EĞİTİM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
EĞİTİM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ocak 2011 Salı

Çocuk eğitiminde 8 altın kural


Görgü kuralları konusunda çocuğunuza sürekli başkalarını mı örnek gösteriyorsunuz? Sizin çocuğunuz da onlar gibi olabilir. İşte çocuğunuza görgü kurallarını aşılamanın yolları:


1- Öncelikle iyi örnek olun. Ev içinde ve dışında iletişim içinde olduğunuz insanlara karşı nazik davranmadıkça çocuğunuzdan da bunu bekleyemezsiniz.


2- Çocuklarınıza görgü kurallarını kapasitesi dahilinde öğretmeye çalışın.Örneğin 2 yaşındaki bir çocuktan lokmayı çiğnerken ağzını açık tutmamasını beklemek gerçekçi olmaz. Çocuk bunun nedenini anlamayacağı için uygulaması da mümkün olmayabilir. Fakat aynı şeyi 4-5 yaşındaki çocuğunuza öğretirseniz bunu idrak edip uygulayabilir.


3- ‘Lütfen’, ‘Teşekkür ederim’, ‘Özür dilerim’, ‘Rica ederim’ gibi nezaket kalıplarını çocuğunuzun yanında kullanın.Bu cümleleri mümkün olduğunca erken yaşta öğretin.


4- Özellikle çocuklarınızın yanında konuştuklarınıza dikkat edin.Çocuklar yetişkinlerin konuşma şeklini taklit eder.


5- Çocuğunuza büyüklere karşı resmiyet ve saygıyı öğretin. Kendinde yaşça büyük kimselere adlarıyla hitap etmeleri çevre tarafından çoğu zaman sevimli bulunsa da, çocuğunuzun bunu yapmasına izin vermeyin.


6- Özellikle başkalarının eşyalarını izinsiz almamak, toplum içinde yüksek sesle konuşmamak, ve konuşan birinin sözünü kesmemeyi uygulamalı olarak öğretin.


7- Çocuğunuzun olumsuz davranışını görmezden gelmeyin. Ona kuralları hatırlatın.


8- Güzel davranışlar sergilediğinde çocuğunuzu takdir etmeyi bilin.


Zaman

Oğlunuz Bebekle mi Oynuyor?


Bazen çocuklarımızın bazı davranışlarından kuşkulanıp onların homoseksüel olabileceği ihtimalinden korkar ve endişeye kapılırız. Çocuklarınızın cinsel gelişimleri ve homoseksüellik eğilimleri ile hakkında bilgilenmeye hazır mısınız?


Çocuklarımız hayatımızdaki en değerli varlıklarımızdır. Onlar için her şeyin en iyisini, en güzelini yapmaya çalışır, elimizden geldiğince örnek birey olmak isteriz. Onları toplum içinde nasıl davranmaları gerektiği konusunda eğitir hatta bazen aşırı müdahalelerimizle haddinden fazla sıkarız.


Bu eğitim sürecinde bazı davranışlar vardır ki, birçok aile bu davranışların, çocuklarının ilerideki hayatlarını ve cinsel tercihlerini etkileyeceğini düşündükleri için asla tolerans göstermezler. Ayrıca sosyal etkilerden dolayı da kendilerini etrafındaki insanların düşüncelerine karşı koruma altına almaya çalışırlar.


Kız ve erkek çocukların cinsiyetlerine göre farklı davranmasını isterler mesela. Kızlarının daha kibar, nazik, evcil olmasını teşvik ederler. Erkek çocuklarının ise daha aktif, keşfedici, atılgan ve girişken oyunlar oynamasından hoşlanırlar. Kızları çok saldırgan ya da erkek çocukları çok sessiz ve sakin ise onları değiştirmeye çalışırlar çoğu zaman. Erkeklere ve kızlara oyuncaklar alırken de bunları göz önünde bulundurulur.


Kızlardan oyuncak bebeklerle, çay-fincan setleri ile evcilik oynamaları beklenirken, erkeklerin de arabalar, toplar ve tabancalar ile oynamaları uygun görülür. Oğlunuzun oyuncak bebekle ya da kızınızın arabayla oynadığını fark ettiğinizde paniğe kapılır, çoğu zaman bu tarz davranışların çocuklarınızın gelecekte eşcinsel olmasına neden olabileceğini ya da bunun ilerisi için bir belirti olduğunu düşünürsünüz.


Öneriler


-Aileler çocukların bu tür davranışlarını değiştirmede çok sert olmamalıdır çünkü bu yöndeki davranışlar, dünyayı keşfetmekte olan çocukların cesaretini kırabilir ve korkak birer birey olmalarına yol açabilir.


-Meraklı olduğu için tepki ile karşılaşan bir çocuk, keşfetmemesi gerektiğini öğrenir. Kimi zaman tamamen içine kapanabilir ya da tam tersi olarak dikkat için ailelerin endişe duyduğu ve hoşuna gitmeyen bu davranışları devam ettirirler.


-Eğer çocukluk çağında karşı cinsteki çocuklardan hoşlanmazlarsa, oyunlarında karşı cins rolünü oynarlarsa endişelenmeyin, bu normal bir davranış olabilir, uygun sosyal davranışları ve rollerini öğrenmesinde yardımcı olabilir.


- Eğer çocuklar dünyalarını güvenli bir şekilde keşfetmeye cesaretlendirilirse kadın ve erkeğe özgü davranış biçimlerini gözlemlerler ve ailelerinin yardımıyla kendi sınırlarını çizerler.


Bu yüzden çocuğunuzu hem fiziki hem de sosyal yönden kendi dünyalarını keşfetmeleri için cesaretlendirmeyi deneyin.


- Eğer çocuğunuz cinsiyet içerikli davranışlarda bulunuyorsa endişelenmeyin, çocuklar yeni olan şeylere ilgi duyarlar ve yeni bir şey ve daha birçok şey onlara yeni gelebilir çünkü sizlerden çok daha az şeyi tecrübe etmişlerdir.


Araştırma Örneği


3 yaş çocukları üzerinde yapılan bir araştırmada kıyafet giyme oyunu oynarken bir erkek çocuğun kız kıyafetlerini giymek için direttiğini gözlemlemişlerdir. Daha sonraki araştırmalarda ise bu çocuğun kız kardeşinin çok iyi bir dansçı olduğu ve dans yarışmasını kazanarak ödül aldığı, bu durumun erkek çocuğu etkilediği ve bundan dolayı da onun gibi davranarak (Onun gibi giyinip dans ederek) aynı şekilde kabul görmeyi düşündüğü anlaşılmıştır.


Çocuklarımızda böyle durumlarla karşılaştığımızda bu gibi nedenleri de irdelemekte fayda vardır. Bu demek oluyor ki, eğer oğlunuz bebekle ya da kızınız arabalarla oynarsa cinsiyetle alakası olmayan başka bir etken bu davranışın nedeninde rol oynayabilir.


Psikolog Dr. Alan Martin

7 Ocak 2011 Cuma

Geometrik Cisimlerin Alanları Nasıl Hesaplanır?

KARE’NİN ALANI:
A = a.a
(a karenin bir kenarı)


örnek: Bir kenarının uzunluğu 2cm olan karenin alanını bulunuz.
A= 2.2= 4cmkare(cm2)


DİKDÖRTGEN’İN ALANI:
A = a.b
(a kısa kenarı, b uzun kenarı)


örnek: Uzun kenarı 7cm ve kısa kenarı 4cm olan dikdörtgenin alanını bulunuz.
A= 4.7= 28cmkare


YAMUK’UN ALANI:
A = (a+c).h / 2
(a alt taban uzunluğu, c üst taban uzunluğu, h yükseklik)

örnek: Alt taban kenarı 7cm, üst tabanı 5cm ve yüksekliği 6cm olan yamuğun alanını bulunuz.
A= (7+5).6/2= 12.6/2= 72/2= 36cmkare


PARALELKENAR’IN ALANI:
A = a.h
(a taban kenarı, h tabana inen yükseklik)


örnek: Tabanı 8cm ve tabana inen yüksekliği 5cm olan paralelkenarın alanını bulunuz.
A= 8.5= 40cmkare


EŞKENAR DÖRTGEN’İN ALANI:
A = e.f / 2
(e ve f eşkenar dörtgenin köşegenleri)


örnek: Köşegen uzunlukları 5cm ve 6cm olan eşkenar dörtgenin alanını bulunuz.
A= 5.6/2= 30/2= 15cmkare


KÜP’ÜN ALANI:
A = 6.a.a
(a küpün bir kenarının uzunluğu)


örnek: Bir ayrıtının uzunluğu 3cm olan küpün alanını bulunuz.
A= 6.3.3= 54cmkare


DİKDÖRTGENLER PRİZMASI’NIN ALANI:
A = 2( a.b + a.c + b.c)
(a en, b boy, c yükseklik)
(kibrit kutusu)


örnek: Boyutları 1cm, 2cm, 3cm olan dikdörtgenler prizmasının alanını bulunuz.
A= 2(1.2+1.3+2.3)= 2(2+3+6)= 2.11= 22cmkare


KARE PRİZMA’NIN ALANI:
A = yanal alan + 2.taban alan
A = 4.a.b + 2.a.a
(a kare olan tabanın bir kenarı, b yükseklik)


örnek: Taban kenarı 2cm ve yüksekliği 3cm olan kare prizmanın alanını bulunuz.
A= 4.2.3+2.2.2= 24+8= 32cmkare


SİLİNDİR’İN ALANI:
A = yanal alan + 2.taban alan
A = 2.π.r.h + 2.π.r.r
(π=3,14 alırız, r taban yarıçapı, h yükseklik)


örnek: Taban yarıçapı 1cm ve yüksekliği 4cm olan silindirin alanını bulunuz.(π=3)
A= 2.3.1.4+2.3.1.1= 24+6= 30cmkare


DİK PRİZMALAR
Küp, Kare Prizma, Dikdörtgenler Prizması, Üçgen Prizma


DİK PRİZMALARIN YÜZEY ALANI:
A= 2.(taban alanı) + (yükseklik).(tabanın çevre uzunluğu)


örnek: Taban alanı 24 cmkare, yüksekliği 9cm, taban çevresi 24 cm olan üçgen dik prizmanın yüzey alanını bulunuz.
A= 2.(24) + (9).(24)
A= 48 + 216 = 264cmkare

Yüzey Gerilimi

Yüzey Gerilim Kuvvetleri 

Bütün sıvılarda şiddeti sıvının türüne göre değişen moleküller arası çekim kuvvetleri (kohezyon kuvvetleri) bulunmaktadır. Sıvılarda iç kısımlarda (sıvının çeşitli derinliklerinde bulunan) moleküller çevresindeki komşu moleküller tarafından her yönden eşit olarak , diğer bir ifadeyle küresel simetrik şekilde, çekim kuvvetlerinin etkisi altında bulunurlar. Böylece sıvı içerisindeki bir moleküle etkiyen kuvvetler birbirlerini dengeler. Oysa sıvının yüzeyinde bulunan bir molekül (sıvı- buhar ara yüzeyi göz önüne alındığında) buhar fazındaki yoğunluk sıvı fazdan düşük olduğundan, sadece yüzeyin altındaki moleküller tarafından sıvının içerisine doğru çekilirler. Sıvı içerisindeki moleküller, yüzeydekilere göre daha fazla çekim kuvvetinin etkisi altında bulunduklarından potansiyel enerjileri, yüzeydeki moleküllerin potansiyel enerjilerinden daha düşüktür. Çünkü genel olarak bilinmektedir ki bir cisme etki eden çekim kuvvetleri ne kadar fazla ise cismin potansiyel enerjisi o kadar düşüktür. Şekil 1
Image33 YÜzey Gerİlİmİ


 


 


Şekil1. Sıvı-buhar ara yüzeyi Molekülleri sıvının iç kısmında yüzeye getirerek yüzeyi genişletmek için, sistemin üzerine iş yapılması gereklidir.


Sıvının iç kısmındaki molekülleri yüzeye çıkararak sıvının serbest yüzeyini artırmak için, sıvı molekülleri arasındaki kohezyon kuvvetlerine karşı iş yapılmalıdır. Bunun sonucu olarak sıvının yüzey bölgesinin molar serbest enerjisi , sıvının diğer kısmının molar serbest enerjisinden yüksektir. 1805 Thomas Young sıvı yüzeyinin mekanik özelliklerinin, yüzey üzerine gerilmiş hayali bir zarın mekanik özellikleri ile ilişkilendirilebileceğini gösterdi. Böylece sıvı yüzeyi moleküller arasında mevcut olan kohezyon kuvvetlerinin sonucu olarak , bir bakımdan gerilmiş hayali bir zar gibi daima büzülmek isteyen ve mümkün olan en küçük yüzeyi almak isteyen 1molekül kalınlığında çok ince zar gibi düşünülebilir.


Bir sıvının yüzey gerilimi (g ); yüzey üzerinde sıvının yüzey genişlemesine zıt olan birim uzunluk başına kuvvetdir. Yüzey gerilimi, yüzeye paralel olarak etkir. Yüzey geriliminin SI sistemindeki birimi metre başına Newton (Nm-1) veya (1J=Nm olduğundan) Jm-2 dir. CGS sistemindeki birimi ise dyn/cm yada erg/cm2 dir. Örneğin suyun yüzey gerilimi 20 0C de 72.8 dyn/cm veya 72.8 erg/cm2 olduğundan suyun yüzeyini 20 0C de 1cm2 genişletebilmek için 72.8 erglik bir enerjiye veya 1cm boyunca sıvı yüzeyinde yer alan moleküller arası ilişkileri kesebilmek için 72.8 dyn lik bir kuvvete ihtiyaç var demektir.


Yüzey Gerilimi nasıl değişir?


Sıvı üzerindeki gaz yoğunluğu çok fazla arttırıldığında veya bu sıvı üzerine bu sıvıda çözünmeyen bir başka sıvı ilave edildiğinde sıvının yüzey gerilimi karşı fazdaki moleküllerle gireceği moleküler etkileşmeler sonucu bir miktar azalacaktır.


Çoğu sıvıların yüzey gerilimleri artan sıcaklıkla doğrusal bir şekilde azalır(bazı erimiş metaller hariç ) ve moleküller arası kohezyon kuvvetlerinin sıfıra yaklaştığı kritik sıcaklık civarında çok küçük bir değer olur.


Saf bir madde içerisinde bir madde çözünüyorsa çözünen maddenin ve çözücünün karakterine bağlı olarak yüzey geriliminin değiştiği gözlenmiştir. Ayrıca yapılan incelemelerle çözünen maddenin sıvının iç kısımlarındaki konsantrasyonun birbirinden farklı olduğu gözlenmiştir ki bu beklenen bir olaydır. Yüzeyin cm2 sinde bulunan çözünmüş maddenin çözeltinin iç kısımlarında fazlalığı yada eksikliği aşağıdaki eşitlik yardımıyla bulunabilir;


Image15 YÜzey Gerİlİmİ


C=Hazırlanan çözeltinin konsantrasyonu


R=İdeal gaz sabiti


T=Sıcaklık


g =Yüzey gerilimi


Bu eşitliğe aynı zamanda Gibbs adsorbsiyon denklemi denir


Konsantrasyon ile yüzey gerilimi azalıyorsaImage38 YÜzey Gerİlİmİ (Yunanca gama harfidir) pozitif olur ve çözünen maddenin fazlası yüzeyde toplanır. Konsantrasyon ile yüzey gerilimi artıyorsa negatif olur ve çözünen maddenin konsantrasyonu çözeltinin iç kısımlarında daha fazla olur.(Yüzeyde enerji fazla! İç kısımlardaki moleküller yüzeyde bulunmak istemezler ve iç kısımlarda toplanırlar.)


Gibbs adsorbsiyonu bulunduktan sonra ;


Image52 YÜzey Gerİlİmİ N=Avogadro sayısı


eşitliği yardımıyla yüzeyde adsorblanan bir molekülün kapladığı alana geçilebilir.


Sıvı – Sıvı Arayüzey Gerilimi


Birbiri içinde çözünmeyen iki sıvı ele alalım. Bunların birbirlerine temas noktasında bir yüzey gerilimi vardır ve bu nokta ne üstteki ne de alttaki sıvıya benzemektedir. Bu sıvıların her birinin ayrı ayrı yüzey gerilimleri toplamı bu iki sıvının oluşturduğu ara yüzey geriliminden her zaman büyüktür.


Image16 YÜzey Gerİlİmİ
Her sıvının yüzey geriliminde bir azalma olacağına göre bir başka deyişle sıvılar yüzey serbest enerjilerini azalttıklarına göre bu sıvıları birbirinden ayırabilmek için bir iş yapmak gerekir. Sıvılar farklı ise bu işe adezyon işi denir. Ve aşağıdaki gibi hesaplanır;
Image17 YÜzey Gerİlİmİ
Bu iş sıvılar aynı ise kohezyon işi olarak adlandırılır.
Image18 YÜzey Gerİlİmİ
Aslında kohezyon işi, bir sıvıyı ikiye bölüp yeni bir yüzey oluşturulabilmek için verilmesi gereken enerji miktarıdır.


Sıvılarda Yayılma


A sıvısının B sıvısı üzerine n cm2 yayıldığını düşünelim. Bu durumda cm2 başına artan veya azalan enerjinin ne olduğunu belirlemeye çalışalım. Başlangıçta B sıvısının yüzey gerilimi söz konusu iken, A sıvısı yayıldıktan sonra bunun yerini A sıvısının yüzey gerilimi ve A-B sıvıları arasındaki yüzey gerilimi olmuştur. O halde cm2 başına değişen enerji büyüklüğü;
Image20 YÜzey Gerİlİmİ
Eğer Image21 YÜzey Gerİlİmİ ise A sıvısı B sıvısı üzerine yayılmaz.


Image22 YÜzey Gerİlİmİ ise A sıvısı B sıvısı üzerinde yayılır.


Image53 YÜzey Gerİlİmİ Yada yayılmaz!


Image54 YÜzey Gerİlİmİ yayılır!


Çözeltilerin Yüzey Gerilimi


Çözünen tanecikler içteki çözücü moleküllerinin yüzeydeki çözücü moleküllerini içe doğru çekmesini belli ölçüde engellediğinden çözeltilerin yüzey gerilimi saf çözücüye göre genellikle düşüktür. Çözücünün yüzey gerilimini düşüren maddeler yüzey aktif, değiştirmeyenler ise yüzey inaktif olarak isimlendirilmektedir. Sulu çözeltiler için yüzey aktif maddeleri; organik asitler,alkoller, esterler, eterler,aminler ve ketonlar şeklinde; yüzey inaktif maddeleri ise inorganik elektrolitler,organik asitlerin tuzları,molar kütleleri küçük olan bazlar yanında şeker ve gliserin gibi uçucu ve elektrolit olmayan maddeler şeklinde sıralayabiliriz.


Yağ asitleri gibi suyun yüzey gerilimini önemli ölçüde düşüren maddeler, hem polar hidrofilik(su seven)grup hem de apolar hidrofobik (su sevmeyen)grup ihtiva ederler. Yağ asitlerindeki –COOH grubu gibi hidrofilik gruplar, eğer molekülün kalan apolar kısmı çok büyük değilse, molekülün çözünürlüğünü arttırır. Yağ asitlerinin hidrokarbon kısımları bir sulu çözeltinin iç kısımlarında rahatsızlık duyarlar (yani yüksek bir serbest enerjiye sahiptirler) ve onlar sıvının iç kısmından yüzeye getirmek çok az iş gerektirir. Bu sebeple yüzey gerilimini düşüren bir çözünen(yüzey aktif madde), çözeltinin yüzey tabakalarında birikir. Böyle çözünenlerin ara yüzeyde “pozitif adsorblandığı” söylenir.
Image34 YÜzey Gerİlİmİ
Yukarıdaki şekil sembolik olarak bir yüzey aktif maddeyi göstermektedir.


Yüzey aktif bir madde sulu bir çözeltiye konduğunda aşağıdaki gibi polar kısmı suda apolar kısmı dışarıda olacak şekilde yüzeye yerleşir.


Image35 YÜzey Gerİlİmİ
Bu maddelerin son derece az bir miktarı suyun yüzeyini bir tek katmanla bütünüyle örtmeye yeter. Yaklaşık 2mg mı suda bir metrekarelik bir alanı kaplamak için yeterlidir. Bu moleküller yüzeyde daha mutludurlar, bu da yüzey enerjisinin azaldığı (yaklaşık 10kat) anlamına gelir. Diğer bir ifadeyle bir yüzey aktif madde molekülünü bulk fazdan yüzeye çıkarmak, su molekülünü bulk fazdan yüzeye çıkarmaktan daha kolay olması(yani daha az enerji gerektirmesi)sebebiyle yüzey aktif maddeler bulundukları çözeltinin yüzey gerilimini düşürürler diyebiliriz.


Bu maddelerin geniş bir uygulama alanı vardır. Örneğin;evlerimizde temizlik maddesi olarak kullandığımız çeşitli bulaşık ve çamaşır deterjanları(sıvı veya toz halde) şampuanlar ve sabunlar aktif madde olarak yüzey aktif madde ihtiva ederler.


Tablo1. de bu guruplara ait bazı örnekler görülmektedir.


Tablo1 Yüzey Aktif Maddeler


Anyonik


Sodyum stearat


CH3(CH2)16COO- Na+


Sodyum dodesil sülfat


CH3(CH2)11SO4- Na+


Sodyum dodesil benzen sülfat


CH3(CH2)11C6H4SO3 -Na+


Katyonik


Dodesilamin hidroklorür


CH3(CH2)11NH3+ Cl-


Heksadesiltrimetil amonyum bromür


CH3(CH2)15N(CH3)3+Br -


İyonik olmayan


Polietilen oksitler


CH3(CH2)7C6H4 (OCH2CH2)8OH


Amfolitik


Dodesil betain


C12H25N+(CH3)2CH2COO-


Diğer taraftan iyonik tuzlar gibi çözünenler genellikle sulu çözeltilerin yüzey gerilimini saf suya göre arttırırlar, fakat bu artma yağ asitleri ve benzeri bileşikler (yüzey aktif maddeler) tarafından meydana getirilen düşme kadar değildir. Çözünmüş iyonların yüzey gerilimini yükseltmesinin sebebi, bu iyonlarla su molekülleri arasında meydana gelen iyon-dipol etkileşimlerinin sonucu olarak , su moleküllerinin çözeltinin iç kısımlarına doğru çekilmesidir. Bu sebeple yeni yüzey oluşturmak için elektrostatik kuvvetlere karşı ilave iş yapılması gerekir. Böyle çözeltilerde yüzey tabakaları çözünen maddece daha fakirdir. Yani çözünen madde, yüzey yerine çözeltinin iç kısımlarında toplanır. Bu gibi hallerde çözünenin “negatif adsorblandığı” söylenir. Aşağıdaki şekilde sulu sodyum klorür çözeltisinin yüzey geriliminin konsantrasyonla değişimi görülmektedir.


Image55 YÜzey Gerİlİmİ


Yüzey Gerilimi Ölçüm Metodları


Bir sıvının yüzey gerilimi çeşitli metodlarla ölçülebilir. Bu metodlardan en yaygın olarak kullanılanları; kapiler yükselme ve damla ağırlığı yöntemleridir.


1.Kapiler Yükselme Metodu;


Temas açısı ve kapilarite:


Image25 YÜzey Gerİlİmİ
Bir katı yüzeyi ile temastaki bir sıvı yüzeyi bir açı oluşturur. Temas açısı adı verilen bu açının büyüklüğü , sıvının kendi molekülleri arasındaki çekim kuvvetleri (kohezyon kuvvetleri) ile sıvı katı arası çekim kuvvetlerinin (adezyon kuvvetleri) göreceli büyüklüğüne bağlıdır. Kohezyon kuvvetlerinin büyüklüğü, adezyon kuvvetlerinin büyüklüğünden ne kadar fazla ise, sıvı katı arasındaki temas açısı da o denli büyük olur. Diğer bir ifade ile büyük bir temas açısı sıvı katı çekim kuvvetlerinin azlığının , küçük bir temas açısı ise bu kuvvetlerin büyük olmasının bir göstergesidir. Ayrıca temas açısının büyüklüğü, katı yüzeyin düzlüğü ve temizliğinden başka sıvının saflık derecesine de bağlıdır. Saf ve ıslatma maddesi içeren (yüzey aktif madde) su damlalarının bir parafin yüzeyindeki durumları aşağıdaki şekilde gösterilmiştir.


(a)Saf su damlasının (b) ıslatma maddesi eklenmiş su damlasının parafin yüzeyinin şekli


Temas açısı 90 0C den küçük ise sıvı kabı ıslatır, büyük ise ıslatmaz. Bir kapiler içerisindeki sıvının kapiler duvarları ile yaptığı açı 90 0C den küçük ise sıvı kapiler yüzeyini ıslatır ve sıvının yüzeyinde iç bükey bir menisküs oluşur. Temas açısı 90 0C den büyük olması halinde sıvı kapileri ıslatmaz ve dış bükey bir menisküs oluşur.


Metod:


Image56 YÜzey Gerİlİmİ
Yukarıdaki şekilde görüldüğü gibi sıvı kabın içine camdan bir kapiler konulmuştur. Ve sıvı bu kapilerin içerisinde yükselir. Kapilerde yükselerek cidarı ıslatan tüm sıvıların yüzey gerilimlerinin belirlenmesinde bu yöntem kullanılabilir.


Kılcal içindeki sıvının yükselmesi toplam yüzey alanını azaltır ve serbest enerji minumum bir değere düştüğünde dengeye ulaşılır. Sıvının daha fazla yükselmesi durumundaysa yükselmeyle yüzey alanındaki azalma ile kazanılandan daha fazla serbest enerji sıvının kolondan yükselmesiyle kaybedilir.


Sıvının dl kadar yükselmesiyle yüzey alanındaki azalma 2p rdl olurken buna karşı gelen yüzey enerjisindeki azalma ;


dGy= g dA= g 2p rdl


olacaktır. I yüksekliğinde r yoğunluğundaki sıvının bir miktar yükselmesiyle p r2 dl lik bir hacim artışı meydana gelir ki böylece serbest enerjideki değişim


dGa= p r2r ldl


olur. İki serbest enerji değişimi biribirine eşit olduğunda yükselme durur. Bu denge anında hesaplanan yüzey gerilimi;


dGy= dGa


g 2p rdl=p r2r ldl
Image27 YÜzey Gerİlİmİ
yazılabilir. Eşitliğin sağında yer alan değişkenler ölçülebileceğinden g değerinin büyüklüğü belirlenebilir. Bu eşitlik sıvının tamamıyla camı ıslattığı kabul edilerek çıkartılmıştır. Camı tamamen ıslatmayan sıvılar için ise cam sıvı arasındaki q açısına bağlı olarak farklı bazı yaklaşımların kullanılmasıyla benzer bir ifade çıkarılabilir.


2.Damla Ağırlığı Metodu


Bu yöntemde yüzey gerilimini belirlemek için aşağıdaki şekilde gösterilen Traube Stalagmometresi kullanılır.


Image28 YÜzey Gerİlİmİ
Bu metoda göre kılcal bir borudan düşen damlanın ağırlığı mg , tam düşme anında borunun çevresindeki sıvının yüzey gerilim kuvvetine eşit olacaktır.


2p rg =mg


g =mg/2p r


Fakat damlanın düşüş anı fotoğrafları alındığında damlanın boru ile sıvının tam birleştiği yerden kopmadığı düşen damla ile borunun ucu arasında bir miktar sıvı kaldığı gözlenmiştir. Bu bakımdan yapılan araştırmalar yukarıdaki bağıntı yerine


Image29 YÜzey Gerİlİmİ
eşitliğinin daha geçerli olduğunu göstermiştir. Buradaki F değeri r/V1/3 terimiyle orantılıdır. Sabit hacimde bir sıvının yüzey gerilimini Traube Stalogmometresi ile ölçmek için ,tübün ucundaki bir kılcal borudan sıvı serbest düşmeye bırakılır ve düşen damlalar sayılır. Eğer ayni hacimde verilen bir karşılaştırma sıvısı ile deneme yapılırsa, bilinmeyen sıvının yüzey gerilimi F faktörleri birbirine eşit kabul edilerek



Image30 YÜzey Gerİlİmİ

veya



Image31 YÜzey Gerİlİmİ

eşitliğinden hesaplanabilir. Buradaki n1 ve n2 , d1 ve d2 yoğunluklarına sahip sıvıların V hacmindeki Stalagmometreden damlatılarak sayılan damla sayısıdır.