EKONOMİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
EKONOMİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Şubat 2011 Salı

Fiyat Teorisi

A.Talep: İstek yada özlemin belirli bir satın alma gücüyle desteklenmesidir.Tüketicilerin;


       *belirli bir zamanda *belirli bir fiyat düzeyinde *satın alma durumdaki mal ve hizmet miktarıdır.


A.1.Belirli bir fiyattan Talep: Bir mal ve hizmette söz konusu fiyatı ödemeye hazır olanların satın almak istedikleri mal miktarıdır.istem Pazar fiyatını belirleyen bir etken olmayıp aksine Pazar fiyatı tarafından belirlenen bir büyüklüktür.


A.1.a.Talep Çizelgesi: Bir mal yada hizmetin farklı fiyatlar karşısında gösterdikleri satın alma tutumunu belirler.Fiyat düştükçe istem artar ancak fiyatın oluşması sadece isteme bağlı değildir.istem çizelgesi pazarda somutlaşan fiyatı göstermemekte sadece tüketici eğilimini belirlemektedir.


A.1.b.Talep Yasası: Fiyatlarla satış miktarları arasındaki ters yöndeki ilişkiye denir.bu yasaya göre diğer koşullar sabit düşünüldüğünde bir mal yada hizmetin fiyatı düştüğünde o mal yada hizmete tüketicinin istem miktarı artar.ters olarak da fiyatlar yükseldikçe istem azalır.


A.1.c.Talep Eğrisi: İstem yasasını koordinat eksenlerinde gösterilmesidir.


A.1.d.Bireysel yada Pazar Talebi:pazardaki karar birimlerinin birinin belirli bir zamandaki istemleri bireysel istemdir. Bireysel istemlerin toplamı ise pazar istemdir.


A.2.Talep miktarını etkileyen etmenler:  


*Pazar fiyatı *Tüketici zevk ve alışkanlıkları  *Pazardaki tüketici sayısı * Tüketicilerin gelir düzeyi * Malla ilgili öbür malların fiyatları  * Tüketicilerin pazarın gidişine yönelik tasarımları * Moda yada teknolojik değişimler sıralanabilir.


A.3.Talep Fonksiyonu: bir mal yada hizmetten satın alınmak istenen miktarlar ile bu miktarları belirleyen etmenler arasındaki karşılıklı ilişkidir.


A.4.Talep Eğrisindeki Değişmeler: *eğrinin tümden yer değiştirmesi *eğri boyunca fiyatlardaki değişime koşut istem değişmeleridir.


A.5.Talep miktarlarının fiyat değişimlerine karşı duyarlılığı istem esnekliğini belirler.


B.Arz: belirli dönemde belirli düzeydeki fiyatlarla satışa arz edilen mal yada hizmet miktarlarını ifade etmektedir. Sunumun gerçekleşmesi; malın pazara satılmak üzere getirilmesi ile olasıdır. Satıcıların; *belirli zamanda *belirli bir fiyat düzeyinde *satmaya hazır oldukları mal ve hizmet miktarıdır.


B.1.Belirli bir fiyattan Arz:bir ve hizmeti üreten yada elinde bulunduranların satmaya hazır oldukları mal miktarıdır.


B.1.a.Arz çizelgesi:fiyat düştükçe buna koşut olarak sunumun da düştüğü bilinmektedir yani fiyatlarla sunum arasında pozitif bir ilişki vardır.sunum çizelgesi;somutlaşan fiyatı göstermemekte sadece üretici eğilimini belirlemektedir.


B.1.b.Arz yasası:belirli zamanda pazara sunumu yapılan mal ve hizmetler fiyatlara koşut olarak azalır yada çoğalır yani bir mal yada hizmetin fiyatı yükseldikçe o malın sunumu artar tersine fiyatlar düştükçe sunum miktarı azalır.


B.1.c.Arz Eğrisi


B.1.d.Bireysel yada Pazar Arz:pazarda belirli bir mal üreten tek bir işletmenin sunumu tekseldir.pazarda belirli bir fiyat düzeyinden aynı mal ve hizmeti üreten işletmelerin sunumu ise Pazar sunumu yada toplam sunumdur.


B.2.Arzı etkileyen etmenler: *mal ve hizmet fiyatı  *üretim kaynaklarının fiyatları  *mal ve hizmetlerle ilgili öbür mal ve hizmet fiyatları  *verimlilik ve maliyet *pazardaki üretici işletme sayısı  *üretici işletmelerin fiyatlar üzerindeki tasarımları *moda ve teknolojideki değişimler


B.3.Arz Fonksiyonu: bir mal ve hizmetten sunumu yapılan miktarlar bağımlı değişken,sunumu etkileyen etmenler bağımsız değişken kabul edildiğinde sunum fonksiyonu bağımlı değişken ile bağımsız değişkenler arasındaki ilişkiyi açıklamaktadır.


B.4.Arz Eğrisindeki Değişmeler


B.5.Arz Esnekliği:fiyat değişmeleri karşısında sunumun duyarlılığı sunum esnekliğidir.


C.Arz - Sunum Dengesi ve Pazar Fiyatının Oluşumu: İstem ve sunumun kesiştiği noktada Pazar fiyatı oluşmaktadır bu noktaya denge noktası denmektedir.


                                                                                    TÜKETİM TEORİSİ


Geleneksel talep kuramının amacı; tüketicilerin davranışlarını incelemektir. Tüketici harcamalarını yaparken en yüksek faydaya ulaşmak için bir plan yapmaktadır. Bu kavram olarak “faydanın maksimizasyonu aksiyonu” dur. Faydanın karşılaştırılması 2 yaklaşımla olur;


*Ordinal yaklaşım:faydanın ölçülemeyeceğini savunmaktadır.(tüketicinin malı seçerken en iyi faydalanacağı şekilde farklı malları sıraya koyabilmesinin olası olduğunu ancak sayısal değerler olmadığından marjinal faydanın ölçülüp mutlak rakamlarla ifade edilemeyeceğini savunmaktadır.)


       *Kardinal yaklaşım:faydanın ölçülebileceğini kabul ettiği için marjinal fayda kavramıyla ilgilenmektedir.tüketici farklı iki mal için arasında kıyas yapabilecek kadar bilgiye piyasa koşulları planlanan dönemdeki gelirin bilinmesi sayesinde sahiptir. Kardinal fayda kuramı ile ilgili varsayımlar;


  1.Rasyonellik: Tüketici rasyonel olup kendi gelir durumuna göre faydasını maksimuma çıkartmaya çalışmaktadır


  2.Kardinal Fayda: Fayda kardinal bir kavramdır ve malların faydaları ölçülebilir.bunun için en uygun ölçü de paradır.


  3.Paranın marjinal faydasının sabitliği: Faydanın ölçülmesinde parasal birim kullanılıyorsa bu gereklidir.


  4.Azalan marjinal fayda: Tüketici bir maldan fazla miktarda almaya başladığında marjinal fayda azalır


  5.Malların toplam faydası tek tek mal miktarına bağlıdır.


Marjinal fayda toplam faydadaki en son değişme olarak kabul edilebilir.çünkü bir malın tüketiminde en son yani toplam faydadaki  değişme oranı bize marjinal bize marjinal faydayı verir.


Marjinal fayda iki yasa ile açıklanır;


     *Birinci gassen yasasına göre:bir gereksinime doyum sağlayan maldan tüketilen miktar arttıkça  her bir yeni birimden elde edilen doyum azalır ve tüketim devam ederse üst sınıra ulaşıldığında tüketim sabit bir değerde kalır.


     *İkinci gassen yasasına göre:tüketici maksimum doyuma ulaşmak için bütçesini gereksinimi olan mallar arasında öyle paylaştırmalıdır ki malların yararı eşit olsun.ayıca bir malın tüketilen bölümleri artarken marjinal faydası bu yasada da açıklandığı gibi azalır denebilir.


--Her yeni birimin toplam faydaya yaptığı ilavenin azalışına “marjinal faydanın azalışı yasası” denir.


--Bir çok kullanım alanına sahip bir malı tüketici bu yerler arasında öyle bir oranda dağıtır ki her gereksinim için ayırdığı son maldan sağlanan marjinal fayda birbirine eşit çıksın.bu da “marjinal faydanın eşitlenmesi ilkesini” oluşturmaktadır.


Tüketici dengesi:malların marjinal faydalarının fiyatlara oranının eşitliği gerçekleştiğinde tüketici dengesi de gerçekleşir.


ÜRETİM TEORİSİ


Üretimin gerçekleştirilebilmesi için gerekli gerekli girdiler ile elde edilen ürünler arasındaki teknik ve fiziki ilişkiler üretim teknolojisi kapsamında ele alınmaktadır.


A.Üretim fonksiyonu:kullanılan üretim faktörleri miktarları ile elde edilen ürün miktarları arasındaki ilişkinin matematiksel bir gösterimidir.


A.1.Doğrusal-homojen üretim fonksiyonları: Üretimde kullanılan girdi miktarları,girdiler arasındaki birleşim oranı değiştirilmeden 4-5-6 kat arttırıldığında üründeki artış koşut etkileşimle4-5-6 kat oluyorsa buna doğrusal-homojen üretim fonksiyonları denir.bu tip fonksiyonlarda kullanılan girdilerin arttırılan miktarları ile bu artışa bağlı olarak üründe ortaya çıkan artış etkileşimi aynı olduğundan üründe “ölçeğe göre sabit getiri” kavramı ortaya çıkmaktadır.


A.2.Doğrusal olmayan homojen üretim fonksiyonları: Üretimde kullanılan girdi miktarları girdiler arasındaki birleşim oranı değiştirilmeden 4-5-6 kat arttırıldığında üründe 4,5-5,75-7 kat artış gözleniyorsa “ölçeğe göre artan getiri” kavramı ortaya çıkar.Girdiler arasındaki birleşim oranı değiştirilmeden üretimde kullanılan girdiler 4-5-6 kat arttırıldığında ürün 2,5-4,25-5 kat artıyorsa bu durumda “ölçeğe göre azalan getiri” kavramı söz konusu olmaktadır.


A.3.Homojen olmayan üretim fonksiyonları: Üretim için gerekli olan girdi miktarları düzenli bir artış gösterirken(3-4 kat artış)ürün miktarında düzensiz bir artış meydana geliyorsa homojen olmayan bir üretim fonksiyonu söz konusudur.


B. Azalan Verimler Yasası


    *Toplam ürün: Belirli bir dönemde diğer gidiler sabit tutulurken girdilerden birinin arttırılması durumunda ortaya çıkan ürün artışlarının toplamına denir.


   *Ortalama ürün: Her bir birim girdinin ortalama olarak ne miktar ürün artışına neden olduğunu gösterir. Yani; değişken, girdi başına düşen üretim miktarıdır.


   *Marjinal ürün: Her ilave bir birim girdinin sağladığı üretim artışıdır.


-Azalan Verim Yasası: Üretim periyodu süresince girdilerden biri değişken diğerleri belirli bir düzeyde sabit tutulduğunda değişken olan girdi birimi arttırıldığında, toplam ürün başlangıçta artan oranlarda artış, izleyen aşamada azalan oranlarda artış göstermektedir. Arttırılan bir girdi ile bir noktada üretimde artış meydana gelmez ki; bu noktaya “doyum noktası” denir. Bu bağlamda üretim miktarında üç aşama göze çarpmaktadır; *artan verimlilik *azalan verimlilik *stabilite yada negatif verimlilik


-“Üretim sürecinde girdi arttırılarak nereye dek müdahale edilir?” :*marjinal ürün eğrisinin sıfır olduğu noktada toplam üretim miktarı maksimum düzeydedir. *marjinal ürün eğrisi ortalama ürün eğrisini ortalama ürün miktarının en yüksek olduğu noktada kesmektedir. *marjinal ürün eğrisi sıfırın altına düştüğünde toplam üretim miktarı da azalmaktadır.


C.Üretim maliyetleri: Ekonomik anlamda maliyet;bir birim mal veya hizmet üretiminde kullanılan her türlü girdi için yapılan harcamaların toplamıdır.


C.1.Sabit harcamalar: Üretim miktarına bağlı olarak değişmeyen giderlerdir.


C.2.Değişken harcamalar: Üretim miktarına bağlı olarak değişen giderlerdir.yani;üretim yoksa değişken gider de yoktur,üretim kapasitesi arttırılacaksa,artan değişken gider söz konusu olmaktadır.


C.3.Toplam maliyet,ortalama maliyet: Belirli bir üretim periyodunda, üretimin gerçekleşebilmesi için yapılan sabit ve değişken  giderler toplamı, toplam harcamaları verir.


C.4.Marjinal maliyet: Üretimde ortaya çıkan bir birimlik artışın  toplam harcamalarda ne kadar bir artış yaratacağını ortaya koymaktadır.

6 Şubat 2011 Pazar

2011 de Borsanın Durumu Nasıl Olacak

Küreselleşme, tüm dünyayı etkiliyor. Haberleşme ve ulaşım olanaklarının gelişmesiyle para ve sermaye hareketleri gittikçe artıyor.
Neredeyse tüm ekonomiler dışa bağımlı hale geldi.
Dünyayı saran ekonomik krizden, beklenenden yavaş olsa da çıkılıyor. Bizim gibi krizden az etkilenen ülkeler, para ve sermaye hareketlerinden öncelikle ve daha yoğun biçimde etkilenecek.
Zengin ülkelerin nüfusları azalırken, gelişmekte olan ülkelerin nüfusları artıyor.
Dünya ülkeleri, krizden kurtulmak veya az etkilenmek için, sürekli tedbir alıyorlar. Kriz baskısı altında bulunan ülkelerin Merkez Bankaları, oldukça ciddi miktarda para bastılar.
Bu değişim, dünyadaki ekonomi ve merkez bankaları yöneticilerini çok daha dikkatli olmaya zorluyor.


2011 Tahminleri:
- Sıcak para sorunu devam edecek.
- Ülkemize gelen kalıcı yabancı yatırım miktarı gittikçe artacak.
- Yabancılar özelleş tirmelere ve şirket alımlarına önem verecek.
- Parite değişimleri göz ardı edilirse, döviz fiyatları artmayacak.
- Cari açığımız daha da yükselecek.
- İhracatçılarımızın beklentilerini karşılayacak gelişmeler olmayacak.
- 2011 yılında da işsizlik sorunu çözülemeyecek.
- Enflasyonist baskılardaki artma eğilimi, ülkemizi de etkileyecek.
- Petrol ve enerji fiyatlarıyla birlikte tüm mal fiyatları yükselecek.
- Altın fiyatları normalin üzerinde artış göstermeyecek.
- Borsa endeksleri yükselecek.
- Ülkelerin ekonomik bakımdan sıralanmaları değişecek. Ülkemiz,


ilk 20 ekonomi içindeki yerini daha da güçlü biçimde koruyacak.


- Dışarıdan ithal edilecek enflasyona rağmen, yabancı para ve sermaye hareketleri sayesinde, ülkemiz tek rakamlı enflasyon oranını koruyacak.
- Faizlerde aşırı değişimlerle karşılaşmayacağız.
- Seçim ortamına rağmen, 2011 yılında bütçe açığımız büyümeyecek.
- Büyüme oranımız, 2010 yılından daha yüksek olacak.

30 Ocak 2011 Pazar

CV Nedir Nasıl Olmalı Nasıl Yazılmalıdır

Cv’de olması gereken başlıklar:
Gerçekte özgeçmişin standart bir formatı ve belirli bir sırası yoktur. Bunun yanında aşağıda verilen tüm bilgi gruplarının hepsine birden bir özgeçmişte yer verme zorunluluğu da yoktur. Bunun yanında bir özgeçmişte neler bulunması gerektiği, nelerin bulunmaması gerektiği de bu kısımda yer alacaktır.


Bir özgeçmişte, kimlik bilgileri, eğitim, iş deneyimi bölümleri ve iletişim bilgileri kesinlikle bulunmalıdır. Ayrıca yabancı dil, bilgisayar gibi kişisel özellikler varsa, bu bölümlerin de doldurulması zorunludur. Kişiler özgeçmişlerini genellikle kendi güçlü yönlerini ön plana çıkartacak şekilde yazarlar, bu açıdan özgeçmişin içeriği ve sırası her kişi için ayrı olabilecektir.


1) Kimlik Bilgileri
• Ad-Soyadı
• Doğum Tarihi
• Doğum Yeri
• Askerlik Görevi
• Medeni Hal
• Fotoğraf


2) Eğitim
Eğitim bölümüne, okul eğitimleri, kurslar, seminerler, tez ve proje çalışmaları, burs ya da ödüller yazılabilir. Eğer öğrenci iseniz veya yeni mezun iseniz yani iş tecrübeniz çok yoksa gittiğiniz bütün okulları yazın. En sonuncusundan başlayarak, geriye doğru bir kronoloji takip edin. Okulların adlarını, gittiğiniz yılları, hangi şehirde olduklarını, mezuniyet derecelerinizi, diploma ve sertifikalarınızı, varsa her okulda ki uzmanlık dallarını yazın. Not ortalamalarınızı, takdir ve teşekkür belgelerinizi, etkileyici ya da önemli olduğunu düşündüğünüz sınavları yazın.


Eğer üniversite mezunu iseniz, bitirdiğiniz lisenin başvurduğunuz pozisyona bir katkısı yok ise lise eğitimini belirtmeye gerek yoktur. Mezun olduğunuz lise, başvurduğunuz pozisyon için bazı yetkinlikleri destekliyorsa (yabancı dille eğitim yapan lise, meslek lisesi, teknik lise vb.) belirtmenizde yarar vardır. Ayrıca mezun olduğunuz lise, eğitiminin üstünlüğü ile bilinen bir lise veya mezunlarının dayanışması bulunan bir lise (örneğin Kabataş Lisesi) ise, yine bunu yazmanızda fayda vardır. İlk ve ortaokulları ise özgeçmişinizde yazmamanız önerilir. Kişinin, Akademik hayatı boyunca yaptığı çalışmalar oldukça fazla ise bunlarınmülakat sırasında ayrı bir kağıtta sunulması oldukça faydalı olacaktır.
Okullarınızı yazarken şu bilgiler yer almalı:
- Adı ve yeri
- Bölümü
- Mezuniyet yılı
- Derece, diploma veya sertifika
Yabancı Dil Bilgisi ve Seviyesi
Başvurulan pozisyon için gerekliyse yabancı dil bilgisi muhakkak belirtilmelidir. Burada önemli olan yabancı dil bilgisinin tutarlı ve doğru olarak özgeçmişe aktarılmasıdır. Birçok kişi iş başvurularında yabancı dil seviyesini olduğundan çok farklı bir şekilde göstermektedir. Ayrıca kişilerin yabancı dilde eğitim yapan kurumlardan mezuniyet belgesi (sertifikalar) varsa bunların bildirilmesi gerekir. Yabancı dil seviyesini belirtmek için çok iyi, iyi, orta ve az gibi kelimeler kullanılmadır.
Yabancı dili, bitirdiğiniz okuldan değilde bir kursta öğrenmiş iseniz; kursun adı, aldığınız derece ve süresi belirtilmelidir.
Yabancı dil düzeyini ölçen sınavlardan (Toefl, Gmat, Proficiency, Kpds Üds, vb.) aldığınız dereceleriniz varsa belirtilmelidir.
3) İş Deneyimi
Bu bölümde bir ücret karşılığı çalıştığınız her yeri tıpkı eğitim kâğıdında olduğu gibi en sonuncusundan başlayarak, geriye doğru bir kronoloji ile yazın.
• Bu listede ki her madde şunları içermelidir:
• Şirketin adı Şirketin bulunduğu şehir
• Ünvanınız
• Orada yaptığınız iş
• işe giriş ve çıkış tarihleriniz.
Eğer yeni mezun değilseniz özgeçmişinizin en önemli bölümü budur. Yeni mezunlar bu bölümden önce eğitim bölümünü yazmalılar. Gelecekteki performansınızın göstergesi geçmişteki performansınız olacaktır. Bu yüzden bu bölüm önemlidir.
Pozisyonları yazarken şunlara dikkat edilmelidir;
-Tarihleri yazarken ay ve yıl yazılmalıdır.
-Firmanın adresine gerek yoktur. Hangi şehirde olduğu belirtilse yeterlidir.
- Bütün iş tecrübenizi yazmak zorunda değilsiniz.
-Çok fazla iş değiştirmişseniz başta part-time olanlar olmak üzere bir kısmını eleyebilirsiniz.
- En son işinize en çok yer ayırın.
- Başarılarınızı yazarken yuvarlak cümleler kurmak yerine rakamlar ve istatistikler vererek daha inandırıcı olun. Böylece ifadeleriniz havada kalmamış olur.
Örneğin:
n “Satışları %20 arttırdı”
n “Satışlarda yıllık 75.000 $ artış sağladı”
n “12 defa kurs düzenleyerek 500 kişiye adam başı 40 saat eğitim verilmesini sağladı” şeklinde açık ve somut ifadeler kullanılması önerilir.
Pozisyondaki başarıları yazarken “yaptım, ettim” gibi ifadeler yerine “yaptı, etti” gibi ifadeler kullanılmalıdır.
Özgeçmişte, çalışılan işlerden ayrılma nedenleri yazılmamalıdır. Bunlardan ilk üçünün yazılması
zorunludur ancak pozisyondaki başarıları belirtmek kişiye kalmıştır, belirtilmesi olumlu katkı yapar. Çünkü daha özgeçmiş aşamasında sizi elimine edebilecek “gaflar” yapma olasılığınız yüksektir.
Yeni mezun adaylar staj ve öğrencilikleri sırasında yaptıkları “part-time” işleri bu bölüme yazabilirler. Uzun iş deneyimine sahip kişilerin ise bu tür çalışmalarını belirtmelerine gerek yoktur.
4) Uzmanlık Alanları
Bu başlık altında iyi yaptığınız ya da çok bilgi sahibi olduğunuz her şeyi yazın. Bu bölüme, o pozisyon ile ilgili önceki bölümlerde belirtilmeyen her türlü bilgi beceri deneyim ile bunları destekleyici mahiyette verileri yazabilirsiniz.


Bu bölümde belirtilebilecek bilgilere örnek olarak:
• Kullanılan ofis araçları
• Kullanılan özel nitelikli cihazlar ve araçlar
• Özel nitelikli bir üretim, yapım veya hizmet tekniği
• Kullanılan araç veya iş makineleri
• Her türlü mesleki yeterlik belgesi
• Çok özel bir alanda, uzmanlık derecesinde bilgi
• Fiziksel üstünlükler ve beceriler verilebilir…


Bu bölüme yazılacak yetkinlikler aşağıdaki iki kriteri karşılamalıdır:
1. Belirtilen yetkinlikler o pozisyonla ilgili olmalı ve işin yapılmasına katkı sağlamalıdır.
2. Belirtilen yetkinlikler ayırt edici olmalıdır. Bunun için belirtilen yetkinlik, bir yeterlilik koşulu olarak belgeye bağlanmış olmalı ya da bu yetkinliğe çok az kişi sahip olmalıdır.
5) iş Dışı Etkinlijder
Birçok işveren aldığı elemanları sadece iş yapacak kişiler olarak değil, kurumun bir parçası olacak, onu temsil edecek kişiler olarak görür. Bu nedenle iş tecrübeleri dışındaki ilgileri, uğraşları ve faaliyetleri onları yakından ilgilendirir. Firmalar sizin sosyal niteliklerinizi, takım çalışmasına yatkın olup olmadığını, liderlik özelliğinizin olup olmadığını öğrencilik yaşamınız sırasında ve sonrasında katıldığınız etkinliklere, üyesi olduğunuz derneklere bakarak karar vermektedirler.
Sizinle aynı niteliklere sahip birini katıldığınız etkinlikler sayesinde geride bırakabilirsiniz. Herhangi bir etkinliği tek başınıza ya da grupla birlikte gerçekleştirmişseniz, örneğin seminer vermek, gezi düzenlemek gibi ayrıntıları yazmayı unutmayın. Vakıf, dernek ve çeşitli sivil toplum örgütlerinde aktif olarak yer alıyor iseniz örgütün adı, adresi, faaliyet alanı ve sizin hangi görev ve kademede yer aldığınız net bir şekilde belirtilmelidir.
6) Yapmaktan hoşlandıklarım
Bireyler boş zamanlarını, ilgi duydukları hobi ve aktiviteler ile değerlendirirler. ilgilendiğiniz hobi ve aktiviteler aslında kişilik özelliklerinizin ve yaşam felsefenizin yansımasından başka bir şey değildir. Dikkatli bir gözlemci, boş zamanlarınızı değerlendirirken uğraştığınız hobi ve aktivitelerden sizin kişilik özellikleriniz hakkında çok önemli ipuçları çıkarabilir. Bu bölüm herhalde en çok hoşunuza gidecek bölüm olacaktır.
Sinemaya gitmek, müzik dinlemek, kitap okumak, seyahat etmek, …vb. alışılagelmiş şeyler yazmak yerine varsa;
• Maket uçak ya da gemi yapmak.
• Kendisinin ve yakınlarının kıyafetlerini hazırlamak.
• Kendi imkanları ile basit mobilyalar yapmak gibi beceri ve yetenek gerektiren hobilerin yazılması mantıklıdır.
7) Referanslar
Özgeçmişinize yazacağınız referansların sizin hakkınızda olumlu görüş verecek kişiler olduğunu işverenler de bilirler. Bu yüzden eğer referanslarınız, sosyal hayatta tanınmış ve etkili kişiler değil ise yazmanın bir yararı yoktur.
Referanslar, işverenin talebi üzerine yazılması uygundur. Referanslar özgeçmişte yazılmamalı ancak “referansların daha sonra istek üzerine temin edileceği” yazılmalıdır. Referans olarak gösterilecek şahısların, sadece profesyonel iş hayatında iş performansını değerlendirme imkanı elde etmiş kişilerden oluşması sağlanmalıdır. Bu açıdan yeni mezunların herhangi bir referans göstermesine gerek yoktur.
Referans verecek kişilerin isimleri, (varsa) unvanları, iş adresleri, iş telefonları, (varsa) e-posta adresleri yazılmalıdır. Referans verecek kişilerden mutlaka önceden bu konuda izin alınması gerekmektedir. Ayrıca referans mektupları özgeçmişle birlikte sunulabilir.
8  İletişim Bilgileri
Özgeçmişte olmazsa olmaz ve ilk olarak yazılması gereken kısımdır. İletişim bilgileri; isim, adres, telefon, cep telefonu ve elektronik posta adresini kapsar. İletişim bilgileri genellikle sayfanın ortasına ve sayfanın üst kısmına yazılmalıdır. Bunun nedeni ise, iletişim bilgileri kenarlara yazılmış ise yönetici özgeçmişleri dosyalarken kişilerin iletişim bilgilerini görmeyebilir. ismin büyük harflerle ve diğer iletişim bilgilerine nazaran daha büyük harf karakteri ile yazılması, ilk bakışta göze çarpmasını sağlar.
Kişi iletişim bilgilerini yazarken “Adı, Soyadı, Adres” gibi ifadeler kullanmamalıdır. Kişinin iki ismi varsa, gündelik yaşantısında her iki ismi birlikte kullanmıyorsa, kullandığı ismini açık, diğerinin baş harfini yazması önerilir.
Bunların dışında kişi adresini yazarken hızlı erişim için posta kodunu da yazmalıdır. Adres ve telefonu yazarken yöneticilerin ulaşılabileceği ya da kendisine ulaşılabilecek şekilde yazmalıdır, ancak iş telefonu sakınca doğurmayacaksa verilmelidir.
İş adresinin özgeçmişte yer almasına gerek yoktur çünkü gizlilik isteyen böyle bir konu için, o anda çalışılan işyerinde, iş için başka bir yere yapılan başvuruya herhangi yazılı cevap gönderilmesi sakıncalı olabilir. birçok işveren, özellikle red mektuplarını kendi antetli zarflarlyla göndermeyi tercih ederler.

Ticaret ve Çeşitleri

Üretilen mal ve hizmetlerin alınıp satılmasına ticaret denir. İç ve dış ticaret olmak üzere ikiye ayrılır.


1. İç Ticaret
Ülke sınırları içinde, bölge ve bölümler arasında yapılan ticarete iç ticaret denir. 


Türkiye’de çok canlı bir ticaret vardır. Bunda etkili olan faktörler şunlardır:


• Sanayi kuruluşlarının dengesiz dağılımı


• Bölgeler arasında yetişen tarım ürünlerinin farklı olması


• Nüfusun dengesiz dağılımı


• Hayvansal maddelerin her yerde üretilememesi


Ülkemizde bazı il merkezleri ticaret şehirleri özelliği kazanmışlardır. Bunlar, İstanbul, Bursa, İzmit, İzmir, Denizli, Adana, GaziAntep, Diyarbakır, Ankara, Konya, Kayseri, Samsun, Trabzon, Erzurum ve Malatya gibi illerdir. Bu merkezlerde ticaretin gelişmesinde, ulaşım yolları üzerinde bulunmalarının büyük etkisi olmuştur.


İhracat (Dış satım): Bir ülkenin başka ülkelere yaptığı satışlardır.


İthalat (Dış alım): Bir ülkenin başka ülkelerden aldığı mallara denir.


2. Dış Ticaret
Bir ülkenin başka ülkelerle yaptığı alışverişe dış ticaret denir. Dış ticaretin para karşılığına dış ticaret hacmi denir. Gelişmiş ülkelerde dış ticaret hacmi fazla, gelişmemiş ülkelerde düşüktür. Yine, gelişmiş ülkelerde ihracat, genelde ithalattan daha fazladır. Bu ülkeler dışarıdan daha çok hammadde alıp dışarıya işlenmiş sanayi ürünleri satarlar. Az gelişmiş ülkeler ise dışardan daha çok işlenmiş sanayi ürünleri alıp, dışarıya tarım ürünleri veya ham maddeler satarlar.


Türkiye’de Dış Ticaret


Türkiye’de, Cumhuriyetin ilk yıllarında çok az olan dış ticaret hacmi, artan nüfus ve canlanan ekonomiye bağlı olarak artış göstermiştir.


1980′li yıllara kadar Türkiye’de,


• Dış ticaret hacmi düşük, ihracatta tarım ve maden ürünleri, ithalatta ise daha çok işlenmiş sanayi ürünleri önemliydi.


• 1980′li yıllardan sonra, dış ticaret hacmi arttı. İhracatta sanayi ürünlerinin payı % 90 lara çıktı. İthalatta ise fabrika kuracak aletlerin, yatırım mallarının ve hammaddelerin oranı artmıştır.


Başlıca İhraç Ürünlerimiz


• Tarım ürünleri (Pamuk, fındık, tütün, baklagiller, kuru ve yaş meyveler)


• Dokuma ve tekstil ürünleri


• Hayvan ve hayvansal ürünler (Deri, yumurta, yün, tiftik)


• Bitkisel yağlar


• Bazı dayanıklı tüketim malları (Televizyon, buzdolabı, vs.)


• İpekli dokuma ve giyim eşyaları


• Mobilya, çimento, cam ve seramik ürünleri


• Madenler (krom, bakır, cıva, demir, bor, tuz)


Başlıca İthal Ürünlerimiz


Fabrika kurmaya yarayan aletler, ham petrol, ilaç ve kimyasal maddeler, elektronik araçlar, motorlu araçlar, silah, optik araçlar, tropikal ürünler (muz, kahve, hurma, pirinç)


Dış ticaretimizde önemli ülkeler


Almanya, İtalya, ABD, İngiltere, Fransa, Hollanda, Belçika, Japonya, İran, Suudi Arabistan ve son yıllarda Rusya Federasyonu, Gürcistan ve Orta Asya ülkeleri (Kazakistan, Azerbaycan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan)


Ülkemizde son yıllarda uygulanmak istenen diğer bir ticaret şekli de serbest ticarettir. Serbest ticarette ülkeler ürettikleri çeşitli malları, belli yerlerde kurulacak pazarlarda gümrük vergisi ödemeden pazarlamaktadır.


Ülkemizde serbest ticaret bölgesi olarak şu anda İstanbul, Mersin, İzmir, İskenderun, Antalya ve Trabzon illeri belirlenmiştir.

25 Ocak 2011 Salı

24 Ocak 2011 Kpss Memur Alımı 6 Bin 560 Kişi Alınacak Başvuru Tarihi ve ŞArtları


Bilindiği üzere 2010 yılında yapılacak olan Kasım ayı KPSS yerleştirmeleri, 2011 yılı Ocak ayının sonuna ertelenmişti. Başvurular 24 Ocak-2 Şubat tarihleri arasında alınacak. İşte bu yerleştirmelerde alınacak kadro sayısı unvan ve kurum bazında Anadolu Ajansı tarafından açıklandı. Buna göre, alıanacak memurların 529′u lise, 1.698′i 2 yıllık yüksekokul, 4.333′ü ise 4 yıllık yüksekokul mezunları arasından seçilecek.


Kamu kurum ve kuruluşları, Aralık ayında yapılan Kamu Personel Seçme Sınavına göre 6 bin 560 yeni memur alacak.


AA muhabirinin Devlet Personel Başkanlığının bağlı olduğu Devlet Bakanlığından edindiği bilgiye göre, öğretmenler ile kariyer meslek memurları dışındaki kadro ve pozisyonlarda bu yılın ilk memur atamaları önümüzdeki ay gerçekleştirilecek. Bu şekilde kamu kurum ve kuruluşlarınca merkezi yerleştirme yapılmak üzere Devlet Personel Başkanlığına gönderilen toplam 6.560 kadro ve pozisyon için yeni memur alımında bulunulacak.


KPSS’ye katılan memur adayları, 24 Ocak-2 Şubat tarihleri arasında belirlenen kadro ve pozisyonlar için ÖSYM Başkanlığının ”www.osym.gov.tr” adresi üzerinden tercih işlemi yapacak.


-KİM, NE KADAR MEMUR ALACAK?-


2010 yılı Aralık ayındaki KPSS’ye göre ilk defa kamu kurum ve kuruluşlarına alınacak personelin 1.557’si Bakanlıklarda, 1.693′ü Bakanlıklara bağlı Müsteşarlık ve Genel Müdürlüklerde, 431′i Başkanlıklarda, 853′ü üniversitelerde, 932’si de Mahalli İdareler, İl Özel İdareleri, İl Afet ve Acil Durum Müdürlükleri ve Birlik Müdürlüklerinde görev yapacak.


Bu yerleştirmede Sağlık Bakanlığı 541, İçişleri Bakanlığı 380, Ulaştırma Bakanlığı 236, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 140, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı 86, Adalet Bakanlığı 83, Dışişleri Bakanlığı 75, Çevre ve Orman Bakanlığı 11, Kültür ve Turizm Bakanlığı da 5 yeni memur alacak.


Müsteşarlık ve Genel Müdürlüklerde ise en fazla memur alımını 337 memur ile Gümrük Müsteşarlığı gerçekleştirecek. Bunu 277 memurla Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, 213 memurla SHÇEK, 202 memurla Karayolları, 198 memurla da DSİ izleyecek.


Sosyal Güvenlik Kurumunun 164 yeni memur alımında bulunacağı bu yerleştirmede, mahalli idarelerde istihdam edilecek 932 yeni memurun 525′i İl Afet ve Acil Durum Müdürlüklerinde, 58′i de Sivil Savunma Arama ve Kurtarma Birlik Müdürlüklerinde çalışacak.


Bu dönemde KİT’lere de 1.094 yeni memur alınacak. Bu memurların 236’sı Türkiye Elektrik İletim A.Ş, 195′i Toprak Mahsulleri Ofisi, 170′i Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü, 144′ü de Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü bünyesinde işe başlayacak.


Yeni memurların 529′u lise, 1.698′i 2 yıllık yüksekokul, 4.333′ü ise 4 yıllık yüksekokul mezunları arasından seçilecek.


-95 DEĞİŞİK KADROYA ATAMA YAPILACAK-


Bu yılın ilk memur alımında 95 kadro ve pozisyona atama yapılacak.


Yeni memurların 1.273′ü mühendis, 865′i veri hazırlama işletmeni, 428′i hemşire, 331′i bilgisayar işletmeni, 240′ı tekniker, 187’si muhafaza memuru, 169′u psikolog, 161′i enformasyon memuru, 101′i zabıt katibi, 96’sı da şoför olacak.


Sekreterden tahsildara, tren teşkil memurundan yol bekçisine kadar değişik meslek gruplarında yer alacak yeni memurların kadro ve pozisyonları ile buralara yapılacak atama sayıları şöyle:


Ambar memuru (101),
arama ve kurtarma teknisyeni (98),
arşiv memuru (3),
aşçı (1),
avukat (88),
ayniyat memuru (2),
bekçi (4),
bilet kontrol memuru (10),
bilgisayar işletmeni (331),
bilgisayar mühendisi (3),
biolog (5),
çevre mühendisi (3),
çocuk eğitimcisi (1),
çocuk gelişimcisi (20),
çözümleyici (18),
dağıtıcı (6),
dava takip memuru (18),
diyetisyen (29),
ebe (60),
elektrik mühendisi (2),
elektrik-elektronik mühendisi (1),
endüstri mühendisi (11),
enformasyon memuru (161),
fen memuru (1),
fizikçi (10),
fizyoterapist (98),
harita mühendisi (24),
hemşire (428),
hizmetli (40),
hukuk müşaviri (7),
icra memuru (35),
inşaat mühendisi (57),
inşaat teknikeri (2),
istatistikçi (7),
istidlalci (6),
jeofizik mühendisi (18),
jeoloji mühendisi (18),
kaloriferci (15),
kimya mühendisi (2),
kimyager (19),
kontrol memuru (1),
koruma ve güvenlik görevlisi (41),
kütüphaneci (13),
laborant (3),
makina mühendisi (4),
manevracı (1),
matematikçi (2),
memur (893),
meteoroloji mühendisi (5),
mimar (119),
muayene memuru (42),
muhafaza memuru (187),
muhasebeci (21),
mühendis (1.123),
mütercim (15),
odyolog (5),
orman muhafaza memuru (2),
öğretmen (12),
pedagog (15),
peyzaj mimarı (1),
programcı (25),
psikolog (169),
rasatcı (1),
restoratör (1),
sağlık fizikçisi (12),
sağlık memuru (23),
sağlık teknikeri (45),
sağlık teknisyeni (17),
sanat tarihçisi (1),
santral memuru (34),
satınalma memuru (20),
satış memuru (8),
sayaç memuru (1),
sekreter (33),
sosyal çalışmacı (180),
sosyolog (11),
şehir plancısı (31),
şoför (96),
tahsildar (8),
tapu arşiv memuru (40),
teknik ressam (2),
tekniker (240),
teknisyen (159),
teknisyen yardımcısı (7),
tercüman (1), topoğraf (1),
tren teşkil memuru (6),
uzman yardımcısı (12),
veri hazırlama kontrol işletmeni (865),
veteriner hekim (22),
veznedar (13),
yol bekçisi (2),
yurt yönetim memuru (103),
zabıt katibi (101),
ziraat mühendisi (2)


MEMUR ALACAK KURULUŞLAR-


Yeni memurların istihdam edileceği bazı kamu kuruluşları da şöyle:


KAMU KURULUŞLARI —-MEMUR SAYISI


————————————- ————


Bakanlıklar 1.557


Adalet Bakanlığı 83


Bayındırlık ve İskan Bakanlığı 86


Çevre ve Orman Bakanlığı 11


Dışişleri Bakanlığı 75


Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 140


İçişleri Bakanlığı 380


Kültür ve Turizm Bakanlığı 5


Sağlık Bakanlığı 541


Ulaştırma Bakanlığı 236


Genel Müdürlük ve Müsteşarlıklar 1.693


Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri G.M. 150


Aile ve Sosyal Araştırmalar G.M 2


Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü 5


Basın Yayın ve Enformasyon G.M 7


Darphane ve Damga Matbaası G.M 2


Devlet Meteoroloji İşleri G.M 9


Devlet Opera ve Balesi G.M 5


Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı 6


Devlet Su İşleri G.M 198


Dış Ticaret Müsteşarlığı 8


Elektrik İşleri Etüd İdaresi G.M 9


Gümrük Müsteşarlığı 337


Hudut ve Sahiller Sağlık G.M 1


İller Bankası G.M 48


Karayolları G.M 202


Maden Tetkik ve Arama G.M 31


Milli Piyango İdaresi G.M 10


Sivil Havacılık G.M 2


SHÇEK 213


Tapu ve Kadastro G.M 277


Türkiye İş Kurumu G.M 55


Yüksek Öğretim Kredi ve Yurtlar Kurumu G.M 116


Başkanlıklar 431


Adli Tıp Kurumu Başkanı 28


Atatürk Araştırma Merkezi Başkanı 1


Atatürk Kültür Merkezi 2


Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 3


Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Baş. 23


Danıştay 11


GAP İdaresi 5


MSB Akaryakıt İkmal ve Nato Pol. Tes. İşl. 15


ÖSYM 1


Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi 1


Sosyal Güvenlik Kurumu 164


Türk Dil Kurumu 5


Türk Patent Enstitüsü 2


Türk Tarih Kurumu 9


Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 55


Yargıtay 8


YÖK 3


Yüksek Seçim Kurulu 95


Üniversiteler 853


Mahalli İdareler, İl Özel İdareleri, İl


Afet ve Acil Durum Müdürlükleri 932


Kamu İktisadi Teşebbüsleri 1.094

2011 İçişleri Bakanlığı Dernek Denetçi Yardımcılığı Başvuru Tarihi Şartları


İçişleri Bakanlığı merkez teşkilatında Genel İdare Hizmetleri Sınıfından boş bulunan 15 adet Dernekler Denetçi Yardımcısı kadrolarına 28 Şubat-02 Mart 2011 tarihleri arasında Ankara’da yapılacak giriş sınavı(sözlü) ile eleman alınacaktır


 


T.C. İçişleri Bakanlığından:


DERNEKLER DENETÇİ YARDIMCISI


GİRİŞ (SÖZLÜ) SINAV DUYURUSU


İçişleri Bakanlığı merkez teşkilatında Genel İdare Hizmetleri Sınıfından boş bulunan 15 adet Dernekler Denetçi Yardımcısı kadrolarına 28 Şubat-02 Mart 2011 tarihleri arasında Ankara’da yapılacak giriş sınavı(sözlü) ile eleman alınacaktır.


BAŞVURU ŞARTLARI


1 - 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48 inci maddesinin (A) fıkrasında sayılan şartları taşımak,


2 - En az dört yıllık lisans eğitimi veren Hukuk, Siyasal Bilgiler, İktisat, İşletme, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültelerinden veya bunlara denkliği yetkili makamlarca kabul edilen yurt içi ve yurt dışındaki öğrenim kurumlarından birisini bitirmiş olmak,


3 - Sınavın yapıldığı tarihte 30 yaşını doldurmamış olmak (02/03/1981 tarihinden sonra doğanlar),


4 - ÖSYM tarafından 27-28 Haziran 2009 veya 10-11 Temmuz 2010 tarihlerinde yapılan “Kamu Personel Seçme Sınavı KPSSP 59” bölümünde en az 70 ve üzerinde KPSS puanı almış olmak kaydıyla başvuruda bulunanlardan en yüksek puanlı 120 kişi içerisinde bulunmak (120 nci aday ile aynı puana sahip diğer adaylar da giriş sınavına alınır).


BAŞVURU İÇİN İSTENİLECEK BELGELER


1 - Bakanlığımızın www.icisleri.gov.tr adresli internet sitesinden temin edilerek doldurulmuş ve aday tarafından imzalanmış, resimli İş Talep Formu,


2 - Son altı ay içinde çekilmiş 3 adet renkli vesikalık fotoğraf,


3 - Diploma veya mezun olduğunu gösterir belgenin aslı ve fotokopisi veya tasdikli sureti


4 - Bakanlığımızın www.icisleri.gov.tr adresli internet sitesinden temin edilerek doldurulmuş ve aday tarafından imzalanmış, resimli 2 adet Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Formu,


Sınava katılabilmek için adayların; İş Talep Formu ve istenilen belgeler ile birlikte 24-28 Ocak 2011 tarihleri arasında çalışma saatleri içinde Bakanlığımız Personel Genel Müdürlüğünde bulunan Sınav Bürosuna bizzat müracaat etmeleri gerekmektedir. Posta ile müracaatlar kabul edilmeyecektir.


BAŞVURULARIN DEĞERLENDİRİLMESİ


Başvurular tamamlandıktan sonra; adayların İş Talep Formundaki beyanları, yaş ve KPSSP59 puan türü kontrol edilecektir. Kontroller sırasında durumu uygun olmayan adayların başvuruları geçersiz sayılarak, değerlendirmeye alınmayacaktır. Şartları taşıyan adayların (KPSSP59) başarı puan sıralamasına göre değerlendirmeleri yapılarak en yüksek puandan başlamak üzere ilan edilen kadronun 8 katı aday (120 kişi) giriş sınavına katılmaya hak kazanacaktır.120 nci aday ile aynı puana sahip adaylar da giriş sınavına alınacaktır.Giriş(sözlü) sınavına girmeye hak kazanan adayların isim listesi Bakanlığımız (www.icisleri.gov.tr) adresli internet sitesinde ilan edilecektir.


GİRİŞ (SÖZLÜ) SINAVININ ŞEKLİ VE KONULARI


Giriş sınavı; sözlü olarak tek aşamada yapılacaktır.


Giriş (sözlü) sınavında; Adayların genel olarak Hukuk, İktisat, Maliye ve Kamu Yönetimi bilgileri ile ifade kabiliyeti, temsil yeteneği, tavır ve hareketleri gibi şahsi vasıfları da göz önünde bulundurulur.


Giriş (sözlü) sınav günü, saati ve yeri Bakanlığımızın www.icisleri.gov.tr adresli internet sitesinde ve sözlü sınava alınacak adayların İş Talep Formunda gösterdikleri yazışma adreslerine tebligat yapılarak ayrıca bildirilecektir.


GİRİŞ (SÖZLÜ) SINAV SONUÇLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ


Giriş (sözlü) sınavında adaylara, sınav kurulu başkan ve üyelerinin her biri tarafından ayrı ayrı 100 üzerinden puan verilir. Bu puanların aritmetik ortalaması giriş (sözlü) sınav notunu teşkil eder. Giriş (sözlü) sınavında başarılı olabilmek için alınan notun 70’den aşağı olmaması gerekir. Sınav kurulu tarafından, adaylar en yüksek puandan başlamak üzere sıralanarak, giriş (sözlü) sınav başarı listesi oluşturulur.


GİRİŞ (SÖZLÜ) SINAV SONUÇLARININ DUYURULMASI


Giriş (sözlü) Sınavını kazananlar, başarı puanı en yüksek olan adaydan başlanmak suretiyle ilanda yer alan boş kadro sayısı kadar asil ve yeteri kadar yedek olmak üzere açıklanır. Başarılı olan adayların listesi, sınav kurulunca Bakanlığın www.icisleri.gov.tr adresli internet sitesinde ve Bakanlığımızın doğu ve batı kapılarında bulunan ilan panolarında asılarak duyurulacaktır.


GERÇEĞE AYKIRI BEYAN


1 - Giriş (sözlü) Sınavına alınan ve kazananlardan, gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu tespit edilenlerin sınavları geçersiz sayılarak atamaları yapılmayacaktır.


2 - Gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu tespit edilenler hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun ilgili hükümleri uygulanmak üzere Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulacaktır

KPSS-2011/3 Sağlık Bakanlığı sözleşmeli pozisyonları için tercih kılavuzu


Sağlık Bakanlığı tarafından daha önce yapılan açıklamada, 13 bin civarında 4/B’li sağlık personeli alımı yapılacağı ve srecin ÖSYM tarafından yürütüleceği açıklanmıştı. Sözleşmeli sağlık personeli alımına ilişkin kılavuz belli oldu


1. GENEL BİLGİLER, TEMEL İLKE VE KURALLAR


1.1 Sağlık Bakanlığı tarafından 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4/B maddesine göre istihdam edilecek sözleşmeli pozisyonlara yerleştirme yapılacaktır.


1.2 Bu kılavuz, sözleşmeli pozisyonları, bunlar için aranan nitelikler ile kontenjanlarını kapsamaktadır.


1.3 Adayların bu kılavuzda yer alan sözleşmeli pozisyonları tercih edebilmeleri için, 10-11 Temmuz 2010 tarihlerinde yapılan Kamu Personel Seçme Sınavı (2010-KPSS Lisans) veya 28 Kasım 2010 tarihinde yapılan Kamu Personel Seçme Sınavına (2010-KPSS Ortaöğretim/Önlisans) girmiş olmaları gerekir.


1.4 Yerleştirme işlemlerinde, ortaöğretim mezunları için KPSSP94, önlisans mezunları için KPSSP93 ve lisans mezunları için KPSSP3 puanı kullanılacaktır.


2. TERCİHLERİN YAPILMASI İÇİN GENEL BİLGİLER


Tercihlerin geçerli olabilmesi için tercihlerin ÖSYM’ye internetle gönderildiği son gün itibariyle, ilgili lisans, önlisans veya ortaöğretim programından mezun olunması zorunludur. Tercihlerin internetle ÖSYM’ye gönderilmesinin son günü itibariyle mezun durumda bulunmayan adayların, yerleştirilmeleri yapılmış olsa bile, atamalarıyapılmayacaktır.


Adayların sözleşmeli pozisyonlara yerleştirme işlemlerine alınabilmeleri için tercihlerin kurallara uygun olarak yapılması ve yapılan tercihlerin geçerli olması zorunludur.


3. TERCİHLERİN YAPILMASI İLE İLGİLİ İŞLEMLER


3.1 Adaylar tercihlerini 13 – 17 Ocak 2011 tarihleri arasında internet yoluyla ÖSYM’ye gönderebileceklerdir.


İnternetten tercih gönderme işlemleri 17 Ocak 2011 gecesi, saat 00:00’da sona erecektir.


3.2 Bu kılavuzda Sağlık Bakanlığının 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 36. maddesinde belirtilen sağlık hizmetleri ve yardımcı sağlık hizmetleri sınıfındaki unvanlarda çalıştırılmak üzere 4/B maddesine göre atama yapacağı sözleşmeli pozisyonları ortaöğretim, önlisans ve lisans düzeyi ayrı olmak üzere Tablo-1A, Tablo-1B, Tablo-2A, Tablo-2B, Tablo-3A ve Tablo-3B’de gösterilmiştir. Tablo-1A ve Tablo-1B ortaöğretim, Tablo-2A ve


Tablo-2B önlisans ve Tablo-3A ve Tablo-3B lisans mezunları içindir.


Sağlık Bakanlığının atama yapacağı sözleşmeli pozisyonlarda çalışacakların ücretleri döner sermayeden veya merkezi yönetim bütçesinden karşılanacaktır. Tablo-1A, Tablo-2A ve Tablo-3A’da yer alan sözleşmeli pozisyonlara atanacakların ücretleri merkezi yönetim bütçesinden ödenecek, Tablo-1B, Tablo-2B ve Tablo- 3B’deki sözleşmeli pozisyonlara atanacakların ücretleri ise kurumların döner sermaye gelirlerinden karşılanacaktır.


3.3 Tercihlerinizi yaparken, sözleşmeli pozisyonlar için “Aranan Nitelikleri” gösteren sütunlardaki koşulları dikkatle incelemeniz ve size uyup uymadığını belirlemeniz son derece önemlidir.


Bir sözleşmeli pozisyon için mezun olunan program koşulu birden fazla ise bunlardan birinin


karşılanması yeterlidir.


Ayrıca, bu kılavuzdaki Sağlık Bakanlığı tarafından düzenlenen “Açıklamalar ve Uyarılar” ile “Başvuru Genel ve Özel Şartları” bölümlerini mutlaka okumanız ve tercihlerinizi yaparken bu uyarı ve şartları da göz önünde tutmanız gerekir.


DİKKAT:


Mezun olunan program ile ilgili nitelik koşulunu karşılamadığınız bir sözleşmeli pozisyona ercihleriniz arasında yer vermeniz ve yerleştirilmeniz halinde ilgili kurum tarafından atamanızın yapılmayacağını göz önünde bulundurunuz. Mağduriyete uğramamanız için tercihlerinizi internetle ÖSYM’ye göndermeden önce tüm tercihlerinizin durumunuza uygun olduğundan mutlaka emin olunuz.


 


Tercihlerinizi internetle ÖSYM’ye göndermeden önce tüm tercihlerinizin durumunuza uygun olduğundan mutlaka emin olunuz. İnternet üzerinden tercihlerinizi kaydettiğiniz andan itibaren, bu tercihlerinizi değiştirmeniz, kısmen ya da tamamen iptal etmeniz mümkün olmayacaktır.


3.4 Tercih yapmak istediğiniz sözleşmeli pozisyonları belirleyiniz ve 15’i geçmemek üzere istek sıranıza göre yazınız. Bu sıralamada sözleşmeli pozisyonun size uygunluğu ve sizin bunlara vereceğiniz öncelikler son derece önemlidir. Tercihlerinizi yazmanız için bu kılavuzdaki boş Tercih Listesinden yararlanabilirsiniz. Böyle bir hazırlık size tercihlerinizi internete girmenizde kolaylık sağlayacaktır. Üzerinde çalışma yaptığınız listeyi ÖSYM’ye kesinlikle posta ile göndermeyiniz veya elden teslim etmek için girişimde bulunmayınız. Böyle bir liste ÖSYM’de hiçbir şekilde işleme konmayacaktır. Sadece internetten yapılan tercihler geçerlidir.


3.5 İnternet bağlantısı olan herhangi bir bilgisayardan ÖSYM’nin http://www.osym.gov.tr internet adresine giriniz ve buradan KPSS-2011/3 Sağlık Bakanlığı Tercih işlemleri alanına erişiniz. Buradaki ilgili alana T.C. Kimlik Numaranızı ve şifrenizi giriniz. 2010-KPSS başvuru işlemlerinde kullandığınız ya da Başvuru Merkezi tarafından verilen şifreyi girerek tercihlerinizi yapabilirsiniz.


Şifresini unutan ve yeni şifre edinmek isteyen adaylar, nüfus cüzdanları ile şahsen Başvuru Merkezlerine (Ortaöğretim Kurumu Müdürlükleri, ÖSYM Sınav Merkezi Yöneticilikleri ve ÖSYM Büroları) başvurarak ve 2,00 TL. ücret ödeyerek yeni şifre edinebilirler. Bu şifre daha sonraki gerek tercih gerekse sınavlar ile ilgili işlemlerde de kullanılacağından adayların bu şifreyi saklamaları yararlarınadır.


İsteyen adaylar tercihlerini ÖSYM Sınav Merkezi Yöneticiliklerinde, 3,00 TL. Tercih Hizmeti Ücreti ödeyerek


yaptırabilirler.


3.6 KPSS-2011/3 Sağlık Bakanlığı Tercih işlemleri alanına T.C. Kimlik Numaranızla şifrenizi girdikten ve “Tercih Bildir” alanına tıkladıktan sonra ekrandaki açıklamalara göre hareket ediniz. Hazırlamış olduğunuz tercih listenizdeki sözleşmeli pozisyon kodlarını sırasıyla ekrandaki ilgili alana yazınız. Doğruluğundan emin


olduğunuz zaman yaptığınız işlemi ekrandaki uyarılara göre sonlandırınız. Tercihlerinizin ÖSYM’ye ulaştığından emin olmanız için ekranda “KPSS-2011/3 Sağlık Bakanlığı Tercihleriniz ……….. tarihinde başarı ile ÖSYM’ye bildirilmiştir.” ifadesini görmeniz gerekir. Bu aşamada “Yazdır” alanına tıklayarak bir çıktı alınız ve bu çıktıyı saklayınız.


3.7 Tercihlerinizi yapmak için ÖSYM’nin ilgili internet sayfasına girdikten sonra ÖSYM kayıtlarında size ait öğrenim düzeyi, mezun olunan program ve mezuniyet tarihi bilgileri ekrana gelecektir.


Adaylar sınava girdikleri öğrenim düzeyindeki pozisyonlardan tercih yapmak zorundadır. Sınava girilen öğrenim düzeyinden mezun olamama ya da sınava girdikten sonra daha üst öğrenim düzeyinde diploma almış olmak gibi nedenlerle sınava girilen öğrenim düzeyinde değişiklik yapılması mümkün değildir.


Mezun olunan program bilginizde değişiklik yapmak için ilgili resmi belge (diploma, öğrenci belgesi vb.) ve bu kılavuzdaki “Genel Amaçlı Dilekçe Örneği” ile birlikte 17 Ocak 2011 günü saat 12:00’ye kadar ÖSYM’ye şahsen başvurunuz.


Ekranda mezuniyet tarihiniz gün, ay ve yıl olarak görülmektedir. Bu tarihte değişiklik yapmak istiyorsanız bu değişikliği ekranda kendiniz yapabilirsiniz. Bu alan boş ise bu alanı doldurmanız zorunludur. Tercihler kaydedildikten sonra bu alanda değişiklik yapmanız mümkün olmayacaktır.


4. ÖSYM TARAFINDAN YERLEŞTİRMENİN YAPILMASI


4.1 Bu kılavuzda yer alan sözleşmeli pozisyonlara yerleştirme, ÖSYM tarafından merkezi olarak yapılacaktır.


4.2 Yerleştirme işlemlerinde aynı puanı alan adaylar arasından mezuniyet tarihi itibariyle önce mezun olmuş olana, bunun aynı olması halinde de yaşı büyük olana öncelik tanınacaktır.


4.3 Yerleştirme yapılırken ÖSYM’ce sınava girilen öğrenim düzeyi, cinsiyet, mezun olunan program ile sözleşmeli pozisyonlar için aranan nitelikler arasındaki tutarlık kontrol edilecek bunlardan birinde bile bir tutarsızlık tespit edildiği takdirde söz konusu tercih iptal edilecektir.


4.4 Yerleştirmede adayların ÖSYM kayıtlarındaki bilgileri esas alınacaktır. Bu bilgilerde gerçeğe uymayan hususlar tespit edildiği takdirde, yerleştirmesi yapılan adayların Sağlık Bakanlığınca atamaları apılmayacak, adaylar bu durumdan dolayı bir hak iddia edemeyeceklerdir.


4.5 Yerleştirme işleminde adaylar puanlarına ve tercih sıralarına bakılmak suretiyle sözleşmeli pozisyonlara yerleştirileceklerdir. Daha yüksek puanlı adaylar yerleştiği için birinci tercihine yerleşemeyen bir aday ikinci


tercihine, ikinci tercihine yerleşemeyen aday üçüncü tercihine yerleştirilmeye çalışılacak, yerleştirme işlemi bu şekilde devam edecektir. Bir adayın son tercihine de daha yüksek puanlı adaylardan biri yerleştirildiği takdirde bu aday herhangi bir sözleşmeli pozisyona yerleşememiş olacaktır.


5. YERLEŞTİRME SONUÇLARININ DUYURULMASI


Yerleştirme sonuçlarını adaylar, T.C. Kimlik Numaraları ve şifreleri ile ÖSYM’nin internet sayfasından öğrenebileceklerdir. Yerleştirme sonuçları ile ilgili olarak adaylara postayla herhangi bir belge gönderilmeyecektir. Yerleşme bilgileri ÖSYM’ce Sağlık Bakanlığına elektronik ortamda gönderilecektir. Sözleşmeli pozisyonlara yerleşen adaylar atanmak üzere doğrudan yerleştirildikleri kurumlara başvuracaklar, atanmak için hangi evrakın gerekli olduğunu ve bu evrakın hangi tarihe kadar nereye teslim edilmesi gerektiğini Sağlık Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü http://personel.saglik.gov.tr internet sitesinden öğreneceklerdir.


6. SÖZLEŞMELİ POZİSYONLARA ATANMA


ÖSYM tarafından yerleştirilen adaylar, başka bir sınav veya mülakat yapılmaksızın, yerleştirme yapılan sözleşmeli pozisyonlara Sağlık Bakanlığınca doğrudan atanacaklardır.


Yerleştirildikleri halde atama için öngörülen niteliklere sahip olmayan veya gerekli belgeleri süresi içinde yerleştirildiği kuruma teslim etmeyen adayların atamaları yapılmayacaktır.


7. HAK İDDİA EDİLEMEYECEK DURUMLAR


KPSS’de yüksek puan almak bu kılavuzda yer alan sözleşmeli pozisyonlara yerleştirmede tek başına bir hak teşkil etmeyecektir. Yanlış, yanıltıcı veya yalan beyanda bulunanlar ile bilgilerindeki tutarsızlıklar yüzünden yerleştirmesi yapılamayan veya daha alt tercihlerine yerleştirilen adaylar bu durumdan dolayı bir hak iddia edemeyecektir. Sağlık Bakanlığının atama için öngördüğü niteliklere sahip olmayan adaylar, yerleştirmeden doğan tüm haklarını kaybedeceklerdir.


8. YERLEŞTİRME İŞLEMLERİ ÜZERİNDE İNCELEME İSTEKLERİ


Yerleştirme işlemleri ile ilgili inceleme isteğinde bulunan adaylar, yerleştirme sonuçlarının internet yoluyla açıklanmasından itibaren, en geç 30 gün içinde bu kılavuzdaki “Genel Amaçlı Dilekçe Örneği”ni kullanarak ÖSYM’ye başvurmalıdırlar. Süre hesabında ÖSYM Genel Evrak Biriminin adayın dilekçesi üzerine bastığı tarih damgası ve numara esas alınır. Bu dilekçenin işleme konabilmesi için, dilekçeye ÖSYM’nin Ziraat Bankası Ankara Güvenevler Şubesi 6032068-5001 numaralı hesabına 5,00 TL’nin yatırıldığını gösterir banka dekontunun fotokopisinin eklenmesi gerekir.


 


KPSS-2011/3 SAĞLIK BAKANLIĞI (TERCİH) SÖZLEŞMELİ POZİSYONLAR İÇİN TERCİH LİSTESİ


(Bu liste, tercihlerin internete kolaylıkla girilmesini sağlamak amacıyla hazırlanacak, kesinlikle ÖSYM’ye gönderilmeyecektir.)


T.C. Kimlik Numarası: …………………… Mezuniyet Tarihi: ….. / …… /……. Gün Ay Yıl


Adı ve Soyadı: ………………………………..


Tercih


Sıra No


Sözleşmeli


Pozisyon Kodu Sözleşmeli Pozisyonun Bulunduğu İl


1.


2.


.


15.


 


657 SAYILI KANUNUN 4/B MADDESİ UYARINCA TAHSİS EDİLEN SAĞLIK BAKANLIĞI SÖZLEŞMELİ POZİSYONLARI (DÖNER SERMAYE)


AÇIKLAMALAR VE UYARILAR


1. Kamu kurum ve kuruluşlarında 4/B statüsünde çalışmakta iken; hizmet sözleşmeleri sona erenler veya bu kılavuzdaki pozisyonlara yerleştirilmek üzere tercih yapanlar hakkında, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/B maddesinde (*) ve 6/6/1978 tarihli ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esasların ek 1 inci maddesinin 3 ve 4 üncü fıkralarında (**) yer alan hükümlerin uygulanacağı göz önünde


bulundurulmalıdır.


2. İlan edilen pozisyonlara yerleşenler, ücretleri görev yapacakları kurumların döner sermaye gelirlerinden karşılanmak suretiyle 657 sayılı Kanunun 4/B maddesine göre sözleşmeli personel statüsünde istihdam edilecektir.


3. İlan edilen pozisyonlara yerleşenler; Sağlık Bakanlığı 4/B Sözleşmeli Personelinin Yeniden Hizmete Alınması ve Kurum İçi Yer Değişikliğine Dair Yönerge’de belirtilen karşılıklı yer değişikliği, eş durumu ve sağlık mazereti hariç olmak üzere, pozisyonunun tahsis edildiği birim dışında görev yapma talebinde bulunamayacak, dışarıda kazanç getirici başka bir iş yapamayacaktır.


4. Yerleştirme sonuçlarının ÖSYM internet sayfasında ilan edilmesini müteakip, adayların yerleştirildikleri hizmet birimlerinde göreve başlamak üzere başvuruda bulunacakları tarihler, istenecek belgeler ve diğer açıklayıcı bilgiler Sağlık Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü internet sayfasında (http://personel.saglik.gov.tr) ilan edilecektir.


5. ÖSYM tarafından yerleştirilenlere, Sağlık Bakanlığı tarafından ayrıca göreve başlama işlemleri için herhangi bir belge gönderilmeyecektir.


(*) 657 sayılı Kanunun 4/B maddesinde yer alan hüküm: “…Bu şekilde istihdam edilenler, hizmet sözleşmesi esaslarına aykırı hareket etmesi nedeniyle kurumlarınca sözleşmelerinin feshedilmesi veya sözleşme dönemi içerisinde Bakanlar Kurulu kararı ile belirlenen istisnalar hariç sözleşmeyi tek taraflı feshetmeleri halinde, fesih tarihinden itibaren bir yıl geçmedikçe kurumların sözleşmeli personel pozisyonlarında istihdam edilemezler.”


(**) Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esasların ek 1 inci maddesinin 3 ve 4 üncü fıkralarında yer alan hükümler: “…Sözleşmeli personelin, hizmet sözleşmesi esaslarına aykırı hareket etmesi nedeniyle kurumlarınca sözleşmesinin feshedilmesi veya sözleşme dönemi içinde sözleşmeyi tek taraflı feshetmesi halinde, fesih tarihinden itibaren bir yıl geçmedikçe kamu kurum ve kuruluşlarının sözleşmeli personel pozisyonlarında yeniden istihdam edilemez.


Sözleşmesini;


a) Kısmi zamanlı veya proje süresi ile sınırlı çalışanlardan,


b) Ek 4 üncü madde çerçevesinde unvan değişikliği yapanlardan,


c) Eş veya sağlık durumu nedeniyle yer değişikliği talebinde bulunmakla beraber; geçiş yapacağı hizmet birimi bulunmaması, birim bulunmakla beraber o birimde aynı unvan ve niteliği haiz boş pozisyon bulunmaması veya en az bir yıllık fiili çalışma şartını karşılayamaması nedenlerinden herhangi birine bağlı olarak, Ek 3 üncü maddenin (b) veya (c) bendi hükmü kendilerine uygulanamayanlardan, tek taraflı feshedenler, bir yıllık süre şartına tabi tutulmadan yeniden istihdam edilebilirler.


Üçüncü ve dördüncü fıkra kapsamındakilerin yeniden istihdam edilebilmeleri için ilk defa işe alınma prosedürüne riayet edilmesi zorunludur.”


BAŞVURU GENEL VE ÖZEL ŞARTLARI


BAŞVURU GENEL ŞARTLARI


1. İlan edilen pozisyonlara yerleştirilmek üzere tercih yapanların, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/B maddesindeki, aynı Kanunun 48’inci maddesinin (A) fıkrasının 4, 5, 6 ve 7’nci bentlerindeki ve 6/6/1978 tarihli ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esasların ek 1 inci maddesindeki şartları da taşımaları gerekmektedir.


2. Sosyal Güvenlik Kurumundan emekli aylığı alanlar ile 65 yaşını doldurmuş olanlar, göreve başlatılmayacaktır.


3. “Başvuru Genel ve Özel Şartlarına” veya yerleştirildiği pozisyonun niteliklerine sahip olmayan, aranan nitelik ve şartları taşıdığı halde istenen belgeleri süresi içerisinde getiremeyen adaylar, göreve başlatılmayacaktır.


BAŞVURU ÖZEL ŞARTLARI


1. Erkek adayların, muvazzaf askerlik çağına gelmemiş veya askerlik çağına gelmiş ise muvazzaf askerlik hizmetini yapmış veya muaf veya erteletmiş veya yedek sınıfa geçirilmiş olmaları gerekmektedir. (Özel Koşul Kod:6003)


2. Sağlık Fizikçisi kadrolarını tercih edecek adayların, Yükseköğretim Kurulunun 13/04/2006 tarihli Kararı gereği Sağlık Fiziği, Radyasyon Onkolojisi Fiziği, Radyoloji ya da Nükleer Tıp konularında lisans üstü (Bilim Uzmanlığı) öğrenim görmüş olmaları gerekmektedir. (Özel Koşul Kod:7341)


3. “Ebe”lik, yalnız kadınlar eliyle yürütülmesi gereken nitelikte bir görev olduğundan, bu kadro veya pozisyonları tercih edecek adayların cinsiyetinin “KADIN” olması şarttır. (Özel Koşul Kod:7342)


 


657 SAYILI KANUNUN 4/B MADDESİ UYARINCA TAHSİS EDİLEN SAĞLIK BAKANLIĞI SÖZLEŞMELİ POZİSYONLARI (MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ)


AÇIKLAMALAR VE UYARILAR


1. Kamu kurum ve kuruluşlarında 4/B statüsünde çalışmakta iken; hizmet sözleşmeleri sona erenler veya bu kılavuzdaki pozisyonlara yerleştirilmek üzere tercih yapanlar hakkında, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/B maddesinde (*) ve 6/6/1978 tarihli ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esasların ek 1 inci maddesinin 3 ve 4 üncü fıkralarında (**) yer alan hükümlerin uygulanacağı göz önünde


bulundurulmalıdır.


2. İlan edilen pozisyonlara yerleşenler, ücretleri merkezi yönetim bütçesinden karşılanmak suretiyle 657 sayılı Kanunun 4/B maddesine göre sözleşmeli personel statüsünde istihdam edilecektir.


3. İlan edilen pozisyonlara yerleşenler; Sağlık Bakanlığı 4/B Sözleşmeli Personelinin Yeniden Hizmete Alınması ve Kurum İçi Yer Değişikliğine Dair Yönerge’de belirtilen karşılıklı yer değişikliği, eş durumu ve sağlık mazereti hariç olmak üzere, pozisyonunun tahsis edildiği birim dışında görev yapma talebinde bulunamayacak, dışarıda kazanç getirici başka bir iş yapamayacaktır.


4. Yerleştirme sonuçlarının ÖSYM internet sayfasında ilan edilmesini müteakip, adayların yerleştirildikleri hizmet birimlerinde göreve başlamak üzere başvuruda bulunacakları tarihler, istenecek belgeler ve diğer açıklayıcı bilgiler Sağlık Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü internet sayfasında (http://personel.saglik.gov.tr) ilan edilecektir.


5. ÖSYM tarafından yerleştirilenlere, Sağlık Bakanlığı tarafından ayrıca göreve başlama işlemleri için herhangi bir belge gönderilmeyecektir.


(*) 657 sayılı Kanunun 4/B maddesinde yer alan hüküm: “…Bu şekilde istihdam edilenler, hizmet sözleşmesi esaslarına aykırı hareket etmesi nedeniyle kurumlarınca sözleşmelerinin feshedilmesi veya sözleşme dönemi içerisinde Bakanlar Kurulu kararı ile belirlenen istisnalar hariç sözleşmeyi tek taraflı feshetmeleri halinde, fesih tarihinden itibaren bir yıl geçmedikçe kurumların sözleşmeli personel pozisyonlarında istihdam edilemezler.”


(**) Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esasların ek 1 inci maddesinin 3 ve 4 üncü fıkralarında yer alan hükümler: “…Sözleşmeli personelin, hizmet sözleşmesi esaslarına aykırı hareket etmesi nedeniyle kurumlarınca sözleşmesinin feshedilmesi veya sözleşme dönemi içinde sözleşmeyi tek taraflı feshetmesi halinde, fesih tarihinden itibaren bir yıl geçmedikçe kamu kurum ve kuruluşlarının sözleşmeli personel pozisyonlarında yeniden istihdam edilemez.


Sözleşmesini;


a) Kısmi zamanlı veya proje süresi ile sınırlı çalışanlardan,


b) Ek 4 üncü madde çerçevesinde unvan değişikliği yapanlardan,


c) Eş veya sağlık durumu nedeniyle yer değişikliği talebinde bulunmakla beraber; geçiş yapacağı hizmet birimi bulunmaması, birim bulunmakla beraber o birimde aynı unvan ve niteliği haiz boş pozisyon bulunmaması veya en az bir yıllık fiili çalışma şartını karşılayamaması nedenlerinden herhangi birine bağlı olarak, Ek 3 üncü maddenin (b) veya (c) bendi hükmü kendilerine uygulanamayanlardan, tek taraflı feshedenler, bir yıllık süre şartına tabi tutulmadan yeniden istihdam edilebilirler.


Üçüncü ve dördüncü fıkra kapsamındakilerin yeniden istihdam edilebilmeleri için ilk defa işe alınma prosedürüne riayet edilmesi zorunludur.”


BAŞVURU GENEL VE ÖZEL ŞARTLARI


BAŞVURU GENEL ŞARTLARI


1. İlan edilen pozisyonlara yerleştirilmek üzere tercih yapanların, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/B maddesindeki, aynı Kanunun 48’inci maddesinin (A) fıkrasının 4, 5, 6 ve 7’nci bentlerindeki ve 6/6/1978 tarihli ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esasların ek 1 inci maddesindeki şartları da taşımaları gerekmektedir.


2. Sosyal Güvenlik Kurumundan emekli aylığı alanlar ile 65 yaşını doldurmuş olanlar, göreve başlatılmayacaktır.


3. “Başvuru Genel ve Özel Şartlarına” veya yerleştirildiği pozisyonun niteliklerine sahip olmayan, aranan nitelik ve şartları taşıdığı halde istenen belgeleri süresi içerisinde getiremeyen adaylar, göreve başlatılmayacaktır.


BAŞVURU ÖZEL ŞARTLARI


1. Erkek adayların, muvazzaf askerlik çağına gelmemiş veya askerlik çağına gelmiş ise muvazzaf askerlik hizmetini yapmış veya muaf veya erteletmiş veya yedek sınıfa geçirilmiş olmaları gerekmektedir. (Özel Koşul Kod:6003)


2. Sağlık Fizikçisi kadrolarını tercih edecek adayların, Yükseköğretim Kurulunun 13/04/2006 tarihli Kararı gereği Sağlık Fiziği, Radyasyon Onkolojisi Fiziği, Radyoloji ya da Nükleer Tıp konularında lisans üstü (Bilim Uzmanlığı) öğrenim görmüş olmaları gerekmektedir. (Özel Koşul Kod:7341)


3. “Ebe”lik, yalnız kadınlar eliyle yürütülmesi gereken nitelikte bir görev olduğundan, bu kadro veya pozisyonları tercih edecek adayların cinsiyetinin “KADIN” olması şarttır. (Özel Koşul Kod:7342)

11 Ocak 2011 Salı

Devamsızlık yapan işçi tazminatsız çıkartılabilir mi?

İşçinin devamsızlık yapması durumunda iş sözleşmesinin işverence tazminatsız feshedilip feshedilemeyeceği konusunda bazen tereddütte kalındığı görülmektedir.


Haklı durumda olmalarına rağmen çoğu kez işverenler usuli eksiklikler nedeniyle gereksiz yere ihbar ve kıdem tazminatı ödemek zorunda kalmaktadırlar.


İş sözleşmesini fesheden taraf uyuşmazlık çıkması halinde haklı bir nedenin varlığını ispatlamakla yükümlüdür. Haklı sebeple feshedilecek iş sözleşmesinin belirli veya belirsiz süreli olmasının herhangi bir önemi yoktur. Fakat iş sözleşmesinin feshedilmesi için mutlaka feshin diğer tarafa bildirilmesi gerekir.


4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II-g maddesine göre;


· İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü işe gelmemesi,


· İşçinin bir ayda üç iş günü işine gelmemesi,


Durumlarında devamsızlık nedeniyle işçinin iş sözleşmesi feshedilebilecektir. Ancak, burada fesih yapmadan önce mutlaka devamsızlık tutanakları düzenlenmeli ve noterden işçinin adresine bir yazı gönderilmek suretiyle savunması talep edilmeli ve haklı bir nedeni olup olmadığı araştırılmalıdır.


İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü işe gelmemesi, işçinin bir ayda üç iş günü işine gelmemesi durumunda devamsızlık nedeniyle işçinin iş sözleşmesi feshedilebilecektir.


İşveren için tanınmış olan sözleşmeyi fesih yetkisi, iki taraftan birinin bu çeşit davranışlarda bulunduğunu diğer tarafın öğrendiği günden başlayarak altı iş günü geçtikten ve her halde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl sonra kullanılamaz.


Fesih yapmadan önce mutlaka noterden işçinin adresine bir yazı gönderilmek suretiyle savunması talep edilmeli ve haklı bir nedeni olup olmadığı araştırılmalıdır. İhtarname ile işçinin savunmasını yapabilmesi için makul bir süre (en azından 3 gün) verilmesi uygundur.


İşçinin devamsızlık yaptığı tarihten itibaren mutlaka her gün ayrı ayrı devamsızlık tutanağı düzenlenmelidir. Bilahare işçinin devamsızlık tutanakları SGK'ya verilecek eksik gün bilgi formu ekine konularak SGK'ya bildirilmelidir. Eksik gün gerekçesi olarak da "15 Devamsızlık" kodu seçilmelidir.


Aylık prim ve hizmet belgesinde, hem de işten ayrılış bildirgesinde çıkış nedeni olarak "29- İşveren tarafından işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı nedeni ile fesih" kodu seçilmelidir.


Yargıtay bir kararında (Yargıtay 9. HD. E. 1989/10495, K. 1990/1519, T.15.02.1990), haklı bir sebep olmaksızın bir ay içinde üç işgünü işe devam etmeyen işçinin iş sözleşmesinin işveren tarafından bildirimsiz ve tazminatsız olarak feshedilebileceğini belirtmiştir. Bu fıkra hükmüne istinaden iş sözleşmesinin bildirimsiz ve tazminatsız olarak feshedilebilmesi için işçinin gelmeme nedeninin işverence araştırılması ve haklı bir nedenin olmadığının anlaşılması gerekmektedir.


Yoksa salt işçinin işe gelmemiş olması nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilmiş olması halinde sonradan işçinin haklı bir nedeninin bulunduğunun anlaşılması durumunda ihbar ve kıdem tazminatı ödenme zorunluluğu doğabilecektir. Belirtilen bir aylık süre, takvim ayı olarak değil, ilk devamsızlık yapılan gün ile bir sonraki ayın aynı günü arasındaki süredir.


İş sözleşmesi bu şekilde işçinin devamsızlığının tespiti ve usulüne uygun şekilde işçinin gelmeme nedeninin işverence araştırılması ve haklı bir nedenin olmadığının anlaşılması halinde feshedilirse kıdem tazminatı veya ihbar tazminatı ödenmeyecektir.


Bu durumda işçinin kullanmadığı yıllık izinlerin ücreti ile ücret alacaklarının ise ödenmesi gerekecektir.


Resul KURT

Eş durumundan tayinde memura kötü haber

Tayin talebinde bulunan memurun eşinin de memur olma şartı aranmaya devam edecek. Danıştay 5. Dairesi, Devlet Memurları Kanunu'nun memurların eş yönünden tayin olmalarını düzenleyen maddesinin iptal istemini reddetti.


Danıştay 5. Dairesi, binlerce memuru yakından ilgilendiren bir karara imza attı. Daire, Devlet Memurları Kanunu'nun memurların eş yönünden tayin olmalarını düzenleyen maddesinin iptal istemini reddetti. Buna göre, memurların tayin istemeleri durumunda, eşinin de memur olma şartı aranmaya devam edilecek. Bir sendika, Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelik'in bir memurun atanması için eşinin de memur olma şartını düzenleyen maddesi ile Gümrük Müsteşarlığı Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin bazı maddelerinin iptali istemiyle Danıştay'da dava açmıştı.


Yönetmeliğin, eş durumu tayinini düzenleyen bölümde, "Özür grubuna dayanarak memurun yer değiştirme isteğinde bulunabilmesi için; eşinin Devlet Personel Dairesi Kurulması Hakkındaki 13/12/1960 tarih ve 160 sayılı kanuna tabi bir kurumda memur statüsünde çalıştığını, görev yeri belgesi ve nüfus kâğıdı örneği ile belgelendirmesi gerekir. Ayrıca, eşlerden birinin bağlı olduğu nüfus idaresinden alınacak evlilik durumunu kanıtlayan belgenin de eklenmesi gerekir." ifadesi yer alıyor. Davayı görüşen Danıştay 5. Dairesi'nin kararında Devlet Memurları Kanunu'nda yer alan "Kurumlarda yer değiştirme suretiyle atamalar, hizmetlerin gereklerine, Türkiye'nin ekonomik, sosyal, kültürel ve ulaşım şartları yönünden benzerlik ve yakınlık gösteren iller gruplandırılarak tespit edilen bölgeler arasında adil ve dengeli bir sistem içinde yapılır." hükmü hatırlatıldı.


Kararda devlet memurlarının ve yer değiştirme suretiyle atanmaya tabi Gümrük Müsteşarlığı personelinin atamalarında Anayasa'nın öngördüğü şekilde aile birliğinin muhafaza edilmesini sağlayacak şekilde hizmetin gereklerini esas alarak atamayı belirli kurallara bağlama, görevde verimliliği artırma ve yurdun değişik hizmet bölgelerinde görev yapmalarını sağlayarak hizmetin yaygınlaşmasını temin etme amacıyla hizmet gereklerine aykırı görülmediği ifade edildi. Daire kararında memurların eş durumundan atamalarını düzenleyen madde Anayasa'ya aykırı görülmedi ve iptal istemi oybirliğiyle reddedildi.

Hizmet dökümü için artık adres e-Devlet

1 Kasım 2010 gününden itibaren hizmet dökümlerinizi SGK web sayfası üzerinden değil, e-Devlet web sayfası üzerinden alacaksınız. Ayrıca, emeklilerin aylıklarını aldıkları banka değişikliği de artık e-Devlet web sayfası üzerinden yapılacak. Bugüne kadar www.ssk.gov.tr, www.bagkur.gov.tr ve www.emekli.gov.tr sayfalarından isteyen her vatandaş özgürce girerek kendisine ya da bir başkasına ait verileri sorgulama imkânı buluyordu.


E-DEVLET’TEN HİZMET ALMAK İSE ŞİFREYLE


e-Devlet üzerinden hizmet almak için ise önce aşağıdaki şekillerden birini seçerek şifre almanız gerekiyor:


1- e-Devlet şifresi


2- Mobil imza


3- Elektronik imza


4- TC kimlik kartı


E-DEVLET ŞİFRESİ NASIL ALINIR?


e-Devlet şifrenizi içeren zarfınızı PTT merkez Müdürlüklerinden, şahsen başvuru ile, üzerinde T.C. Kimlik numaranızın bulunduğu kimliğinizi ibraz ederek temin edebilirsiniz. Şifre ilk alındığında PTT tarafından işlem masrafı olarak 1 TL tahsil edilmektedir. Şifrenin kaybedilmesi, unutulması vb. durumlarda PTT’den alınacak her şifre için ayrıca 10 TL ücret ödenmektedir. Bu masraf dışında herhangi bir yıllık ücret ödenmesi söz konusu değildir.


MOBİL İMZA NASIL ALINIR?


Mobil elektronik imza GSM işletmecileri tarafından sunulan bir hizmettir. Aboneliği üç aşamadan oluşur. Ön başvuru, başvuru ve aktivasyon. Bu hizmeti kullanmak için GSM operatörlerinden bilgi alabilirsiniz. e-Devlet Kapısı’nda mobil imza kullanımı için e-Devlet Kapısı’nca herhangi bir ücret talep edilmezken, GSM operatörleri tarafından bir ücretlendirme mevcuttur.


ELEKTRONİK İMZA NASIL ALINIR?


Elektronik imza, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından onaylı Elektronik Sertifika Hizmet Sağlayıcılar tarafından sunulmaktadır. Bu firmaların listesi ve diğer bilgilere www.tk.gov.tr adresinden ulaşabilirsiniz.


TC KİMLİK KARTI NASIL ALINIR?


TC kimlik kartı, yakın gelecekte kanuni olarak nüfus cüzdanının yerine geçerek, vatandaşlık kartı olarak kullanılacaktır. TC kimlik kartı, yapılan pilot uygulama kapsamında, Bolu ilinde ikamet eden vatandaşlarımıza verilmektedir. TC kimlik kartı ile giriş yapabilmeniz için iki yöntem bulunmaktadır:


Standart Kart Okuyucu ile giriş: TC kimlik kartı ve PIN ile giriş yapabilirsiniz. Bilgisayarınızda standart kart okuyucunun sürücüsü ve AKİS sürücüsü kurulu olmalıdır.


Kart Erişim Cihazı ile giriş: Sahip olduğunuz bir KEC ile www.turkiye.gov.tr’nin belirleyeceği politika ile giriş yapabilirsiniz. Giriş, ilk etapta kart, PIN ve parmak izi üçlüsü kullanılarak yapılacaktır. Bu yöntem standart kart okuyucuya göre çok daha güvenli bir giriş yöntemidir. Bilgisayarınızda KEC sürücüsü ve OYA kurulu olmalıdır.


ALİ TEZEL


GAZETE HABERTURK

Ebeveyn ölünce yetim aylığı alınabilir

Malul çocuklar ana-babaları sağ ise onlar üzerinden ölünceye kadar sağlık yardımı alabilecekleri gibi ana-babaları vefat ederse yine onlar üzerinden ölünceye kadar yetim aylığı alabilirler


Malul çocukların, ana-babaları üzerinden sosyal güvenlik sisteminden gelen iki tür hakları vardır.


1- Yaşayan ana-baba üzerinden ömür boyu sağlık yardımı alma hakları.


2- Vefat etmiş ana-baba üzerinden ömür boyu yetim aylığı alma hakları. 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 3'üncü maddesi gereğince, ana-babaların, çocuklarına Genel Sağlık Sigortası (GSS) kapsamında Sosyal


Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından sağlık yardımı aldırabilmesi için şu şartların olması gerekir:


a- Kız veya erkek fark etmez genel olarak çocukların 18 yaşını tamamlamamış olmaları.


b- Ancak, çocuklar lise ve dengi öğrenim veya 5.6.1986 tarihli ve 3308 Sayılı Mesleki Eğitim Kanunu'nda belirtilen aday çıraklık ve çıraklık eğitimi ile işletmelerde mesleki eğitim görmesi halinde 20 yaşını, yükseköğrenim görmesi halinde 25 yaşını doldurmamış ve evli olmaması gerekir.


c- Kaç yaşında olursa olsun malul olduğu (yüzde 60'tan fazla rapora sahip olduğu) tespit edilen evli olmayan çocuklara ise ömürleri boyunca sağlık yardımı verilir. Görüldüğü üzere malul olmayan çocuklara en fazla okuması şartıyla 25 yaşında kadar sağlık yardımı verilirken, çocuğun yüzde 60'tan fazla oranlı sağlık kurulu raporuyla malul sayılması halinde bu süre ömür boyu devam etmekle birlikte yeni 5510 Sayılı Kanun, evlenen malul çocuklara ana-baba üzerinden sağlık yardımı verilmesi uygulamasına son vermiştir.


Eskiden 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 106'ncı maddesine göre,


"b) 18 yaşını veya ortaöğrenim yapıyorsa 20 yaşını, yükseköğrenim yapıyorsa 25 yaşını doldurmamış veya 18 yaşını doldurmuş olup da çalışamayacak durumda malul erkek çocukları ile yaşları ne olursa olsun evli bulunmayan ve sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olarak çalışmayan veya bunlardan aylık yahut gelir almayan kız çocukları"na sağlık yardımı SSK tarafından veriliyordu. Madde metninden görüleceği üzere malul erkek çocuklara evli dahi olsalar bir ömür boyunca ana-baba üzerinden SSK sağlık yardımı verilirken, yeni kanun bu uygulamaya son vermiş ve özürlülere hak kaybı yaşatmıştır.


ESKİ HAKLAR BİR SÜRE DAHA DEVAM EDECEK


Öte yandan 5510 Sayılı Kanun'un "Genel sağlık sigortası geçiş hükümleri" geçici 12'nci maddesi, eski kanunlardan gelen hakları bir süre daha devam ettirme hakkı getirmiştir. Maddeye şöyledir: "İlgili kanunlar gereği tedavi yardımları karşılanan kişiler, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte herhangi bir işleme gerek kalmaksızın, bu kanun açısından genel sağlık sigortalısı veya genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi sayılır. Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte ilgili kanunları gereği bakmakla yükümlü olunan kız çocukları bu kanun gereğince de bakmakla yükümlü olunan kişi sayılır. Ancak durumlarında değişiklik olduğunda sağlık


hizmetlerinden yararlanma koşulları bu kanun hükümlerine göre yeniden belirlenir. Bu kişilerin sigortalı ve sigortalının bakmakla yükümlü olduğu kişilere ilişkin bilgileri ilgili kurumlar tarafından bu kanunun yürürlük tarihinden itibaren en geç üç ay içinde kuruma bildirilir."


VEFAT ETMİŞ ANA-BABA ÜZERİNDEN ÖMÜR BOYU YETİM AYLIĞI ALMA HAKLARI


5510 Sayılı Kanun'un 32 ile 36'ncı maddeleri, ölüm sigortasından aylık bağlama hususlarını içermektedir. Bu maddeye göre çocukların, vefat eden ana veya babaları üzerinden yetim aylığı alabilmesinin şartları vardır. "Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmayan veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış çocuklardan;


1) 18 yaşını, lise ve dengi öğrenim görmesi halinde 20 yaşını, yükseköğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurmayanların veya,


2) Kurum Sağlık Kurulu kararı ile çalışma gücünü en az % 60 oranında yitirip malul olduğu anlaşılanların veya,


3) Yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan kızlarının, her birine % 25'i oranında yetim aylığı verilmektedir."


Görüldüğü üzere, sağlıklı erkek çocuklara en fazla 25 yaşına kadar yetim aylığı verilirken malul erkek çocuklara ömür boyunca yetim aylığı verilmektedir. Öte yandan, malul olup da ömür boyunca yetim aylığı alacak olan çocuklar evlenseler bile yetim aylığı almaya devam ederler.


HEM ANASIZ HEM DE BABASIZ KALANLARA YÜZDE 50


Yine mevzuat gereğince, çocuklardan sigortalının ölümü ile anasız ve babasız kalan veya sonradan bu duruma düşenlerle, ana ve babaları arasında evlilik bağı bulunmayan veya sigortalının ölümü tarihinde evlilik bağı bulunmakla beraber ana veya babaları sonradan evlenenler ile kendisinden başka aylık alan hak sahibi bulunmayanların her birine % 50'si oranında yetim aylığı verilmektedir.


Sigortalı tarafından evlat edinilmiş, tanınmış veya soy bağı düzeltilmiş veya babalığı hükme bağlanmış çocukları ile sigortalının ölümünden sonra doğan çocukları, bağlanacak aylıktan aynı şartlarla yararlanırlar.


SGK ARA SIRA KONTROL MUAYENESİ YAPTIRABİLİR


Kanunun 94'üncü maddesine göre; SGK, aylık veya gelir bağlanan ve çalışma gücünün en az % 60'ını yitiren malul çocukların kontrol muayenesine tabi tutulmasını talep edebilir.


Çalışma gücünün en az % 60'ını yitiren malul çocuklara bağlanmış bulunan gelir ve aylıklar, kontrol muayenesi sonunda tespit edilecek malullük durumuna göre, malul olmaktan çıkmışlarsa rapor tarihinden sonraki ödeme dönemi başından itibaren kesilir.

Ücreti ve SSK primi ödemeyen işçi, kıdem tazminatı alabiliyor

BU konu yaklaşık 10 milyon işçiyi yakından ilgilendirdiği için son derece önemli.


Ücreti ödenmeyen işçi, “Madem ücretimi ödemeyi geciktirdiniz ben de işi bırakıyorum. Hem geciken ücretimi hem de kıdem tazminatımı ödeyin” diyebiliyor.


20 GÜNÜ AŞARSA


Buradaki gecikme, bir-iki günlük ya da 5-10 günlük bir gecikme değil. En az 20 gün geçtiği halde, mücbir sebep olmadan, ücretin ödenmemesi gerekiyor.


İş Kanunu’na göre, işçi ücretinin (aksine sözleşme olmadığı takdirde), işçi bir ay çalıştıktan sonra ödenmesi gerekir (İş Kanunu Md. 32). İş Kanunu’nun 24/II-e bendinde sözü edilen ücret, geniş anlamda değerlendirildiği için ikramiye, prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, fazla mesai, hafta tatili, genel tatil gibi alacakların ödenmemesi de işçiye haklı fesih imkanı verir (Yarg. 9.HD. 16.7.2008 gün ve E.2007/22062, K.2008/16398).


Ücreti 20 gün içinde ödenmeyen işçi;


1) İş yapmaktan kaçınabilir. Bu durum yasa dışı bir grev sayılmaz.


2) İşverene durumu yani ücretinin 20 gün geçtiği halde ödenmediğini bir “ihtarname” ile bildirip, geciken ücret, fazla çalışma, bayram, hafta tatili ücretleri ile birlikte “kıdem tazminatını” talep edebilir (İş K. Md. 24/II-f).


Ancak bu gibi durumlarda “ihbar tazminatı” ödenmez.


KISMEN ÖDEME


İşverenin, ücreti kısmen ödemesi durumu değiştirmiyor. Ücretin tamamı 20 gün geçtiği halde ödenmemişse, işçinin işten ayrılmadan işverene ihtarname göndermesi durumunda, kıdem tazminatı alma hakkı doğuyor. Yargıtay’ın görüşü de bu yönde (Yarg. 9. HD, 16.7.2008 gün ve E.2007/22062, K.2008/16398).


Bu nedenle, işverenlerin kıdem tazminatı sorunu ile karşılaşmamak için, ücret ödemelerini tam olarak yapmaları gerekiyor. İşçinin ücretinin bir kısmını İş Kanunu’nun 33. maddesinde öngörülen ücret garanti fonundan alabilecek olması da işçinin fesih hakkını ortadan kaldırmaz (Yarg. 9. HD. 25.1.2010 gün ve E.2008/14913, K.2010/1276. Tam metni için Bkz. www.yaklasim.com).


PRİMİ YATIRILMAYAN


İşçinin sigorta primlerinin;


- Hiç yatırılmaması,


- Eksik yatırılması veya


- Düşük ücretten yatırılması


durumunda, işçinin haklı fesih hakkı doğar ve kıdem tazminatını alır (Yarg. 9.HD, 15 Haziran 2010 Tarih ve E.2008/31534, K.2010/18798. Tam metni için Bkz. www.yaklasim.com).


Ücretin, süresinde ödenmediği durumlarda, bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizle birlikte ödenmesi gerekir.


DÜŞÜK BORDRO


Ücret bordrosunda, işçi ücretlerinin gerçeğin altında gösterilmesi, “muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenlenmesi” anlamına geliyor.


Bunun yaptırımı ise vergi ve vergi ziyaı cezasının yanı sıra, 18 aydan 3 yıla kadar hapis cezası (VUK Md.359).


Görüldüğü gibi, ücret bordrosunun gerçek ödeme tutarına göre düzenlenmesi, işçi ücretinin zamanında ödenmesi ve 20 günden fazla geciktirilmemesi, işçinin sigorta primlerinin de yine zamanında ve ödenen ücret üzerinden tam olarak yatırılması gerekiyor.


Aksi halde bu olayın faturası, işveren açısından çok kabarık oluyor.

10 Ocak 2011 Pazartesi

BANKACILIK VE FİNANS bölümü hakkında bilgi

BANKACILIK VE FİNANS


Programın Amacı


Bankacılık ve finans alanında çalışacak elemanların yetiştirilmesine yönelik eğitim ve araştırma yapmaktır.


Programda Okutulan Belli Başlı Dersler


Muhasebe, işletme ekonomisi,işletme,iktisat,para ve banka,ticari yazışma,vergi teorisi ve uygulaması, bilgi işlem ve programlama, dış bankacılık ve iflas hukuku, borçlar hukuku, matematik, istatistik, kambiyo sistemleri ve mevzuatı ve sermaye piyasası gibi dersler okutulmaktadır.


Çalışma Alanları


Bankalarda ve şirketlerde finans bölümünde çalışılabilir.
Bankalarda, muhasebe şirketlerinde ve özel bürolarda;işletmeci,iktisatçı,hukukçular ve meslektaşlarıyla birlikte çalışırlar.

BANKACILIK bölümü hakkında bilgi

BANKACILIK


Programın Amacı


Bankacılık programının amacı, bankalarda ve çeşitli firmaların para kaynakları ile ilgili birimlerinde çalışacak elemanları yetiştirmektir.


Programda Okutulan Belli Başlı Dersler


Bankacılık programında matematik, hukuk, iktisat, istatistik ve muhasebe alanlarındaki derslerden başka kredi politikası, yatırım bankacılığı, finansal piyasalarda modelleme ve tahmin, merkez bankacılığı, ticari bankalarda finans yönetimi, banka muhasebesi ve raporlama, mali hukuk ve vergi politikası gibi dersler okutulmakta ve proje çalışması yaptırılmaktadır.


Gereken Nitelikler


Bankacılık programında okumak isteyenlerin matematik ve ekonomiye ilgili ve bu alanlarda başarılı, başkaları ile iyi iletişim kurabilen, sabırlı, dikkatli ve yeniliklere açık kimseler
olmaları gerekir.


Mezunların Kazandıkları Unvan ve Yaptıkları İşler


Bankacılık programını bitirenlere lisans diploması verilir. Mezunlar kamu sektöründe ve özel sektörde müşteri temsilcisi, banka müfettişi, dealer gibi unvanlarla görev çalışırlar ve bankaların çeşitli işlemlerini yürütürler.

8 Ocak 2011 Cumartesi

Batı Medeniyeti Ölürken

Bu yazı, http://www.globalresearch.ca sitesinde yer alan As Western Civilization Lies Dying adlı makalenin çevirisidir. Çeviri için site yönetiminden izin alınmıştır.


Makalenin yazarı John Kozy, toplumsal, siyasi ve iktisadi konularda yazan emekli bir felsefe ve mantık profesörüdür. Kore Savaşı sırasında Amerikan ordusunda görev aldıktan sonra 20 yıl üniversitede profesörlük, bir 20 yıl da yazarlık yapmıştır. Toplu yazılarına ve kendisine sitesinden ulaşılabilir.


BATI MEDENİYETİ ÖLÜRKEN


Batı ticari sistemi, tüketicilere verdiği ürün ve hizmetlerden daha fazlasını almak için vardır. Kâr amaçlıdır. Amacı insanların hayatını geliştirmek değil, sömürmektir. Devletler bu sistemi kurumsallaştırdığında uluslarını intihara sürüklemiş olmaktadırlar; çünkü Jefferson'ın da söylediği gibi "Tüccarların memleketi yoktur". Batı dünyasının güvenliğini tehdit eden terörizm değil, batı dünyasının ticari sistemidir.


Göğüs ağrıları çeken bir adam bayılır. Eşi acil servisi arar. Bir ambülans gelir. Sağlık görevlileri ilk müdahaleyi yaptıktan sonra hastayı ambülansa yerleştirir ve hastaneye doğru yola çıkar. Yolda motor durur. Ambülanstaki görevliler motoru tekrar nasıl çalıştırabileceklerini tartışmaya başlar. Biri daha fazla benzin gerektiğini söyler, diğeri depoda su olduğunu, bir diğeri de benzin filtresinin tıkandığını. Onlar tartışırken hasta ölür.


Bu durum, şu anda Amerika'da ve Avrupa'nın çeşitli yerlerinde yaşananlara benzemektedir. İktisatçılar ve politikacılar tartışırken, ülkeleri ölüm sancıları çekmektedir. Bu insanlar şeytanı ayrıntılarda aramaktadır; ama kötü olan ayrıntılar değil sistemin ta kendisidir.


Batı ticari sistemi, tüketicilere verdiği ürün ve hizmetlerden daha fazlasını almak için vardır. Hedefi kâr etmektir. Kâr da, daha fazlasını elde etmek anlamına gelir. Amacı insan hayatını geliştirmek değil, sömürmektir. Şu şekilde işler:



Başlangıçta ikisi de yarı yarıya dolu olan üst üste iki su deposu düşünün. Aşağıdaki depodan yukarıdaki depoya aktarılan her iki litre suya karşılık, yukardaki depodan aşağıya bir litre su aktarılmaktadır. Zamanla aşağıdaki depo boşalırken yukarıdaki tamamen dolacaktır. Böylece, depolar arasındaki su dolaşımı da bitecektir.


Aslında, bu senaryo, kâra dayalı bütün ticari sistemleri tarif etmektedir. Amerikalıların %20'sinin milli servetin %93'üne, %80'ininse kalan %7'ye sahip olmasının sebebi budur. Ülkedeki fakirlik oranının %14.3'e, yani 43.6 milyon insana, yani yedide bire çıkmış olmasının sebebi budur. Wall Street Journal'ın, Kuzey Amerika'daki insanların %70'inin ay sonunu getiremediğini yazmasının sebebi budur. On yıllardır vaat edildiği halde dünyadaki sefaletin azaltılamamış olmasının sebebi de budur. Sistem, hırsızdır.


Her ne kadar bunlar da etken sebepler olsa da, ekonomiyi çökerten kötü kararlar, deregülasyon ve siyasi beceriksizlik değil, Amerikalıların çoğunluğunun ceplerinin boşaltılmış olmasıdır. Emlak balonu, ev fiyatları aşırı arttığı için değil, tüketicilerin cepleri, artık borçlarını ödeyemeyecek duruma gelecek kadar boşaltıldığı için patladı.


Amerika'nın en zengin yüzde yirmisinin fark etmediği şey, bu grubun süreci devam ettirebilmek için şimdi de kendi içine yöneleceğidir. Hatta, bu olmaya başladı bile. "Bu yılın başındaki resesyon, Amerikalıların şahsi servetini 2004 yılı seviyesine çekerken, evlerin değerlerinde ve yatırımlarda 1,3 trilyon dolarlık azalma oldu." Bu azalmanın çok küçük bir kısmı, alt gelir grubundaki Amerikalıların cebinden çıktı. Yani, açgözlülükten iyi niyet beklenmez. Piyasa sık sık manipüle edilir.


Sistem, Amerikalıları fakirleştirdi. Depolardaki su dolaşımı ince bir akıntıya dönüştü. İktisatçılarımız ise, suyun tekrar akmaya başlamasının tek yolunun, alttaki depoyu eşitleyeceğini umarak üstteki depoyu doldurmak olduğuna politikacıları ikna etti. Yağmur duasına çıksalar daha iyi.


Bu fakirleşmenin iki matematiksel göstergesi var. En önemli iki tanesi şunlar:


Birincisi, sistem, ayrıntıları cilalayarak düzeltilemez. En iyi durumda bile, ayrıntılarla uğraşmak tüketicilerin servetinin tamamen tükenmesini yavaşlatabilir. Sistem kâr odaklı olduğu sürece, verilenden daha fazlasının alınması gerekecektir. Tükenme hızı değişebilir, ama tükenme durdurulamaz. Bu sonuç, matematikteki çıkarma işlemi kadar kesindir. Ekonomiyi matematiksel modeller olarak öğrenmiş Amerika'daki ekonomi dehalarının bunu neden anlamadığı tam bir muamma. İstedikleri kadar cilalasınlar. Bazı cilaların gözle görülür faydaları olacaktır, bazılarının olmayacaktır. İki bin yıllık tarihte, bu sonucun aksini gösteren bir tek örnek bulunamaz. Refah, sömürüden elde edilemez.


Çok az kişinin fark ettiği bir başka gösterge de milli borçtur.


Bize, borucumuzu çocuklarımızın ve onların çocuklarının ödeyeceği söylenir hep. Ancak, Batı ticari sistemi kökten değişikliğe uğramazsa, çoğu Amerikalının çocuklarının ve torunlarının böyle bir yükü yüklenmesine gerek kalmayacak. Neden? Devletler bile boş cepten bir şey alamaz. Yani, eğer borçlar vergiler arttırılarak ödenecekse, milli servetin %93'ünü elinde tutan o %20'lik kesimin torunları bu borcu ödeyecek demektir. Bu insanlarınsa, tamamı değilse bile çoğu yatırımcı. Bush'un zenginlerden vergi kesintisi yapmasıyla ilgili tartışmaları düşününce, bunun gerçekleşmesi çok düşük bir ihtimal gibi geliyor.


Borçlar, daha fazla para basıp doların değerini düşürerek mi ödenecek? Pek çok kişi, hükümetin eninde sonunda bu seçeneği değerlendireceğini düşünüyor. Yaptığını düşünelim. Bu durumda, Amerika'daki aynı %20'lik kesim de dahil olmak üzere, dünyanın her yerinde dolar sahibi olan herkesin elindeki doların değeri düşecek demektir. Yine, en fazlasına sahip olan %20'lik kesim en fazla kaybedecektir. Yatırımlarından topladıkları değeri düşmüş dolarlar, ellerindeki diğer değeri düşmüş dolarlara eklenirken, borcu ödemek için doların değerinin daha fazla düşmesi gerekecek, bu da, daha fazla servet kaybetmelerine yol açacaktır.


En sonunda, devlet borçlarını erteleyecek mi? Pek çok kişi bunun olası olmadığını düşünüyor; ama en iyi seçenek bu değil mi? Yatırımcılara para ödenmeyecek; ama diğer ekonomik sebepler yüzünden azalmadığı takdirde ellerindeki paranın değeri korunacaktır. Morgan Stanley bile, borç batağındaki zengin ülkelerin, tahvil sahiplerini kazıklamadığı takdirde borç krizinin son bulmayacağını söylüyor.


Yani, sakin olun Amerikalılar, çocuklarınız milli borcu ödeme yükü altına girmeyecek. Arkanıza yaslanıp, zenginlerin kıvranmasını seyredin.


Bazıları, borçlar ertelendiği takdirde ülkenin bir daha asla borçlanamayacağını söylüyor. Oysa borçlarını erteledikleri halde borçlanmayı sürdüren ülkeler var. Rusya, Arjantin ve Zimbabve sadece en son örnekler. Borç ertelemenin elbette ki çok vahim sonuçları var; ama diğer seçeneklerin de var. Milli servetin anca %7'sine sahip olan Amerikalıların %80'i için hayat daha ne kadar zor olabilir? Sonuçta, züğürt, daha züğürt, en züğürt diye bir züğürtlük derecelendirmesi yok.


Yatırımcılar borç vermeyi red mi edecek? Çok şüpheli. Zengin bir insan parayla dört şey yapabilir: Karşılıksız dağıtabilir, harcayabilir, yastığının altında saklayabilir, veya yatırım yapabilir. Tek seçenekler bunlar. Ne kadar uğraşsalar da hepsi harcanamaz; ve çok az kişinin parasını karşılıksız dağıtmak ya da saklamak gibi bir niyeti olabilir. Yani, zenginlerin çok da fazla bir seçeneği yok.


Son olarak, bu sömürücü sistemi yönlendiren gizli bir prensip bulunmaktadır: Bazı insanları fakirleştirmek pahasına bazı insanların zengin olmasında sakınca yoktur. Bu, tam da hırsızların yaptığı bir şey olsa da, bildiğim kadarıyla hiç kimse bu prensibin ahlaksızlık olduğuna dikkat çekmedi. İktisadi olarak kabul edilebilir olduğu takdirde, evrensel olarak da kabul ediliyor. Ama şu iki benzer prensibi düşünün: 1. Bazılarının sağlığını bozmak pahasına bazılarının daha sağlıklı olmasının sakıncası yoktur. 2. Bazılarının, cezasını başkalarına çektirerek işledikleri suçların sonuçlarından kaçınmasında sakınca yoktur. Hiç kimse, bu iki prensibin doğru olduğunu savunmayacaktır; oysa mantıken hepsi de aynıdır.


Bazıları, kâr olmadan ticari bir sistemin etkin olarak işlemeyeceğini savunmaktadır. Bu doğruysa, insanlığı korkunç bir gelecek bekliyor demektir. Bu, insanların Şeytan'ın gölgesinden yaratıldığını, On Emir'in, özellikle de sonuncusunun yalan olduğunu, Batı Medeniyetini tanımlayan bütün felsefe ve edebiyatın boş olduğunu, medeni ve barbar denen toplumlar arasında bir fark olmadığını, bütün devletlerin hukuksuz olduğunu, adalet ve doğruluk gibi kelimelerin anlamsız olduğunu, kanunların kanunsuz olduğunu, toplumun bir hiçliğe doğru parçalandığını ve hiçbir şeyin öneminin olmadığını gösterir. Ekonomini tımarhane olduğunu; Dünya'nın, Evren'in akıl hastanesi olduğunu, ve en delilerin başta olduğunu gösterir. Nasıl bir insan aklı böylesine bir iğrençliği savunmaya kalkabilir?


Batılı ticari sistem, satıcıların, tüketicileri sömürerek zengin olmasına dayanır. Devletler bu sistemi kurumsallaştırdığında uluslarını intihara sürüklemiş olmaktadırlar. Tarihi gözlemleyen zeki kişiler, Thomas Jefferson'ın söylediklerinin çok haklı olduğunu görebilmektedir: "Tüccarların memleketi yoktur." Evet, tüccarlar buna şiddetle karşı çıkacaktır. Dediklerine kulak asmayın. Sadece, yaptıklarına bakın.


Devletlerinden onları kayıran bir tutum ve hizmet beklerler ama karşılığında vergi vermemek için ellerinden gelen her şeyi yaparlar. Memleketleri iflasın eşiğine geldiğinde hiçbir endişe duymazlar. Memleketleri, savaş gibi bunalımlı bir dönemden geçerken, halktan fedakarlıkta bulunması istenir ama tüccarların kâr etmeye devam etmesine izin verilir. John. F. Kennedy "Ülkeniz sizin için ne yapabilir diye sormayın, siz ülkeniz için ne yapabilirsiniz diye sorun" derken şirketlerin Amerikası'ndan bahsetmiyordu. Bu yazıyı okuyan herhangi bir kimse Humvee'leri, robot askerleri, F16'ları yapanların bunları maliyetine vermeyi gerçekten düşüneceğini düşünüyor mu? Bu arada, çocuklarını iğrenç savaşlara göndermeleri istenen ailelerin katlandığı fedakarlık ne kadar da büyük?


Ülkesi için fedakarlık yapmak istemeyen tüccarların ülkesi yok demektir; hiçbir ülkeyi desteklemeyecek, hiçbir ülkeyi savunmayacaktır. Bu insanlara bir ülkenin kontrolü verilirse, bütün kanını emip vücut parçalarını en yüksek fiyatı verene satarlar. Tanınacak bir ceset bile kalmaz. Batı dünyasını tehdit eden terörizm değil, batı medeniyetinin ticaret sistemidir.
--------------


Çevirmenin Notu: Bu yazıyı çevirmek için harcadığım zamandan da anlaşılacağı üzere, yazarın fikirlerine genel olarak katılıp paylaşmaya değer bulsam bile, burada yazılanlar öncelikle yazarın kendi fikridir ve onu bağlar.


Yazarın, mevcut iktisadi sisteme getirdiği eleştiriye katılıyorum. Kâr mekanizmasının yanlışlığı konusunda onunla hemfikiriz. Ancak, kastettiği o olmasa bile üstü kapalı bir biçimde Batı medeniyetini diğer medeniyetlerin önüne koyduğu, ayrıca bütün tüccarları aynı kefeye koyup vatansız ilan ettiği noktada kendisiyle ayrışıyorum.


Bu yazı super hero tarafından hafif.org adresli sitede yayımlanmak üzere yazılmıştır.