Bios etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bios etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ocak 2011 Salı

Çekirdek Sayısı Ne Kadar Artabilir?


Kaç Çekirdek?

İlk iki çekirdekli işlemci modellerinin piyasaya çıkmasından bugüne kadar, bir işlemcinin diğerinden hızlı olup olmadığını anlayabilmek için ilk bakılan özellik çekirdek sayısı oluyordu.


Dört çekirdekli işlemci modelleri ile iki çekirdekliler arasında kayda değer bir performans farkı bulunuyor. (Bir İşlemcinin Doğuşu)


Bu sene içerisinde Intel'in piyasaya çıkardığı Core i7 980X ve Core i7 970 ile AMD'nin Phenom II X6 adlı modelleri masaüstü bilgisayarları altı çekirdekle tanıştırdı.



Hep Artacak mı?


İki çekirdekten dörde, dörtten de altıya geçiş, insanların bu sürecin bu şekilde ilerleyeceğini düşünmesine yol açıyor.


Ancak yapılan bazı araştırmalar, mevcut işlemci mimarileri ile çekirdek sayısının artışında da bir doğal sınıra yaklaşıldığını haber veriyor


Çok Çekirdek, Yüksek Performans


M.I.T. bünyesinde çalışan bir grup araştırmacının yayınladığı bir makale, çok sayıda çekirdeğin genel performansı nasıl etkilediği ve daha çok çekirdeğin her zaman daha yüksek performans anlamına mı geleceğini irdeliyor.


"An Analysis of Linux Stability to Many Cores" adlı makale çok çekirdekli işlemciler ile Linux ilişkisini konu alsa da genel olarak tüm yazılım ve donanım dünyasını aydınlatacak bilgiler sunuyor.


Yapılan araştırmada, çok çekirdekli işlemciler ile yaşanan sorunların on iki ve üzeri çekirdeğe sahip modellerde baş göstermeye başladığı belirtiliyor.



Artış Yavaşlıyor


Sekiz ve altı çekirdekli işlemcilerin toplamda 48 çekirdekli gibi çalıştığı bir sistem oluşturan araştırmacılar, bu sistemle çeşitli testler yapmışlar.


Testlerin sonucunda, dört ve altı çekirdekli işlemcilerin gösterdiği performansla karşılaştırıldığında, 48 çekirdekli gibi çalışan sistemin performansının beklentilerin epey altında kaldığı görülmüş


Çok Çekirdekli İşlemci Nasıl Çalışır?


Çok çekirdekli bir sistemde, çekirdekler genelde aynı veri grubu ile ilgili işlemler yaparlar. Veriler her hangi bir çekirdek tarafından istendiği sürece, o verinin bellekten silinmemesi gerekir.


Bu yüzden, bir çekirdek veri üzerinde çalışmaya başladığı zaman merkeze bir sayaç sinyali gönderir. Çekirdeğin veri ile işi bittiği zaman ise sinyal kapanır.



Dört çekirdekli bir işlemcinin blok diyagramı genelde bu şekildedir


Tek Tek Kontrol


Sayaç sinyali daha sonra mevcut diğer çekirdeklerin de bu veriyi talep edip etmediklerini anlamak için teker teker hepsini kontrol eder. Kontrol işlemi tamamlandığında, işletim sistemi verinin silinebileceğini anlar ve bellekten siler.


M.I.T. araştırmacıları, çekirdek sayısı fazlalaştığında sayaç sinyalinin dolaşması için geçen sürenin çok arttığını ve performansın düştüğünü keşfetmişler.


Çok Çekirdek, Çok İşlem


Yapılan çalışmaya göre, yaşanan bu sıkıntının temelinde ön bellekle ilgili sorunlar yatıyor. Bunların başında bir çekirdeğin, başka bir çekirdeğin daha önceden yazdığı ön belleği yeniden yazmak istemesi geliyor.


Her bir çekirdeğin kendine has bir ön belleği bulunur. Bir çekirdek başka bir çekirdeğin daha önceden ön belleğine aldığı bir veriyi yazmak istediği zaman ön bellek uyum protokolü devreye girerek daha önceden alınan ön bellek kopyalarını bulup iptal eder.



AMD'nin yeni nesil mimarisinde farklı bir yaklaşım bulunuyor


Zaman Alan Bir İşlem


Bir çekirdek, başka bir çekirdeğin yeni yazdığı bir veriyi okuduğunda, ön bellek uyum protokolü veriyi içeren ön belleği bulana kadar okumaya izin vermez.


Doğru ön bellek bulunduğunda bu işaretlenir ve bundan sonra verinin okunmasına izin verilir.


Bu işlemlerin her biri RAM'den veri transferi yapmak kadar zaman alıyor ve çekirdek sayısı fazlalaştıkça bu işlemlerin de sayısı arttığından performansta düşüş olabiliyor.


Sorunun Farkında mıyız?


Günümüzde sıkça kullanılan iki ve dört çekirdekli işlemcilerde böyle bir sorun yok denecek kadar az.


Ancak, işlemcilerin gelişim süreci çekirdek sayısının artışına bağlı olduğundan, bundan birkaç yıl sonra, çekirdek sayısı daha da arttığında mevcut mimarinin performans artışına izin vermeyeceği aşikâr.


Araştırmacıların iddiasına göre, çekirdek sayısı 48'e ulaştığında yeni bir işlemci mimarisine geçmek şart olacak.


İşlemci pazarının devleri olan Intel ve AMD, bu sorunun farkında gözüküyorlar ve iki marka da kendilerine özgü çözümler üzerinde çal


Artık yeni nesil işlemcilerde entegre GPU bulunuyor


CPU - GPU Kucaklaşması


Intel daha önce, 16 çekirdeğin üzerine çıkıldığında, sadece çekirdek ekleyerek elde edilen verimin düşebileceğini ve yazılım teknolojisinin tüm çekirdeklerden faydalanabilmek için gelişmesi gerektiğini belirtmişti.


Bu durum şu an bile doğru. İşlemci üreticileri artık, CPU'ların yanına grafik işlemcileri de entegre ederek uygulama hızını artırma ve kayar nokta performansını yükseltmeyi hedefliyorlar.


Intel'in yakın bir zaman içerisinde sunacağı Sandy Bridge mimarisi de çok çekirdekli işlemcilerde yaşanabilecek sıkıntıları çözmeyi hedefleyerek tasarlanmış. AMD ise Fusion işlemcileri ile CPU – GPU birleşmesini sağlayarak bir çözüm getirmeye çalışıyor.


Yazılım Hazır Olacak mı?


İşlemciler çekirdek sayısıyla ilgili çözümler üzerinde çalışırlarken, yazılım tarafı hazır olabilecek mi?


İki ve dört çekirdekli işlemcilerin yaygın hale gelmesinin üzerinden yıllar geçmiş olmasına rağmen en popüler yazılımlar bile çekirdeklerin tam potansiyelini kullanamayabiliyorlar.


Bu yüzden, belli bazı yazılımlar dışında, dört çekirdekli ile altı çekirdekli işlemciler arasında çok da büyük bir performans farkı olmuyor


Çok çekirdekten faydalanabilen yazılım sayısı halen çok fazla değil


Donanım - Yazılım Yarışı


Bundan sonra ise akla gelen soru ise gelecekte daha çok çekirdek sayılarına ulaştığımızda ne olacak? 48 çekirdek, yazılımların kullanması için çok mu fazla?


Her bir çekirdeğin ön belleğini teker teker kontrol etmek, elde edilmesi beklenen performansı ne kadar düşürecek? Kullanılacak yazılımlar bu sorunların çözümüne ne kadar katkı sağlayabilecek?


Tüm bu soruların cevapları önümüzdeki birkaç yıl içerisinde cevap bulacak. Eğer mevcut mimari değiştirilemezse, işlemcilerin gelişim süreci nasıl bir yola girecek bu da en çok merak edilen konulardan biri
Alıntı shiftdelete


 



İşlemciler Nasıl Soğutuluyor


İşlemciler Nasıl Soğutuluyor

İşlemci soğutmasının yeterli olmadığı durumlarda sisteminizde yavaşlamalar, hatalar veya kilitlenmeler meydana gelebilir.
Overclock meraklıları için önemli etkenlerden biri olan soğutma, bilgisayarınızın stabil bir şekilde çalışabilmesi için de son derece önemlidir. Elektrik akımı sıcaklık üretir. Bunun can sıkıcı olduğu düşünebilirsiniz, fakat PC'nizin işlemcisinin yüksek hızlara çıkabilmesi bu fiziksel olay sayesinde olur.


Isı, kinetik bir enerji olduğu için yok edilmesi mümkün değildir. Bir işlemciyi soğutmanın yolu, sıcaklığı ondan mümkün olduğu kadar uzağa taşımaktan geçer. Böylelikle işlemcinizin hasar görmesini engellemiş olursunuz.


Bilgisayarınızın içersindeki teknoloji inanılmaz derecede karışık da olsa, ne kadar hızlı çalışacağını belirleyen bir heatsink ve fandır.


Isı yayıcı ve fanlar


En basit soğutma ısı yayıcılarla sağlanabilir. Isı yayıcılar pasif olarak ısıyı dağıttıklarından güç tüketimi yapmazlar. Isı işlemcinizin yüzeyinden daha geniş yüzey ve hacme sahip olan bir maddeye iletilir ve sonunda havaya aktarılır. İşlemciyle temas eden bölüm genellikle ısı iletimi yüksek olan bakırdır.


Havayla ısıyı dağıtmak pek etkili bir yol olmadığı için ısı dağıtıcıya bir fan ekleyerek hava dolaşımı sağlanabilir ve daha iyi bir soğutma elde edilebilir. Çoğu kullanıcı için bu soğutma yeterli olacaktır.
Bir sonraki adım ısı yayıcılarda daha iyi maddelerin kullanılmasıdır. Bakır yerine karbon nano-tüpler kullanılarak ısı iletkenliği 1,5 katına kadar çıkarılabilir.


Yine de bakır ısı yayıcılar, karbon nano-tüplere göre çok daha ucuzdur ve yeterince iyidir.


Isı boruları



Yüksek miktarda ısıyı dağıtmanın başka bir yolu da ısı boruları kullanmaktır. Bir madde sıvı durumundan gaz durumuna (veya sıvı durumundan katı durumuna) geçtiğinde yüksek miktarda ısı dağıtılır.


Buradaki temel prensip buzdolabınızda kullanılan ile aynıdır.
PC soğutucularındaki borular, içlerinde az miktarda saf su bulundurur. Boru içindeki basınç düşüktür, bu sayede içindeki suyun kaynama seviyesi aşağı çekilir. Borunun içinde fitil yerine geçen bir tabaka bulunur.


Sıcaklığın kaynağı olan bölümde su kaynar ve gaz haline gelen su borunun uçlarına yayılır. Burada fitil üzerinde yoğunlaşan su tekrar ısı kaynağına geri döner.


"Buhar odası" da ısı borusunun başka bir çeşididir. Bu tür ısı yayıcılarda borular işlemcinin üzerine sığacak şekilde düzleştirilmiş, ısı yayıcı boruların üzerine yerleştirilmiştir.


Sıvı soğutma


PC'lerdeki sıvı soğutma, otomobillerdeki kaloriferlerle nerdeyse aynı mantıkla çalışır. Suyun işlemci üzerindeki blok üzerinde dolaşması ve ısının havaya dağıtıldığı kanatçıklara iletilmesi sağlanır.


Sıvı soğutma, hava ile soğutmaya göre sıcaklığı işlemciden çabucak uzaklaştırabilen daha etkili bir yöntem. Önceleri sıvı soğutma sistemlerini bilgisayara entegre etmek zor olsa da artık sıradan ısı yayıcılar kadar kolay kurulabiliyorlar.


Sıvı soğutmada ısı değişiminin yapıldığı son bölüm olan radyatör, çok da etkili olmayan bir parça sayılabilir. Fakat birden çok fanı bulunan büyük bir radyatörü kasanıza sığdırabilir ve performansı artırabilirsiniz.



Termo-elektrik soğutucular


Termo-elektrik soğutucular ısıyı aktarmak için "Peltier etkisi"ni kullanır. Bu sistemde iki farklı yarı iletken karşı karşıya sıkıştırılır ve elektrik akımı uygulanır. Böylelikle ısı bir taraftan diğer tarafa iletilir. Polariteyi değiştirmek akım yönünü de ters çevirmektedir.


Sistemin çalışması ısı borularındakine benzer, fakat burada elektronlar kullanılır. Bu yöntemin çok etkin olduğu söylenemez, ama sistem sabittir ve bakım gerektirmez. Termo-elektrik soğutucular, heat-sink'lerin yapamadığı ortam sıcaklığının altında bir soğutmayı da sağlayabilir. Fakat bu PC içersindeki parçalar üzerinde yoğunlaşmaya yol açmaktadır.


Termo-elektrik soğutucular, diğer soğutucular yanında pahalı bir alternatif olarak durmaktadır. Termo-elektrik soğutucu ile sıvı soğutmayı bir arada kullanarak gayet iyi sonuçlar alınabilir.


Diğer yöntemler ve sonuç



Çözümler arasında kaba kuvvete başvurmak da sayılabilir. Bir klimanın buhar sıkıştırma birimini PC'nize entegre edebilirsiniz. Bu yöntem evde kullanılan bilgisayarlar için gereksiz olabilir ve yoğunlaşma sorununa da yol açabilir.


Tüm bilgisayarı iletken olmayan bir sıvının içine batırmak da diğer cesur yöntemlerden.



Pilleri Verimili Kulanmanın Yolları ( Piller Hakında Herşey)


Kullandığımız elektronik cihazların artık büyük bir çoğunluğu taşınabilir oldu. Bilgisayarlar, telefonlar ve buna benzer tüm cihazları rahatlıkla yanımızda taşıyıp, istediğimiz yerde kullanabilmek artık lüks değil standart haline geldi.


Taşınabilir cihazların yapabildikleri arttıkça, bunları yanımızda taşımaya duyduğumuz ihtiyaç da aynı oranda arttı. Çoğu insan dizüstü bilgisayarı ya da akıllı telefonu olmadan yaşayamaz hale geldi.
bu ürünleri istediğimiz her yere götürüp, kullanabilsek de hala çok önemli kısıtlamalar altındayız. Bunların başında da piller geliyor. Bu cihazları kullanma limitimiz pilimizin ömrüyle kısıtlı.


Pil Ömrünü Artırmak


Pil ömrünü artırmak için çalışmalar sürekli devam ediyor. Bir iş günü boyunca şarj etmeden kullanabileceğimiz dizüstü bilgisayarlar, günlerce şarj ihtiyacı duymayan akıllı telefonlar yavaş yavaş yaygınlaşıyor.


Pil ömrü konusunda bu gelişmeler olurken, bu konuda aşılması gereken acı bir durum daha var. Şarj edilebilen her pil günün birinde kullanılmaz hale geliyor ve buna henüz bir çözüm bulunabilmiş değil.


Lityum-İyon Piller


Taşınabilir elektronik cihazlardaki pillerden bahsettiğimiz zaman akla ilk olarak lityum-iyon piller geliyor. Piyasada bulunan neredeyse tüm elektronik cihazlarda lityum-iyon piller kullanılıyor. (Hangi Dizüstü Bilgisayar Bana Göre?)


Bir lityum-iyon pil kısaca şu şekilde çalışır: Lityumdan yapılmış pozitif elektrod (anot), karbondan imal edilmiş negatif elektroda bağlanır.


Bir pili şarj etmek demek, lityum anot üzerindeki iyonları karbon katodun üzerine geri itmek demektir. Karbon katottan, lityum anoda iyonların gönderilmesi, cihazlarınızın çalışması için gerekli olan elektrik akımını oluşturur.


Pillerin çalışması ve şarj olması işlemlerinde iyonlar yer değiştiriyor


Kimyasal Reaksiyon


Temel olarak baktığımızda, şarj etmek ve şarjın boşalması kimyasal reaksiyonlardır. İyonların anottan katoda, sonra da tekrar geri gönderilmesi her iki madde üzerinde de temel değişiklikler olmasına yol açar. Aslına bakılacak olursa tüm pil çeşitleri temelde bu prensiple çalışırlar.



Lityum-iyon pillerin taşınabilir elektronik cihazlar için en uygun pil tipi olmasının nedeni hafif ve bir şarjda uzun süre çalışabilmelerinin yanı sıra çok fazla kez şarj edilebilmeleridir.


Lityum-iyon piller diğer pillere göre çok daha fazla sayıda şarj edilebiliyor olsalar da onların da bir sınırı var.


Kimyasal Reaksiyon


Temel olarak baktığımızda, şarj etmek ve şarjın boşalması kimyasal reaksiyonlardır. İyonların anottan katoda, sonra da tekrar geri gönderilmesi her iki madde üzerinde de temel değişiklikler olmasına yol açar. Aslına bakılacak olursa tüm pil çeşitleri temelde bu prensiple çalışırlar.


Lityum-iyon pillerin taşınabilir elektronik cihazlar için en uygun pil tipi olmasının nedeni hafif ve bir şarjda uzun süre çalışabilmelerinin yanı sıra çok fazla kez şarj edilebilmeleridir.


Lityum-iyon piller diğer pillere göre çok daha fazla sayıda şarj edilebiliyor olsalar da onların da bir sınırı var.


Her Pilin Bir Ömrü Var


Pillerin ömürleri fabrikadan çıktıkları ilk andan itibaren azalmaya başlar. Bu süreç ne yazık ki engellenemez ve geri döndürülemez.


Ne kadar az kez şarj edilmiş ya da kullanılmış olsa da bir lityum-iyon pil birkaç seneden sonra kullanılmaz hale gelmeye başlar.


Yoğun şekilde kullanılan bir lityum-iyon pilin ömrü iki yıldan daha az olabilir. Bu süre geçildiğinde pilin kapasitesi üçte birin daha altına düşer.


Pillerin çalışma şeklinin kimyasal bir reaksiyon olduğu düşünülürse, bir bozulma olmasını beklemek normaldir. Sonuçta, hiçbir kimyasal reaksiyon mükemmel değildir, tüm reaksiyonlarda bir enerji kaybı ve atık çıkışı mutlaka olur. Piller de elbette bunlardan nasibini alır.



Bozulma Nasıl Olur?


Lityum-iyon piller yaşlandıkça anot ile katod arasındaki iyon akışında engeller çıkmaya başlar. Bu tip pillerdeki bozulma genel olarak lityumdan yapılmış bölümde olur.


Sürekli devam eden iyon alışverişi lityumun yapısını bozarak sonraki reaksiyonlara daha az tepki vermesine neden oluyor. Bunun dışında, sürekli devam eden iyon alışverişi katod ve anot üzerinde çözülmüş metal birikmesine sebep oluyor.


Bu da iki elektrod üzerinde istenmeyen bir metal kaplama oluşmasına ve bunların reaksiyona tepki vermelerine engel oluyor.


Buna ek olarak, pillerin içindeki elektrolitler de zamanla bozulur ve katodun üzerinin paslanmasına neden olurlar. Yapısı bozulmuş elektrodlar, metal birikimi ve paslanma bir pilin ömrünün bitmek üzere olduğunun en önemli işaretleridir.


Uzun Bir Ömür


Eğer taşınabilir, küçük ve ucuz pilleri kullanmaya devam etmek istiyorsak şimdilik bu duruma katlanmak zorundayız.


Daha büyük ve pahalı pil tiplerinin bozulması daha uzun zaman alsa da bunları taşınabilir elektronik cihazlarda kullanmak çok da rahat olmaz.


Tek bir şarj ile uzun süre çalışan, ucuz ve küçük bir pilin dezavantajı günün birinde ölmesi oluyor



Modası Geçiyor


Aslına bakılacak olursa, lityum-iyon pillerin sunduğu ortalama iki yıllık ömür için çok az demek de haksızlık olabilir.


Teknolojinin hızla geliştiği bu dönemde, bugün aldığımız bir cihaz bundan iki sene sonra eski moda oluyor.


Birçok insan, maddi durumları da iyiyse, her iki üç senede bir elektronik cihazlarını yeniliyorlar, dolayısıyla pillerinin ölmesi insanları çok da fazla etkilemeyebiliyor.


Yeni Teknolojiler


Pillerin günün birinde kullanılmaz hale gelmesinin önüne yeni teknolojilerle geçilebilir. Ancak, günümüzde kullandığımız lityum-iyon pillerin fiziksel sınırlarına ulaşmış durumdayız.


Eğer pillerin çalışma ömürlerini uzatmak istiyorsak farklı bir pil teknolojisine geçilmesi şart gözüküyor. Bu alanda yapılan çalışmaların odak noktasını pilde kullanılacak anodlar oluşturuyor.


Kullanılan katodlar genelde karbon türevlerinden üretiliyor. Bunlara zaman zaman silikon da eklenebiliyor. Böylece daha yüksek enerji yoğunluğu elde edilebiliyor. Anot için ise lityumdan başka bir madde arayışı var. (Metan Gazı İle Laptop Çalışır mı?)


Otomobil Pilleri


Pil teknolojisinde son dönemde hızlı bir gelişim yaşanıyor. Bunun sebebi ise elektrikli otomobiller üzerindeki çalışmaların hız kazanması



Yeni Teknolojiler


Pillerin günün birinde kullanılmaz hale gelmesinin önüne yeni teknolojilerle geçilebilir. Ancak, günümüzde kullandığımız lityum-iyon pillerin fiziksel sınırlarına ulaşmış durumdayız.


Eğer pillerin çalışma ömürlerini uzatmak istiyorsak farklı bir pil teknolojisine geçilmesi şart gözüküyor. Bu alanda yapılan çalışmaların odak noktasını pilde kullanılacak anodlar oluşturuyor.


Kullanılan katodlar genelde karbon türevlerinden üretiliyor. Bunlara zaman zaman silikon da eklenebiliyor. Böylece daha yüksek enerji yoğunluğu elde edilebiliyor. Anot için ise lityumdan başka bir madde arayışı var. (Metan Gazı İle Laptop Çalışır mı?)


Otomobil Pilleri


Pil teknolojisinde son dönemde hızlı bir gelişim yaşanıyor. Bunun sebebi ise elektrikli otomobiller üzerindeki çalışmaların hız kazanması.


Hibrit otomobillerin yaygınlaşması için pil teknolojisinin gelişmesi gerekli


Otomobil üreticileri, dizüstü bilgisayar ve akıllı telefon üreticileri gibi bir iki yıl sonra kullanılmaz hale gelen piller üretme lüksüne sahip değiller. Otomobillerdeki pillerin çok daha güçlü ve yüksek kapasiteli olmasının yanı sıra çok uzun ömürlü olmaları şart.


Kullanıcı Baskısı


Pil teknolojisinin gelişmesi için oluşması gereken bir durum da kullanıcı baskısı ve bu da olabilir. Örneğin telefon kontratları daha uzun tutulsa ya da yeni özellikler ekleme yarışı yavaşlarsa, insanlar birkaç yıl arayla cihazlarını değiştirmek zorunda kalmazlar.


Böylece pillerin ömürleri daha büyük önem kazanır ve üreticiler üzerindeki baskı daha da artar. Bu olursa, aynı otomobil üreticileri gibi dizüstü bilgisayar ve telefon üreticileri de çok uzun ömürlü piller üretmek zorunda kalacaklar


alıntı ShiftDelete



PC'lerimizin Değişmez Yapısı BIOS'un Günleri Sınırlı


 
Kral ölüm döşeğinde, yeni kral şimdiden çok yaşasın. PC'lerimizin değişmez yapısı BIOS'un günleri sınırlı. Peki yerine ne gelecek ve hangi avantajları sunacak?


Eski göz ağrımız, modern bilgisayarların ilk günlerinden beri yanımızda olan BIOS'un günleri artık sınırlı. UEFI (The Unified Extensible Firmware Interface-Birleşik Genişletilebilir Aygıt Yazılımı Arayüzü), üstün özellikleriyle, yeni nesil bilgisayarlarda BIOS'un yerini alacak. UEFI, günümüzün donanımlarında, BIOS'a oranla çok daha uyumlu olacak ve donanımların gerçek güçlerini ortaya çıkarmasına tanıyacak. 

 

En Büyükler UEFI'ın Arkasında 

Aslında UEFI, piyasaya yeni sürülmüş bir yapı değil. Intel, 2003 yılında, Itanium IA64'de, BIOS'un altında UEFI'dan faydalanmıştı. UEFI'ın arkası da epey sağlam: AMD, AMI, Apple, Dell, HP, IBM, Insyde, Intel, Lenovo, Microsoft ve Phoenix, bu yeni yapıdan faydalanmaya kararlı. 

BIOS Neden Tarih Oluyor? 

BIOS, 25 yıl önce kullanıcılarla tanışmıştı. O zaman işi son derece kolaydı. Floppy disket desteği ve bir iki bellek ayarlaması yapıyor ve arkasına yaslanıp, bilgisayarın çalışmasını izliyordu. Şimdi ise dahili ve harici optik diskler, Terabyte'larla ölçülen sabit diskler, gelişmiş ekran kartları, onlarca farkılı düzenleme seçeneği bulunan ekran kartları ve overclock (hız aşırtması) yapılmak istenen işlemciler, dört bir yanı sardı. 

BIOS'un diğer önemli sorunu, hâlâ modası geçmiş 16 bitlik veriyolu ile çalışması. Gelişmiş aksesuarlara karşı yetersiz. 64 bitlik işletim sistemleriyle sorun yaşıyor. Güncellenmesi pek kolay değil ve bazı donanımlarla sorun yaşayabiliyor. 

UEFI Desteği 

UEFI'ı yani The Unified Extensible Firmware Interface - Birleşik Genişletilebilir Aygıt Yazılımı Arayüzü, 64 bitlik Windows Vista SP1 ve yine 64 bitlik Windows 2008 Server destekliyor. Lakin bir veya iki yıl içerisinde, dev üreticilerinin de desteğiyle, dört bir yanda UEFI ile karşılaşabileceğiz ve bu da BIOS'un sonu anlamına gelecek. 

 
UEFI Neler Yapabilir?

  

UEFI o kadar komplike bir yapı ki, işletim sistemlerine benzetilebilir. Boot servisleri, veri transferleri, gelişmiş grafik yongası desteği, zaman, tarih ve NVRAM ile uyumlu. Sistem bilgisini ve donanımlarını, azami performans için optimize ediyor ve pek çok sürücüye tam destek veriyor. 

 

Intel İle Deneme Bir - İki - Üç 

UEFI testleri şimdiden başladı bile. Testte kullanılan anakart ise DP55KG oldu. Test, genel olarak uyumlu geçmesine rağmen, RAID sınırlamaları ile karşılaşıldı. Eğer dörtten fazla sabit diski kurmaya çalışırsanız, 2 TB'dan fazla kapasite sunan sabit diskler, tanınma sorunları ile karşılaştı. 

 

Bu problem, günümüz için önemli bir sorun olmasa da, yakında 3-4 TB'lık disklerin revaçta olacağını unutmamak şart ve düzeltilmesi gereken bir sorun olduğu kesin. 

alıntı
ShiftDelete.