Cumhuriyet Dönemi Roman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cumhuriyet Dönemi Roman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ocak 2011 Salı

Ahmet Hamdi Tanpınar

23 Haziran 1901′de İstanbul’da doğdu. Kadı Hüseyin Fikri Efendi’nin oğlu. Baytar Mektebi’ni bırakarak girdiği Darülfünun-ı Osmani’nin (Bugünkü İstanbul Üniversitesi) Edebiyat Fakültesi’nden 1923′te mezun oldu. Erzurum, Konya ve Ankara’daki liselerde öğretmenlik yaptı. Gazi Terbiye Enstitüsü’nde (Gazi Eğitim Enstitüsü) edebiyat dersleri verdi. 1933′ten sonra İstanbul’da Kadıköy Lisesi’nde edebiyat öğretmenliği yaptı.


Güzel Sanatlar Akademisi’nde sanat tarihi ve estetik dersleri verdi. 1939′da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde yeni kurulan Türk Edebiyatı Kürsüsü profesörlüğüne getirildi. 1942 ara seçimlerinde CHP’den Maraş Milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girdi, üniversitedeki görevinden ayrıldı. 1946 seçimlerinde tekrar aday gösterilmeyince bir süre Milli Eğitim Müfettişliği yaptı. Güzel Sanatlar Akademisinde tekrar derse girmeye başladı. 1949′da da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne döndü. Bu görevdeyken 24 Ocak 1962′de İstanbul’da yaşamını yitirdi. Adını ilk kez “Altın Kitap” dergisinde yayınlanan “Musul Akşamları” şiiriyle duyurdu. Dergah, Milli Mecmua, Hayat, Görüş, Ülkü, Varlık, Oluş, Kültür Haftası ve Aile dergilerinde şiirleri yayımlandı.


Hece vezniyle yazdığı bu ilk şiirler, imge zenginlikleri ve müzikal nitelikleriyle dikkat çeker. Edebiyat Fakültesi’nde öğrencisi olduğu Yahya Kemal Beyatlı’dan çok etkilendi. Ama ilk eserlerinde Yahya Kemal’den çok Ahmet Haşim izleri görülür. Haşim gibi o da küçük yaşta kaybettiği annesinin yokluğundan duyduğu acıyı ve kendisini avutacak bir sevginin özlemini dile getirir. İçe dönük bir bakışla doğa ile iletişim kurmaya çalışır. Şiirinin bir başka yönü Bergson felsefesinden kaynanlanan zaman kavramıdır. Onun eserlerinde zaman, basit bir süreklilik değil, çok katlı ve karmaşık bir akıştır. “Ne İçindeyim Zamanın”, “Bursa’da Zaman” şiirleri bu olgunun örnekleridir. İlk romanı “Mahur Beste” 1944′te Ülkü Dergisi’nde yayınlandı. Osmanlı Devleti’nin son döneminde seçkin bir çevrenin yaşayışını sergileyen bu romanın ardandan, kendi yaşamından da izler taşıyan “Huzur” 1949′da basıldı.


Huzur, hem bir aşk hem de Tanpınar’ın İstanbul’a olan derin sevgisinin romanıdır. Estetik anlayışının, kültür birikiminin ve geçmiş kültürlere yaslanan yaşam felsefesini yansıttığı bu kitabı Tanpınar’ın en yetkin romanı sayılır. Romanda, Mümtaz ile Nuran’ın aşkı çerçevesinde Doğu ile Batı, eski ile yeni, geçmişin değerleriyle var olan değerler, aşk ile toplumsal sorumluluk arasındaki çatışmayı ve bu çatışmanın doğurduğu bireysel bunalımları irdeler. 1950′de Yeni İstanbul gazetesinde yayınlanan ancak ölümünden sonra 1973′te basılan “Sahnenin Dışındakiler” ile 1961′de basılan “Saatleri Ayarlama Enstitüsü”nde de iki uygarlık, iki değerler sistemi arasında bocalayan Türk toplumunun ironik tablosu çizilir. Ölümünden sonra plan ve notlarına dayanılarak biraraya getirilen ve 1987′de yayınlanan “Aydaki Kadın” da da aynı irdeleme vardır. Şiir, roman ve yazılarının yanısıra İstanbul, Bursa, Ankara, Ersurum ve Konya kentlerini doğal, tarihsel ve kültürel yapılarıyla anlattığı 1946′da basılan “5 Şehir” önemli eserleri arasındadır.


Eserleri


Şiir
Bütün Şiirleri (1976-1981)


Roman
Mahur Beste (tefrika 1944 – basım 1975)
Huzur (1949-1983)
Sahnenin Dışındakiler (tefrika 1950- basım 1973)
Saatleri Ayarlama Enstitüsü (1961-1977)
Aydaki Kadın (ölümünden sonra 1987)


Öykü
Abdullah Efendi’nin Rüyaları (1943-1983)
Yaz Yağmuru (1955-1983)
Hikayeler (Kitaplaşmayan iki hikayesiyle birlikte tüm öyküleri, 1983)


Deneme
Beş Şehir (1946-2001)
Edebiyat Üzerine Makaleler (1969-1977)
Yaşadığım Gibi (1970-1977)


Antrolojiler
Tevfik Fikret (1937-1944)
Namık Kemal (1942)
Yahya Kemal (1940-1982)
19. Asır Türk Edebiyatı Tarihi (Ancak birinci cildini tamamlayabildi, 1942-1985)

10 Ocak 2011 Pazartesi

Arif Nihat ASYA

\

5 Ocak günü Adana, şehrin her yerine dalga dalga yayılan şenliklere sahne olur. Türk Edebiyatı ise 1922 senesinde şehirlerinin Framsızlar'dan kurtuluş günü olarak kabul ettikleri bu günü, Arif Nihat Asya'nın yazdığı "Bayrak" adlı şiiri ile hatırlar. Milliyetçiliğiyle bilinen Asya, bir Türk çocuğunun Marksist olamayacağını söyleyecek kadar antikomünist idi.


7 Şubat 1904 tarihinde Tokatlı Ziver Efendi ile Tırnovalı Fatma Zehra Hanım'ın oğulları olarak İstanbul, Çatalca'nın İncek Köyü'nde dünyaya gelen Arif Nihat Asya, henüz 1 haftalıkken babasını kaybetti. 4 yaşına gelince annesi, ikinci evliliğini yaparak, oğlunu bırakarak İsrail, Akka'ya gitti. Akrabalarının büyüttüğü Arif Nihat, ilkokulu doğduğu köyde bitirdi. Daha sonra İstanbul'a taşınan aile, küçük çocuğu Haseki Mahalle Mektebi'ne gönderdi. Daha sonra Gülşen-i Maarif Rüştiyesi'nde eğitim gören Arif Nihat, yatılı olarak gittiği Bolu Sultanisi (bugünkü Bolu Atatürk Lisesi) kapatılınca Kastamonu Sultanisi'ne (bugünkü Kastamonu Adburrahmanpaşa Lisesi) aktarıldı. Resmi olarak 1919 senesinde başlayan Milli Mücadele döneminde 16 yaşından gün alan genç çocuk, dönem şairlerini okumaya başlamıştı.




\

Yürü, hala ne diye oyunda oynaştasın?
Fatih’in İstanbul'u fethettiği yaştasın!

TED Koleji'nden mezun olan Arif Nihat, öğretmen olmak maksadıyla İstanbul Üniversitesi Yüksek Öğretmen Okulu Edebiyat Bölümü'ne kaydoldu. 1928 senesinde Darülmuallimin-i Aliye'den mezun olan (şimdiki Marmara Üniversitesi, Atatürk Eğitim Fakültesi) şairimiz, ilk öğretmenlik deneyimini Adana Koleji'nde yaşadı. Daha sonra Malatya, Edirne, Ankara ve Kıbrıs'ta çeşitli liselerde öğretmenlik yaptı.


"Bayrak şiirini 35 yaşında iken yazdım. Şiirin ilk taslağı 1938'de çıktıysa da 1939'da anca bitirebildim."


Arif Nihat'ın ilk kitabı "Heykeltıraş", 1924 senesinde yayımlandı. 1930'da "Yastığımın Rüyası", 1936'da "Ayetler"i yayımlayan şair, aruz ölçüsüyle yazıyordu. Daha sonra serbest ölçülü şiirler ve gazeller yazan Arif Nihat'ın ilk gözağrısı her zaman rubai olmuştur.



\

1939 senesinde Adana'nın kurtuluş günü olan 5 Ocak 1922 tarihi için yazdığı "Bayrak" adlı şiirini yayımlayan Arif Nihat, bu şiir ile adını ülkeye duyurdu.


Türklüğü yüceltici sözleri, milliyetçiliği, antikomünizm görüşleri ile sevilen bir şair olan Arif Nihat, Marksist kesim tarafından haklı olarak sevilmiyor. Henüz yedi günlükken babasını kaybeden, dört yaşındayken annesini ve sonra da ninesini kaybeden şair, şahit olduğu kayıplardan sonra sıkı sıkı vatanına tutunmuş, onu da kaybetmemek için vatanperver olmayan her fikri şiddetle reddetmiştir.


1946 senesinde "Bir Bayrak Rüzgar Bekliyor" adlı eserini yayımlayan Arif Nihat, 1950 senesinde öğretmenliği bırakıp Adana, Seyhan'dan milletvekili olarak Meclis'e girdi. 4 sene Meclis'te kalan şair, 1954 senesinde Eskişehir'den Meclis'e girdi. Daha sonra tekrar öğretmenlik yapmaya başlayan Arif Nihat, Gazi Lisesi'ne atandı ve 1962'ye dek burda kaldı. Sene sonunda emekli olan şair, 1956 senesinde Mevlana hakkında olan "Kubbe-i Hadra" adlı eserini yayımladı. Aynı sene rubailerden oluşan "Rubaiyyat-ı Ârif"i, 1964'te "Kökler ve Dallar", "Emzikler"i, "Nisan"ı (rubailer); 1967'de "Dualar ve Aminler"; 1969'da "Aynalarda Kalan" ve "Avrupa’dan Rubailer"i yayımladı.



\

1964 ile 1967 arasında "Kıbrıs Rubaileri" ve "Kova Burcu" (rubailer) adlı eserlerini yayımladı.


Bayrak"tan sonra "Fetih Marşı" ile bir kez daha olay yaratan şairin 1971 senesinde Ahmet Kabaklı'nın derlediği "Şiirler" adlı toplama eseri çıktı.


5 Ocak 1975 tarihinde Ankara'da hayatını kaybeden Arif Nihat'ın cenazesinde, vasiyetinde yazdığı gibi Fetih Marşı çalındı.


Arif Nihat Asya'nın eserleri, Ötüken Neşriyat tarafından tekrar basıldı.



Bu yazı queennothing tarafından hafif.org adresli sitede yayımlanmak üzere yazılmıştır.