Ev ve Pratik Bilgiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ev ve Pratik Bilgiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Şubat 2011 Pazartesi

Abajur Nedir?

Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan lamba siperine Abajur denir. Abajur, (Fransızca Abat-jour) bir lambanın ışığını belli bir noktaya yöneltmeye ya da yumuşatarak yaymaya yarayan aygıt demektir.


Ayrıca üzeri siperlikli lamba anlamına da gelmektedir. Lambanın Abajurla donatılmaya başlanması, Avrupa’da 17. yüzyıla rastlar. İstenilen ışığa göre, abajur ışık geçirmez (kalın kağıt, metal) ya da yarı saydam olabilir ( Cam, porselen, kumaş, hasır). Abajurun biçimi ve malzemesi modaya bağlı olarak gelişti.


19. yüzyılda opalinden yarı küresel abajurlar, 1900'de tavan askısı bakır abajurlar 1930'lu yıllarda yuvarlak lambalara takılan koni biçiminde abajurlar, 1950'li yıllarda silindir biçiminde Abajurlar yapıldı.


Çağdaş ışıklandırma gereçlerinde pleksiglastan, kalıba dökülmüş plastikten, lake saçtan, çelikten vb. geometrik biçimde abajurların yapılmaya başlanmıştır.

11 Şubat 2011 Cuma

Banyodaki Havlular Niçin Çabucak Kokuyor?

Banyodaki havlular yıkanıldıktan sonra, yani vücudumuz tertemiz iken kullanılır ve sadece vücudumuza değerler. Buna rağmen birkaç gün içinde bu havlular kokmaya başlarlar. Bunun sebebi vücudumuz değil vücudumuzdaki ölü deri hücreleridir. İstediğimiz kadar bol su ve sabunla yıkanalım, su ile birlikte kirlerin ve bakterilerin gittiğini zannedelim, yine de vücudumuz üstünde ölü deri hücreleri kalır ve kurulanırken bunlar havluya geçer. Bundan sonraki sorun havalandırmadır. Zaten havası devamlı nemli olan banyolar küflenme için ideal ortamlardır. Bu nedenle banyoları yıkanma sırasında değil de az sonra açıp havalandırmak gerekmektedir. Aksi takdirde havluya sinmiş deri hücreleri süratle kokuşmaya başlarlar.


Ellerimizi yıkadığımızda sabunun görevi derimiz üzerindeki bakterileri gevşetmektir. Ellerimizi bir havlu ile kuruladığımızda bu gevşemiş bakteriler de havluya geçer. Dolayısıyla ellerimizi sabunla yıkadıktan sonra kurulamadan ıslak bırakmanın temizlik bakımından pek faydası yoktur. Daha ziyade halka açık yerlerde ve işyerlerinde tuvaletlerde kullanılan elektrikli el kurutucuları elleri kuruturlar ama bakteriler yine deride kalırlar. Bu nedenle temizlik açısından havlular, tabii ki temiz olmak şartıyla, sıcak hava üfleyen elektrikli kurutuculardan daha etkindirler.


Havluların diğer kumaşlardan farkını yaratan, suyu kolayca emme özelliğini veren, kullanılan ipliğin cinsi ve daha önemlisi havlu kumaşının dokunuş biçimidir. Havlu kumaş, kumaşın iki yüzünde halka gibi kıvrılmış iplikler bırakan, ana çözgüden ayrı bir çözgüyle dokunur. Havlu kumaş yapımında daha çok pamuk ipliği kullanılır ve özel bir işlemden (apre) geçirilerek su emme gücü arttırılır.


Türkiye'de havluculuk 18. yüzyılın başından itibaren Bursa'da gelişmiştir. Bunun nedeni Bursa'da kadife dokumacılığının dünya çapında gelişmiş olmasıdır. Havluculuk, kadife dokumacılığınm bir yan ürünü olarak doğmuştur. Havlu ismi de Hav'lı kumaş anlamında Arapça'dan gelmektedir. “Hav” Arapça'da kadife, çuha gibi kumaşların yüzeylerindeki ince tüylere verilen addır. Hav'sız olarak yapılan ve peşkir de denilen keten havlular ise ayrı bir imalat konusudur.

Kumaşlar Yıkandıktan Sonra Niçin Çeker?

Bir kot pantolon aldığımızda hemen paçalarını boyumuza göre bastırıp giymek isteriz. Ama daha sonra daha ilk yıkamada kumaşın boyu ne kadar çeker endişesini yaşarız. Çünkü pantolonun boyunu tekrar uzatmak artık mümkün değildir. O halde kumaşlar yıkanınca niçin çekiyorlar? Islandıklarında mı çekiyorlar yoksa kururken mi? Pantolonun boyunu ayarlamadan önce kaç kere ıslatmalıyız? Sıcak suda mı daha çok çekerler, soğuk suda mı?


Yünlü kumaşların veya giysilerin ıslanınca çekme olayı biraz karışıktır, çünkü nem ve ısı şartları liflerin sadece boylarını değil çaplarını da değiştirirler. Ham iplik, kot kumaşı olmak üzere dokunurken dayanıklılığını arttırmak için tabii boylarındaki liflere bükümler, yani bir çeşit düğümler ilave edilir. Kumaş ıslanınca yün lifleri şişerler. Liflerin bu genişlemesi ipliklerdeki bükümler arasındaki açıya da tesir eder ve iplerin boylarının kısalmasına neden olur. Aslında kumaş ıslanınca lifler şişliğinden boyunun az bir miktar uzaması gerekir ama bükümlerin açılarındaki deformasyonun yarattığı çekme kuvveti daha fazla olduğundan sonuçta kumaş boydan kısalır. Kumaş yıkandıktan sonra kurutulduğunda şişmiş lifler eski durumlarına gelirler. Ama kumaş ilk ölçülerine dönemez. Su, yüksek ısı, çalkalama ve sabun -ki burada lifler arasında yağlayıcı görevi görür- hepsi birden kumaşın çekmesini kolaylaştırır. Kumaş birkaç kere yıkandıktan sonra ölçüleri dengeye ulaşır ve bundan sonra ne kadar yıkanırsa yıkansın boyca kısalmaz.


Kumaşın çekme miktarı ipliklerin boyutlarına, miktarlarına, dokunma şekillerine, kıvrımlarına ve kumaşın geçmişine bağlıdır. Bazen kumaşa giysi olarak dikilmeden önce özel bir çekme işlemi uygulanır. Bu durumda kumaş ilerde yüzde birden fazla çekmez. Çarşıdan alınan kot pantolonların boylarından emin olmak için, paçaları bastırılmadan önce sıcak, sabunlu suda kuvvetlice yıkanmaları, sonra soğuk suyla durulanarak makinede kurutulmaları ve bu çevrimin üç kere tekrarı tavsiye ediliyor.

10 Ocak 2011 Pazartesi

Ütüyü keyifli hale getirebilirsiniz



Ütü yaparken, uygun hareket ve çalışma biçimini kullanın. Ortadan başlayıp dışa doğru çalışın. Sertçe bastırmaya gerek yoktur, özellikle buhar kullanırken, çünkü işi yapan buharın gücüdür, ağırlık değil.

İşte ütüleme hakkında hayatınızı kolaylaştıracak pratik bilgiler…

Isı nasıl ayarlanır?

Dolabınızda pek çok tür kumaştan giysi bulunur. Bunların her birini farklı bir ısıyla ütülemek gerekir.

* Sentetikler ve ipek kumaşlar için düşük ve orta ısılar yeterlidir.
* Pamuklu ve ketenler için yüksek ısı kullanın.
* Yünlüleri orta veya yüksek ısıda ütüleyin.

Hangi kumaş nasıl ütülenmeli?

Fitilli kadife ve kadife: Kalın bir örtüyü ütü masasına yerleştirin. Giysinin içini dışına getirin ve ütüleyin. Zor ütülenen bölgeler için dikey buhar uygulayın.

Pamuk: Kumaşı düz yüzünden buharlı ya da kuru ütüleyin. Koyu, tok renklerle çalışırken, parlamayı önlemek için malzemeyi ters yüz edin.

Süsleme ve dantel: Danteli havlu kumaş üzerine yerleştirin. Buhar uygulayın, bastırmayın.

Örgü: Örgülerin kıvrımlarında ve örneklerinde, ütüyü doku boyunca hareket ettirerek dokuları germemek önemlidir. Bunun yerine ütüyü kaldırıp bastırmalısınız.

Metalik: Isıdan kaçının! Soğuk ütüyle hafifçe bastırın ve ince bir ütü bezi kullanın.
Havlu ve tüylü kumaşlar: Kumaşı, destekli bir yüzeye yerleştirin ve bastırmadan buhar fışkırtma özelliğini uygulayın.

Polyester: Polyester doğal bir doku değildir ve daha düşük bir erime noktasına sahiptir. Sıcaklık ayarları için etiketleri kontrol edin.

Kırışıkları azaltmak için ne yapmalı?

Giysileri ütüledikten hemen sonra asın. Kolalı ütüleme yaparken önce kumaşın iç kısmına su püskürtün, sonra kumaşın ütüden evvel her kısmının suyu emebilmesi için kumaşı elinizde toparlayın. Ütünün ısısını kontrol edin. Eğer kumaşa ütüyü temas ettirdiğinizde cızırtı sesi çıkarıyorsa, ısıyı düşürmeniz gerekir.

Neden uzunlamasına ütülemek gerekir?

Dairesel hareketler kumaşın esnemesine sebep olacağı için bu tür hareketlerden sakının. İnatçı kırışıklıklar için uzunlamasına buharla ütüleyin.

9 Ocak 2011 Pazar

Deri Koltukların Bakımı Nasıl Olmalı?

Deri koltuklar son derece şık görünümleri ile insanı cezp ediyorlar, fakat bakımları ile de fazlasıyla akıl karıştırıyorlar. İşte şık koltukların kolay bakım yolları…


Deri koltukların bakımı sanıldığı kadar da zor değildir aslında. Hatta kumaş koltuklara göre çok daha kolaydır. Dikkat etmeniz gereken tek nokta kullanacağınız temizlik maddesinin özelliğidir.


Yoğun asit içeren temizlik malzemeleri deri koltukların yıpranmasına ve deformasyona uğramasına neden olur.


Yoğun bir içeriği olan temizlik malzemelerinin yerine deterjansız bir nemli bez ile silinip ardından kuru bez ile kurulandığında deri koltuklarınız için en doğru temizliği sağlamış olursunuz.


Bu temizlik detayının yanında dikkat etmeniz gereken diğer noktalar ise şöyle;


* Deri ısıya karşı fazlasıyla hassastır. Çok yoğun güneş ışığına maruz kalmamalıdır. Ayrıca kalorifer önü, şömine ve soba önüne de konulmaması daha uzun ömürlü ve yıpranmamış olmasını sağlar. Çünkü deri, çok yüksek ısıyla karşı karşıya kaldığında kurur, çatlar ve sertleşir. Dolayısı ile görsel özelliğini tamamen yitirmiş olur.
* Deri koltuklarınızı kesinlikle elektrikli süpürge ve fırçayla temizlememelisiniz. Bu işlemler de yine çabuk yıpranmaya yol açabilir.
* Bunların dışında kontrolünüz dışında kahve, çay ya da farklı bir içecek döküldüğünde ise yine nemli bir bez ile silip ardından kuruladığınızda leke tutmayacak ve yeteri kadar temizlenecektir.
* Deri koltuklar için üretilen özel temizlik malzemelerinden de kullanabilirsiniz. 3-4 ayda bir yapacağınız deri koltuklarınızın ilk günkü kadar yeni görünmesi için yeterlidir.


Mahmure Dekorasyon Editörü: Gözde Tura

7 Ocak 2011 Cuma

Bahçenizi süsleyecek kış çiçekleri


Eğer bahçeli bir eviniz varsa ve kışın çok ağır kış koşulları olmayan bir iklimde yaşıyorsanız, kışın da bahçenize birbirinden güzel çiçekler ekebilirsiniz…


İşte kışın ekebileceğiniz çiçekler:


Kışın bahçeler ayrı bir ilgi ister. Havalar soğuduğu zaman doğal olarak toprak da soğuyor. İşte bu yüzden kış aylarında soğuğa karşı hassas bitkilerin diplerini doldurmanız gerekir.


Kasım ayından sonra çıplak köklü bitkiler dikilebilir. Aynı zamanlarda kışlık ve mevsimlik fideler de dikilebilir. Kışın yağan kar ve yağmurun toprakta fazla kalmaması için drenaj kontrolünü mutlaka yapmalısınız.


Özellikle çok soğuk bir bölgede yaşıyorsanız, sulama sistemlerindeki suyu boşaltmalı ve dondan zarar görmemesi için vanalarınızı da korumalısınız. Çim alanlarının üstüne 1 santimlik torf serilmesi tavsiye edilir.


Menekşe ve kasımpatı


Sonbahar biterken Kasım ayında dikilmesi uygun olan çiçekler şunlardır: Menekşe, süs lahanası, çuha, siklamen ve kasımpatı. Bu çiçekler soğukta yaşayabilirler, o yüzden bahçe ortamında da ekstra bir bakım yapmak zorunda değilsiniz. Doğal yollarla gerektiği kadar sulanırlar ve bu yeterlidir. Evin içinde ise istediğiniz tüm bitkileri kışın kolaylıkla ekip yetiştirebilirsiniz. Kışın, evler bitkiler için adeta birer seradır…


Duyarlı olun


Küresel ısınma yüzünden su kaynaklarımız hızla tükeniyor. Bu sebepten bahçenizdeki bitkileri ihtiyaç duyduklarından daha fazla sulamamaya ekstra dikkat etmelisiniz. Fazla sulamak hem bitkilerinize zarar verecek hem de suyu müsrif kullanmanıza yol açacaktır.


Bu nedenle eğer imkânınız varsa, hortum tabancası ve sulama fıskiyeleri gibi farklı püskürtme seçeneklerini kullanın.


Sulama işlemi, bitkiler için çok önemlidir ve ayrı bir özen gösterilmesi gerekir. Çimlerinizi ve çiçeklerinizi mümkün olduğu kadar akşamüzeri ve güneş battıktan sonra yapın. Kızgın güneşin altında sulanan çimler hızla sararır. Bu saatler daha az buharlaşma olacağı için bitkileriniz bu sudan çok daha fazla faydalanırlar.


Kış çiçekleri:


Dağ menekşesi, çuha çiçeği, süs lahanası, kasımpatı, şebboy, açelya, Atatürk çiçeği, sıklamen, nergis, krizantem, kasımpatı, yılbaşı çiçeği, kardelen…

5 Ocak 2011 Çarşamba

Çocuk odası için akıllı dekorasyon tüyoları


Uyumlu bir dekorasyon planı ile tasarlanacak çocuk odasının, zaman içinde oyun odası, yatak odası ve çalışma odası olarak kullanılacağını unutmayın!


Çocuk odasının dekorasyonu çocuğun doğumu ile başlayan ilk yılda kritik önem taşır ve bu odanın doğru dekorasyonu gelecek yıllarda aile bütçesine olumlu yansır. Çocuk odası dekore edilirken gelecek 5, 10 hatta 15 yıl hesaplanarak hareket edilmelidir. Odanın dekorunun temelini ve mobilyalarını basit tutmak, çocuğun büyümesi ile odanın uyum sağlamasına yaradığı gibi, çocuk odasının dekorasyonunun evin genel havası ile de uyumlu kalmasını sağlar.


Fonksiyonel mobilyalar


Çocuk odasına sağlam ve fonksiyonel mobilyalar konmalıdır. Genç yatağına dönüşebilecek çocuk karyolası, masa olarak da kullanım özelliği olan çekmeceli sehpalar, içine battaniye ve yastıkların kaldırılabileceği ve daha sonraki yıllarda üstüne bilgisayarın veya televizyonun konabileceği gardırop, çocuk odasında tercih edilebilecek fonksiyonel seçeneklerdir. Fiyatı ucuz tutabilmek için cilasız mobilyalar alınıp, daha sonra boyanabilir. Biraz zımparalayıp, birkaç kat boya çekerek, çekmecelerin kulplarını yenileyerek eski bir mobilyayı çocuğunuzun odasına koyabilirsiniz.


Fonksiyonel puflar tekrar popülerleşti. Ahşap küp şeklindeki puf, ebeveynler için yerleştirilen bir sallanan sandalyenin yanına konumlandırılabilir. Çocuk küçükken bu pufun üstüne oturup oyun oynar, daha büyüğünde ise sallanan sandalyede rahatça oturup müzik dinler.


Duvar kaplamaları


Eğer mobilyalar ve duvar kaplamaları basit tutulursa, çocuğun odasının diğer aksesuarları birkaç yılda bir kolayca değiştirilir. Yeni doğmuş bir çocuğun odasını yumuşak sarı tonda duvar kağıdı ile kaplamak mantıklıdır, nötr renge geçişi olduğu için çocuk büyüdükçe iyi görünecektir.


Duvar kağıdı bordürleri çocuğun odasına farklı anlamlar ve yenilik katmak için idealdir. Bu bordürler hayvan figürleri veya bebek motifleriyle yenilenebilir. Bordürlerde seçilen bir desen, parça halı, perde ve çarşafla tamamlanabilir.


Aksesuar seçimi


Bir odayı kişiselleştirmenin en iyi yolu aksesuar kullanmaktır. Çocuk büyüdükçe odasına konulabilecek renkli sandıklar, odanın dağınıklığına çözüm olabileceği gibi çocuk odasına da ruh katar.


Konulacak her sandığın, dergi ve kitapların içine konması gibi farklı bir amacı olmalıdır. Odaya raflar kurularak küçük oyuncaklar buralara konulabilir; aynanın yanına hobi aksesuarları yerleştirilebilir. Abajurlar ve yer yastıkları arada değiştirilerek renk trendleri yansıtılabilir.


Çocuk kendi odasını düzenlemek isterse…


8-12 yaşa ulaştığı zaman çocuk, odasının dekorasyonuna karışmak isteyebilir. Bu isteklere kulak verilmelidir, ama ev halkının zevki ve maddi koşullar arasındaki dengeyi kurmak ebeveynlere düşer. Tüm seçimleri çocuğunuza bırakmamalısınız, ama yine de ona zaman zaman seçenekler sunmanız, odasına kişilik katması için önemlidir.


Çocuğunuz ergenlik dönemine girdiğinde kendine örnek aldığı şarkıcıların ve sporcuların posterlerini odasına yapıştırmak ve odasının tüm dekorasyonunu kendi kontrol etmek isteyebilir. Bu durumda duvarın zarar görmemesi için posterlerin çerçevelenmesi daha uygundur, bantla yapıştırılması duvara zarar verecektir. Fotoğraflar ve yazıların asılması için ise bir pano asılması daha iyi olacaktır. Deri veya sünger görünümünde bir duvar kağıdı ilginç bir fon oluşturabilir.