en az 3 ( Üç ) gündür.


7- Ölüm İzni ( İş. K. Md.46-55)


Çalışanların anne, baba, kardeş, eş, çocuk ölümlerinde çalışanlara verilecek izin türüdür.  Süresi en az 3 ( Üç ) gündür.


8- Yol İzni ( İş K. Md. 56)


Çalışanların ücretli yıllık izinlerini işyerinin bulunduğu yerden başka bir yerde geçirmesi durumunda bunu belgeledikleri takdirde alacakları 4 güne kadar olan izin türüdür.


9- Doğum İzni Sonrası Ücretsiz İzin ( İş K. Md. 74)


Kadın işçinin isteği halinde doğum izni olarak kullanacağı 16 hafta ya da çoklu gebeliklerde 18 hafta sonrasında alabileceği 6 aya kadar olan izin hakkıdır.


10- Hastalık ve Dinlenme İzni ( İş K. Md. 46)


Çalışanlara doktor raporu ile bir haftalık süreyi geçmemek şartıyla verilen izin türüdür.


11-Diğer İzinler ( İş K. Md. 46)


Çalışanlara işverence bir haftalık süreyi geçmemek şartıyla verilen izin türüdür.

7 Ocak 2011 Cuma

Nace iş kolu kodu değişikleri ve dereceleme işlemleri

Sosyal güvenlik merkezleri tarafından her yılın sonunda dereceleme işlemi yapılmaktadır. Dereceleme uygulaması 18.03.1981 tarih ve 8/2569 sayılı kararına göre 01.04.1981 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe girmiş ve halen uygulamaya devam edilmektedir. 2008 yılında yürürlüğe giren yeni NACE listelerinin de mevcut Olduğu Bakanlar Kurulu Kararında dereceleme işlemi şu şekilde anlatılmaktadır: “Kurum, her yıl yapacağı hesaplamalar ile dereceleme hesabının yapıldığı yıldan önceki 3 takvim yılı içinde aynı işkolunda kırkbin ve daha fazla gün için sigorta primi tahakkuk ettirmiş olan işyerlerini derecelemeye tabi tutar. Bu işyerlerinin girecekleri tehlike dereceleri; derecenin belirlendiği yıldan önceki 3 takvim yılı içinde meydana gelerek Kurum kayıtlarına intikal eden ve işyerlerinin özel şartları ile tehlikeyi önlemek için alınmış olan emniyet tedbirlerinin de sonucunu gösteren iş kazaları, meslek hastalıkları, sürekli iş göremezlik ve ölüm olaylarına göre işyerlerinin tehlike ağırlığı dikkate alınarak Kurum tarafından üst, normal veya alt derece olarak belirlenir. İşyerinde meydana gelen iş kazası ve meslek hastalığı, sürekli iş göremezlik ve ölüm olaylarının, işverence işyerinde alınan işin niteliğine uygun bilimsel ve teknik tedbirlerin alınmasına rağmen veya doğal afetler sonucu meydana geldiğinin tespiti halinde kaçınılmazlık ilkesi gereği bu tür olaylar derecelendirme hesabında dikkate alınmaz. Yukarıda belirtilen 3 yıllık devre için kırkbin gün sigorta primi tahakkuk ettirmemiş olan işyerleri, dahil bulundukları işkolunun normal prim oranı üzerinden prim öderler.”


I-GÜN SINIRININ BELİRLENMESİ


Uygulama her yıl bir defa yapıldığından ve matrah üzerinde ciddi bir değişiklik içermediğinden (binde iki) olsa gerek dereceleme uygulaması ile ilgili herhangi bir revizyon bugüne kadar olmamıştır. Dereceleme hesabının yapıldığı yıldan önceki son 3 takvim  yılı içinde aynı işkolunda 40.000 gün ve daha fazla gün için prim tahakkuk ettirilmiş olmak şartı dereceleme için temel bir ölçüttür. Gün toplamı hesaplanırken 2007 ila 30/09/2008  tarihine kadar 02 belge türü hariç, 01/10/2008 ıle 31/12/2008 tarihine   kadar ve 2009 yılında 02 belge türü dahil, ayrıca belirtilen tüm dönemler için 07, 22, 25 nolu belge türleri ile yapılan bildirimler  hariç tutulmaktadır. Gün toplamı için içinde bulunulan yıldan önceki son 3 yıla bakılmaktadır. Örneğin 2011 yılında verilecek bildirgeler için yapılacak dereceleme işlemlerinde 2007, 2008, 2009 yıllarında beyan edilen bildirgelerdeki gün toplamları esas alınmaktadır.


II-RİSK PUANI HESAPLAMA YÖNTEMİ


Yine son 3 yılda işyerinde meydana gelen meslek hastalığı sayısı-süresi ile sürekli iş göremezlik vaka sayısı-derecesi ve ölüm vakaları üzerinden risk puanı hesaplanmaktadır. Risk puanı şu şekilde hesaplanmaktadır:


 Toplam Gün Kaybı=Geçici İşgöremezlik Süresi (İşkazası.Meslek .Hastalığı) + Sürekli İşgöremezlik.Derecesi x 75 + Ölüm Vak’a Sayısı x 7500


TOPLAM RİSK PUANI =                  Toplam Gün Kaybı                              X 100.000


                                 Son Üç Takvim Yılında Prim Tahakkuk Eden Gün Sayısı


Risk puanları hesaplandıktan sonra işyerinin tehlike sınıfına göre belirlenen standart risk puanı tablosuna bakılmakta (Bkz. Tablo-1) ve buna göre tehlike derecesi belirlenmektedir. Eğer risk puanı tablodaki belirtilen risk puanı aralığında ise işyerinin tehlike sınıfı değiştirilmemekte (N-normal olarak kalmakta); eğer risk puanı tabloda belirtilen puanın altında ise tehlike derecesi alt olmakta; eğer tespit edilen puan risk puanının normal sayılabilecek üst sınırını aşıyorsa işyeri derecelemede üst gruba dahil edilmektedir.


Örneğin tehlike sınıfı V olan bir işyerinin prim nispeti 3’dür. Bu işyeri eğer alt gruba dahil edilirse oran 2,80 olmakta, eğer üst gruba dahil edilirse prim oranı bu defa 3,20 olmaktadır. Tehlike sınıfına göre belirlenen prim oranındaki 0,20’lik değişiklik toplam prime esas kazanç tutarının binde ikisine tekabül etmektedir. Yani 10.000,00 TL spek bildiren bir işyeri için tahakkuk edecek prim oranı 20 TL azalmakta veya artmaktadır.


III-UYGULAMANIN EKSİKLİKLERİ VE ÖNERİLER


Uygulamanın 30 küsür yıldır revize edilmemiş olması başlı başına büyük bir eksikliktir. 1981 yılında Kenan EVREN imzalı bir bakanlar kurulu kararı ile yürürlüğe sokulan uygulama 2008 yılındaki bakanlar kurulu kararında (29.09.2008 tarihli 27012 sayılı 2. mük. Resmi Gaz.) aynen tekrarlanmıştır. Aradan geçen onca zamana rağmen uygulamanın revize edilmemiş olması klasik bürokratik devlet geleneğinin basit bir tezahürü olsa gerektir.


Çok sayıda meslek hastalığı, sürekli iş göremezlik vakası ve ölüm olayı olsa da son 3 yılda 40.000 gün sınırının altında olan işyerleri derecelemeye tabi tutulmaktadır. Burada esas bakılması gereken şey işyerindeki vaka sayısı mıdır, yoksa neye göre belirlendiği belli olmayan 40.000 gün sınırı mıdır? Örneğin V tehlike sınıfında İnşaat işi yapan A işyerinde 2007, 2008, 2009 yıllarında 5 adet ölümlü iş kazası meydana gelmiş olsun. Bu işyerinin risk puanı tabloya (bkz. Tablo-1) göre 93.985’dir. [(5x7500)*100.000/39.900)] İşyerinin ilgili yıllarda beyan edilen gün toplamı 39900 olduğunu varsaydığımızda işyeri gün sınırını aşmadığı için oldukça yüksek risk puanına rağmen dereceleme dışındadır. Yine V tehlike sınıfında aynı işi yapan B ünvanlı işyerinde 1 adet ölümlü iş kazası meydana gelmiş olsun. İşyerinin risk puanı 18.750’dir. [(1x7500)*100.000/40.000)] işyerinde son 3 yılda bildirilen gün sayısı 40.000 olduğu için risk puanı A işyerinden çok daha düşük olmasına rağmen dereceleme kapsamındadır. B ünvanlı işyeri gün sınırını aştığı için risk puanı daha az olmasına rağmen üst gruba girmekte ve prim oranı artırılmaktadır. Örnekten de açıkça anlaşılacağı üzere 40.000 gün sınırı baştan sakıncalıdır. Önerimiz; 40.000 gün kıstı olmaksızın işyerinde meydana gelen vakalara ve vakaların meydana geldiği yıllardaki toplam gün sayısına (sayı ne olursa olsun) bakılması yönündedir.


Uygulamanın ödüllendirme ve cezalandırma amaçlı yapıldığı düşünüldüğünde çok sayıda iş kazası ve meslek hastalığı olan işyerleri için binde ikilik bir prim artırımının caydırıcılık vasfından uzak olduğu açıktır. Aynı durum binde ikilik ödüllendirme için de geçerlidir. Kaldı ki prim oranındaki çeşitli indirimler sağlayan çok sayıda teşvik uygulaması zaten mevcuttur. (5510, 4447, 5921, 5951, 5763 ve 5084 gibi kanunlarda öngörülenler vb.) Değişiklik oranı çok düşük olduğu için işlemin yürütülme amacı tam kavranamamakta ve işverenlerin dereceleme işlemine hak ettiği önemi vermediği görülmektedir. Önerimiz; alt uygulamasının özellikle borcu olan işyerleri için geçerli olmak üzere tamamen kaldırılması ve vakalara göre belirlenecek üst prim oranının toplam matrahın %1’i olacak şekilde değiştirilmesidir. Böyle bir uygulama karmaşıklığına rağmen amacına ulaşamayan dereceleme işleminin biraz daha fonksiyonel olmasına sağlayacaktır.


Risk puanının hesaplama mantığı da yanlıştır. Ölüm vakası 7.500 ile çarpılırken iş göremezlik vakası derecesine göre 75 ile çarpılmakta, geçici iş göremezlik meslek hastalığında ise çalışılamayan gün sayıları toplamı 1 ile çarpılmaktadır. Buna göre çalışılamayan 7.500 gün veya toplamda 100 derecelik bir sürekli iş göremezlik hali bir ölüm vakasına denk gelmektedir. Hesaplamadan da anlaşılacağı üzere meslek hastalıkları risk puanını fazla etkilememektedir. Önerimize göre; Risk puanı hesaplanırken meslek hastalığı vakalarındaki gün sayısı en az 10 ile çarpılmalı, iş göremezlik vaka dereceleri ise en az 500 ile çarpılmalıdır. Zira tıptaki meşhur kaide gereği hastalık henüz kronik bir hale gelmeden önlem almak her zaman elzemdir. İşyerinde meslek hastalığı ve iş göremezlik hadiseleri ilerde meydana gelebilecek daha büyük hadiselerin (ölümlerin) habercisi sayılarak erken bir uyarı sistemi gibi değerlendirilmeli ve risk puanı hesaplanırken sürekli veya geçici hastalıkların çarpım tutarı yüksek tutulmalıdır.


Hesaplamaya göre daha belirlenmiş olan standart risk puanının altında kalan işyerleri alt gruba dahil edilmekte ve binde ikilik prim indirimi yapılmaktadır. Binde ikilik prim indiriminin mesajı şudur: “devlet olarak işyerindeki meslek hastalığı ve iş kazası vakalarını inceledim ve senin risk puanının benim belirlediğim puanın altında olduğunu tespit ettim.” Çoğu işyerinde değişiklikler alt olarak yapıldığı için işyeri bazında pek hissedilmese de kurum açısından gereksiz bir gider kalemi olan bu alt uygulaması son derece gereksizdir. Yani yaptığın işe göre az meslek hastalığı ve iş kazası olmuş o halde senin primini indiriyorum. Hoş bu prim indirilmese dahi neden indirilmemiş diye soracak tek işveren olduğunu dahi zannetmiyorum. Bununla beraber alt uygulaması temelinden sakattır. Zira bir işyerinde iş kazası olmaması normal olan bir durumdur. Bunun ayrıca ödüllendirilmeye ihtiyacı yoktur. Normal bir durumu durup dururken değiştirmenin ve vaka sayısına göre primi yükseltilenler varsa vakası olmayanlar da azaltılmalıdır gibi bir mantık yürütmenin sakıncalı olduğu açıktır. Bakanlar kurulu kararında kurum tarafından belirlenecek risk puanı ifadesi kullanıldığı için risk puanının yükseltilmesi halinde zaten alt grup diye bir şey kalmaz.


Uygulamanın kurumca manuel ortamda yürütülmesi de birçok eksikliği beraberinde getirmektedir. Uygulama her yıl bütün sosyal güvenlik merkezlerince görevlendirilmiş bir personel tarafından yürütülmektedir. Risk hesaplamaları ve vaka girişleri manuel ortamda yapılmaktadır. Böyle olunca son derece karmaşık olan hesaplamalar nedeniyle hatalar olmakta alt olması gerekirken üst olanlar, üst olması gerekirken alt olanlar, derecelemeye girmemesi gerekirken girenler, girmesi gerekirken girmeyenler olmaktadır. Önerimiz eğer uygulama devam edecekse en azından bunun bilgisayar ortamında insan eli değmeden yürütülmesidir. 2010 yılında ve dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisi arasına girmeye aday ve her yerde e-devlet uygulamalarını yürürlüğe sokan Türkiye’ye yakışan budur.


IV-SONUÇ


Dereceleme uygulamasının fonksiyonel bir hale getirilmesi için revize edilmesi gerekmektedir. Uygulamanın gelişen teknoloji ile mutabık bir şekilde bilişim sistemleri üzerinden yürütülmesi ve basitleştirilmesi yerinde olacaktır. Düşünce olarak güzel olmakla beraber uygulamanın karmaşık olması ve prim oranına etkisinin düşük olması dereceleme işleminin gereken önemi görmemesine sebebiyet vermektedir. Uygulamanın temelindeki mantığın ödüllendirme ve cezalandırma mantığına dayandığı düşünüldüğünde değişiklik oranındaki küçüklük nedeniyle caydırıcılık yahut teşvik amacının gerçekleşmediği anlaşılacaktır. Bu açılardan bakıldığında uygulamanın tamamen kaldırılacak yeni bir sistemin getirilmesi yahut mevcut uygulamanın revize edilmesi gerekmektedir. 2012 yılında yeni bir sistemi görmek ümidi ile yazımı burada noktalıyorum.


 ABDULLAH ARMAĞAN


 KAYNAK:


1-27/06/2001 tarihli ve 18/1 sayılı Finansman ve Aktüerya Daire Başkanlığı genelgesi.


 2-13/07/2005 tarihli ve 578157 sayılı Finansman ve Aktüerya Daire Başkanlığı genel yazısı.


3-31/03/1981 tarihli ve 17296 sayılı Resmi Gazete.


 4-29.09.2008 tarihli 27012 sayılı 2. mük. Resmi Gazete.


 TABLO-1


TEHLİKE SINIFLARINA GÖRE DÜZENLENMİŞ


DERECELEME SINIRLARI VE TEHLİKE DERECESİ TABLOSU



















































































































 
 

DERECELEME SINIRLARI

 

TEHLİKE DERECESİ

TEHLİKE SINIFI
ALT


ÜST


 

ALT DERECE PRİM ORANI


NORMAL PRİM ORANI


ÜST DERECE PRİM ORANI

I  Normal  1.156 ve üstü-% 1,5% 1,7
II  1.156  ve altı  2.068       ²% 1,8% 2% 2,2
III  2.068       ²  3.087       ²% 2,3% 2,5% 2,7
IV  3.087       ²  4.228       ²% 2,8% 3,0% 3,2
V  4.228       ²  5.505       ²% 3,3% 3,5% 3,7
VI  5.505       ²  6.904       ²% 3,8% 4,0% 4,2
VII  6.904       ²  8.425       ²% 4,3% 4,5% 4,7
VIII  8.425       ²10.068       ²% 4,8% 5,0% 5,2
IX10.068       ²11.832       ²% 5,3% 5,5% 5,7
X11.832       ²13.718       ²% 5,8% 6,0% 6,2
XI13.718       ²15.726       ²% 6,3% 6,5% 6,7

XII

15.726       ²Normal      ²% 6,8% 7-

 

Emekliliğe Başvuru İpuçları!

Milyonlarca emeklinin bulunduğu Türkiye’de, yine milyonlarla ifade edilecek sayılarda emekliliğini bekleyen çalışan var. Sözgelimi prim günü dolmuş sadece yaşını bekleyen kişi sayısı bile 5 milyon düzeyinde. Bu anlamda bürokratik olarak zaman kaybetmemek için, yöntemine uygun başvuru büyük önem taşıyor.


Emekliliğe hak kazanmak için yaş, prim günü, sigortalılık süresi gibi bazı koşullar aranıyor. Özellikle bu koşulların tümünü gerçekleştirildiği tarihin hafta sonuna veya resmi tatil gününe denk gelmesi durumunda emeklilik başvurusunun ne şekilde yapılacağı sorunu ortaya çıkmaktaydı. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), bu hususu yeni Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nde açıklığa kavuşturdu.


Emekli aylığı bağlanması için, sigortalı veya hak sahibince adi posta veya kargo ile veya SGK’na doğrudan yapılan yazılı başvurularda, tahsis talep tarihi olarak dilekçenin kurum kayıtlarına intikal ettiği tarih esas alınmaktadır. Taahhütlü, iadeli taahhütlü veya acele posta servisi olarak gönderilen tahsis taleplerinde ise dilekçenin postaya verildiği tarih, SGK’na intikal tarihi olarak kabul edilmektedir.


Malûllük veya yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazandığı tarihin ayın son günü resmî tatil gününe veya hafta sonu tatiline rastlaması nedeniyle taleplerini kuruma veremeyen sigortalıların, bu resmî tatil gününü takip eden ilk iş günü mesai bitimine kadar kuruma verilen, taahhütlü, iadeli taahhütlü veya acele posta servisi olarak gönderilen talepleri, önceki ayın son günü verilmiş gibi kabul edilmektedir.


Aylığa hak kazanılmış ve aynı ay içinde olmak kaydıyla, tahsis talep tarihinden sonra işinden ayrılan veya işyerini kapatan sigortalıların tahsis talepleri de geçerli sayılacaktır.


Memur, yani 4/(c) bendi kapsamındaki aktif sigortalıların emeklilik ve malûllük hâllerinde, haklarında yetkili makamlarca alınacak emekliye sevk onayından sonra, görevleriyle ilişiklerinin kesildiği tarihi takip eden aybaşından itibaren aylık bağlanmaktadır.


4/ (b) bendi kapsamında kabul edilen Bağ-Kur’un geçen hizmetlerle birlikte 4/(a) SSK ve 4/(c) bentleri kapsamında yaşlılık, malûllük veya ölüm aylığı bağlanacağı durumlarda, 4/ (b) bendi kapsamında geçen hizmetlerle ilgili prim ve prime ilişkin her türlü borçlar ödenmeden tahsis talebinde bulunulması hâlinde, tahsis talebi borçların ödendiği tarih itibarıyla geçerli sayılmaktadır.


Bu nedenle Bağ-Kur kapsamında çalışması olanların emeklilik başvurusu yaparken Bağ-Kur borçlarının olup olmadığını dikkate almaları gerekmektedir.


Tahsis talep tarihinde kanunda yaşlılık aylığı için belirlenen yaş ve sigortalılık süresi şartlarından birini yerine getirememiş olan, ancak yerine getirilemeyen şartı tahsis talep tarihinden itibaren bir ay içinde yerine getiren sigortalının tahsis talebi, bu şartın yerine getirildiği tarih itibarıyla geçerli sayılır.


Yahya ARIKAN

Memurlar maaşınız kesilebilir!

Tüm bakanlıklara görüş soran Maliye, Milli Savunma Bakanlığı'ndan gelecek cevabın ardından taslağı Başbakanlık'a gönderecek. Zaman'ın haberine göre, Milli Savunma'nın uzun süredir beklenen cevabını açıklamasının ardından kamu taşıtlarında saltanat dönemini bitirecek çalışmanın yasal süreci de hızlanmış olacak. Taşıt Kanunu Taslağı'na görüş vermeyen Milli Savunma'nın ikna olduğu taslağın yürürlüğe girmesinin ardından kamu araçlarının özel işlerde kullanılması dönemi kapanırken, amaç dışı kullanımlarda memura ağır yaptırımlar getirilecek. Bütçeden geçen yıl akaryakıt ve yağ alımları kalemine harcanan miktar önceki yıla göre 135 milyon liralık artışla 1 milyar 145 milyon liraya yükselmişti.


Kamu kuruluşları, "Taşıt Tanıma, İzleme ve Kontrol Sistemi" kurarken araçlara takılacak çip gibi takip sistemleri aracılığı ile araçların hangi amaçla kullanıldığı tespit edilecek. Amacı dışındaki kullanımlarda yakıt bedelinin memurdan tahsil edilmesi üzerinde duruluyor. Diğer bir yaptırım aracı ise yakıt bedelinin maaşlardan direkt olarak kesilmesi. Örneğin çalıştığı kamu kurumunun aracı ile piknik gibi amacı dışında sosyal faaliyetlerde bulunanlardan yaptığı kilometre için harcadığı yakıtın parası tahsil edilecek. Mevcut uygulamada hapis cezası olduğunu belirten Maliye kaynakları bu yaptırımın uygulanması mümkün olmadığı için caydırıcılığı olmadığını belirtiyor.


Kamu Taşıtları Kanun Tasarısı Taslağı ile tüm kurumların bir taşıt politikası olacak. 1961'de çıkarılan ve ihtiyaçlara cevap vermeyen kanunda köklü değişiklik yapılırken, mevzuat karışıklığı da son bulacak. Belediyeler kapsam dışında tutulduğunda kamunun elinde 87 bin 573 taşıt bulunuyor. Bunların 686'sı makam aracı olarak kullanılırken, 29 bin 121 taşıt makam ve hizmete tahsis edilen otomobillerden oluşuyor.

Prim borçları kredi kartıyla ödenebilecek

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), prim borçlularına kolaylık sağlamak amacıyla 17 banka ile prim ödemesi için anlaştı.


Kurum Başkanı Emin Zararsız, günümüz ekonomik şartlarını dikkate alan ve vatandaş odaklı hizmet anlayışı çerçevesinde, prim ödeme yükümlülerinin primlerini kredi kartı ile ödemeleri konusunda SGK'nın bazı bankalarla anlaşma yaptığını belirtti. SGK, 6 Ekim tarihi itibarıyla, Akbank, Albaraka Türk, Bank Asya, Denizbank, Finansbank, Fortisbank, ING Bank, Kuveyt Türk, Şekerbank, Turklandbank, Türk Ekonomi Bankası, Garanti Bankası, İş Bankası, Halk Bankası, Vakıflar Bankası, Ziraat Bankası ve Yapı Kredi Bankası ile protokol imzaladı. Kurumun diğer bankalarla protokol çalışmaları devam ediyor.


Prim ödeme yükümlüleri, anlaşmalı bankaların birinden edinmiş olduğu kredi kartı ile aynı bankanın alternatif dağıtım kanalları (internet bankacılığı, ATM gibi) aracılığı ile prim ödemelerini gerçekleştirebileceği gibi, ilgili bankanın kredi kartına verecekleri otomatik ödeme talimatı ile de prim ödemelerini yapabilecek. Ziraat, Yapı Kredi ve Garanti uygulamaya başladı. SGK'nın web sayfasından da primlerin kredi kartıyla ödenebilmesi çalışmaları devam ediyor.

İsteğe Bağlı Sigorta

Merhaba sevgili okuyucular, isteğe bağlı sigorta konusunda geçen ay başında SGK yeni bir tebliğ yayımladı. Bu tebliğde isteğe bağlı sigorta konusunda tam aydınlığa kavuşmamış konular daha açık şekilde anlatılmış ancak SSK'lı olarak reform öncesinde isteğe bağlı başlayıp halen devam edenlerin 1 Ekim 2008 sonrası için Bağ-Kur kapsamında değerlendirilmeleri konusu ile Emekli Sandığı'na tâbi isteğe bağlı sigortalı olmuş olanların 1 Ekim 2008 sonrasında da Emekli Sandığı'na tâbi olarak devam etmeleri konusunda bir değişiklik yapılmamış.


İsteğe bağlı sigortalı olma şartları


İsteğe bağlı sigortalı olabilmek için uluslararası sosyal güvenlik sözleşmelerinden doğan haklar saklı kalmak kaydıyla, Türkiye'de yasal olarak ikamet edenler ile Türkiye'de ikamet etmekte iken sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmamış ülkelerde bulunan Türk vatandaşlarından;


a) 18 yaşını doldurmuş olmak,


b) Kanuna tâbi zorunlu sigortalı olmayı gerektirecek şekilde çalışmamak veya SSK kapsamında sigortalı olarak çalışmakla birlikte, ay içinde 30 günden az çalışmak ya da tam gün çalışmamak,


c) Kendi sigortalılığı nedeniyle aylık bağlanmamış olmak,


ç) İsteğe bağlı sigorta giriş bildirgesiyle Kuruma başvuruda bulunmak, şartları aranır.


Ülkemiz ile uluslararası sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmamış ülkelerde iş üstlenen işverenlerce yurtdışındaki işyerlerinde çalıştırılmak üzere götürülen Türk işçilerinden isteğe bağlı sigortalılık talebinde bulunanlardan Türkiye'de ikamet şartı aranmaz.


Ayrıca diğer vatandaşlarımız da yurtdışında yaşamalarına rağmen ikametlerini yurtdışına taşımazlarsa yani adrese dayalı nüfus kayıt sisteminde Türkiye'de bir adres belirtirlerse yine isteğe bağlı sigortalı olabilirler.


Türk iş mevzuatına göre, ağır ve tehlikeli işlerden olmamak; kişinin yaşına ve cinsiyetine uygun olmak kaydıyla 16 yaşından itibaren 4857 sayılı İş Kanunu'na tâbi olarak çalışabileceği hükmü yer almaktadır. Buna paralel olarak isteğe bağlı sigortalı olabilme şartı da 16 yaş olarak belirlenebilirdi. Nitekim Alman sosyal güvenlik sisteminde isteğe bağlı sigortalı olmada yaş şartı 16 olarak uygulanmaktadır.


İsteğe bağlıda yaş şartının 16 olarak uygulanması malulen emeklilik, özürlü statüsünde emeklilik gibi işlemlerde zaman "sigortalılık süresi" açısından yaşanan mağduriyetlerin önlenebilmesi açısından önem arz etmektedir.


İsteğe bağlı sigortalılık başvurusu


 (1) İlk defa isteğe bağlı sigortalı olmak isteyenlerin örneği Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği ekinde yer alan isteğe bağlı sigorta giriş bildirgesi ile ikametgâhlarının bulunduğu sosyal güvenlik il müdürlükleri/sosyal güvenlik merkezlerine başvurmaları gerekmektedir. Tekrar isteğe bağlı sigortalılık talebinde bulunacak sigortalıların ise talep dilekçesi ile müracaatları yeterlidir.


 (2) Ülkemiz ile uluslararası sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmamış ülkelerde iş üstlenen işverenlerce yurtdışındaki işyerlerinde çalıştırılmak üzere götürülen Türk işçilerinin isteğe bağlı sigortaya müracaatları işyerinin bulunduğu sosyal güvenlik il müdürlükleri/sosyal güvenlik merkezlerine yapılır.


 (3) Emekli Sandığı Kanunu'nun mülga 12. maddesi gereğince isteğe bağlı iştirakçilik için gerekli şartları taşıyanların başvuruları, şimdilik Sosyal Sigortalar Genel Müdürlüğü Sigortalı Tescil ve Hizmet Daire Başkanlığı'na, yetki devri yapıldıktan sonra ise sosyal güvenlik il müdürlükleri/sosyal güvenlik merkezlerine yapılacaktır.


 (4) Emekli Sandığı Kanunu'nun mülga 12. maddesi gereğince isteğe bağlı iştirakçilik için gerekli şartları taşımalarına rağmen, 5510 sayılı Kanun kapsamında isteğe bağlı sigortalı olmak isteyenler başvurularını sosyal güvenlik il müdürlükleri/sosyal güvenlik merkezlerine yapacaklardır.


 (5) Ay içerisinde 30 günden az çalışan ya da tam gün çalışmayan sigortalılardan isteğe bağlı sigorta giriş bildirgesi ya da talep dilekçesi ekinde ay içinde zorunlu sigortaya tâbi çalışılan gün sayısının beyan edilmesi, isteğe bağlı sigortaya müracaat eden yabancı ülke vatandaşlarından ise Türkiye'de kaldıkları sürenin belgelendirilmesi istenir.


(6) Türkiye'de ikamet etmekte iken sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmamış ülkelerde bulunan Türk vatandaşlarından isteğe bağlı sigortalılık talebinde bulunanların bu durumlarının belgelendirilmesi amacıyla pasaport suretinin ibrazı istenir. İsteğe bağlı sigortalılığı devam edenlerden ise Kurumca belirlenecek sürelerde söz konusu ülkelerde bulunduklarının belgelendirilmeleri istenir.


 (7) Ülkemiz ile sosyal güvenlik sözleşmesi olmayan ülkelerde iş üstlenen işverenlerce yurtdışındaki işyerlerinde çalıştırılmak üzere götürülen Türk işçilerinin isteğe bağlı sigortalılık işlemleri sigortalılar adına işverenler tarafından yapılabilir


İsteğe bağlı sigortalılığın başlangıcı


İsteğe bağlı sigortalılık, isteğe bağlı sigorta giriş bildirgesinin veya talep dilekçesinin Kurum kayıtlarına intikal ettiği tarihi takip eden günden itibaren başlar. Adi posta veya kargo ile gönderilen veya Kuruma doğrudan verilen bildirgenin Kurum kayıtlarına intikal ettiği tarih, taahhütlü, iadeli taahhütlü veya acele posta servisi olarak gönderilenlerde ise postaya verildiği tarih, başvuru tarihi olarak kabul edilir.


İsteğe bağlı sigortalılığın başladığı tarihten itibaren, aynı zamanda SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı kapsamında sigortalı olmayı gerektirecek çalışması bulunduğu tesbit edilenlerin isteğe bağlı sigortalılıkları, bu sigortalılıklarının sona erdiği tarihi takip eden günden başlatılır. Bunların zorunlu sigortalılıkla çakışan sürede isteğe bağlı sigorta primi ödenmişse, bu süreye ilişkin ödedikleri isteğe bağlı sigorta primleri talepleri halinde ilgililere iade veya doğacak borçlarına mahsup edilir.


Ay içerisinde 30 günden az çalışan veya Kanunun 80. maddesi uyarınca prim ödeme gün sayısı, ay içindeki toplam çalışma saatinin İş Kanunu'na göre belirlenen günlük normal çalışma saatine bölünmesi suretiyle hesaplanan sigortalıların aynı ay içerisinde isteğe bağlı sigorta primi ödemeleri halinde, ödenen primler zorunlu sigortalılığa ilişkin prim ödeme gün sayısına otuz günü geçmemek üzere eklenir.


İsteğe bağlı sigortalılığın sona ermesi


İsteğe bağlı sigortalılık;


a) İsteğe bağlı sigortalılığını sona erdirme talebinde bulunanların, buna ait dilekçelerinin Kurum kayıtlarına geçtiği tarihten önceki primi ödenmiş son günü takip eden günden,


b) Aylık talebinde bulunanların, aylığa hak kazanmış olmak şartıyla talep tarihinden,


c) Sigortalının ölümü halinde prim borcu bulunmuyorsa ölüm tarihinden, prim borcunun hak sahiplerince 12 ay içinde ödenmemesi veya hak sahiplerinin talebi halinde en son primi ödenmiş ayın sonundan,


d) SSK ve Emekli Sandığı kapsamına tâbi çalışmaya başladığı tarihten bir gün önce, Bağ-Kur kapsamına tâbi çalışmaya başladığı tarihten, itibaren sona erer.


Ay içerisinde kısmi çalışanlar hariç olmak üzere, yeniden isteğe bağlı sigortaya devam etmek isteyenler hakkında yeniden talep şartı aranır.


İsteğe bağlı sigortalılığın ölüm ile sona ermesi halinde sigortalılık; prim borcu bulunmuyorsa ölüm tarihinden, prim borcu varsa borcun hak sahiplerince 12 ay içinde ödenmesi halinde ölüm tarihinden, prim borcunun 12 ay içinde ödenmemesi veya hak sahiplerinin prim borcunu ödemeden aylık talebi halinde en son primi ödenmiş ayın sonundan itibaren sona erer.


İsteğe bağlı sigortalılığını sona erdirme talebinde bulunanlar ile aylık talebinde bulunan sigortalılar 12 aylık prim ödeme süresini beklemeksizin ödedikleri primlere göre hizmet sürelerinin tesbitini isteyebilirler.


İsteğe bağlı sigorta primleri, ait olduğu aydan itibaren en geç 12 ay içinde gecikme cezası ve gecikme zammıyla birlikte ödenebilir. Bu 12 aylık süreden sonra primler ödenemez, ödenmişse iade edilir. Burada 12 aylık primin üst üste ödenmemesi isteğe bağlı sigortayı otomatik olarak sonlandırmamaktadır. Sadece ödenmesi gereken primin süresinin üstünden 12 ay geçmişse artık o aya ait prim ödenmemektedir. Üstünden 12 ay geçmemiş primler ödenebilmektedir.


İsteğe bağlı sigorta primlerinin hesabı ve ödenmesi


İsteğe bağlı sigorta primi, brüt asgari ücret ile bunun 6,5 katı arasında kalan tutar üzerinden, sigortalı tarafından belirlenen ve yazılı olarak talep edilen prime esas aylık kazancın yüzde 32'sidir. Bunun yüzde 20'si malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi, yüzde 12'si genel sağlık sigortası primidir. Yani bu yılsonuna kadar 760,50.-TL ile 4.943,25.-TL arasında kalan tutar üzerinden hesaplanacak olan prim en az 243,36.-TL en fazla 1.581,84.-TL olabilecektir.


Ramazan Çanakkaleli